"SON SÖZ SİVİLDE OLACAKTIR"

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Kanal24 TV'de canlı yayında Melik Yiğitel'in sorularını cevapladı.

15 TEMMUZ BAŞARILI OLSAYDI TÜRKİYE BUGÜN ÇOK FARKLI BİR NOKTADA OLURDU.

AK Parti hükümetleri bundan önce yaşanan her krizden sonra o krizin bir daha yaşanmaması için tedbirler aldı. Hatırlarsanız daha önce 367 krizi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi bir krize dönmüştü ve o dönemde anayasada değişiklik yaparak, Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçiminin bir daha kriz olmaması için krize dönüşmemesi için adımlar attık. Halkın Cumhurbaşkanını seçmesinin önünü açtık. Darbe teşebbüsleri geçmişte başarılı olduktan sonra yan gelip yatılmış, adeta her darbe bir  sonraki darbenin geri sayımının başladığı an olmuş. 72 olmuş, 82 olmuş, baktığınızda ileriye dönük hiçbir adım atılmamış. Neden darbeler oluyor sorgulanmamış. Darbeleri ortadan kaldırmak, bir daha darbe yapılmayacak bir iklimi alt yapıyı oluşturmak için  iktidar ne yapması lazım bunun üzerinde durulmamış. Şimdi Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, Başbakanımız Binali Bey'in liderliğinde, hükümet olarak oluşmuş bu birlik ve dayanışma anlayışı içerisinde bundan sonraki süreçte sistemin darbe üretme niteliğini ortadan kaldıracak, neler yapılabilir onun üzerinde çok ciddi çalışmalar yapıldı.  Bu darbe teşebbüsü peygamber ocağı olan ordumuzun Fetö'nün ocağına, milletin ordusu olan ordumuzun Fetö'nün ordusuna nasıl dönüştürüldüğünü, hepimizin önüne çok acı bir şekilde konulmuştur. Bundan sonraki süreçte bunu daha imkansızlaştıracak, peygamber ocağını  milletin ordusunu, koruyacak tedbirlere ihtiyacı var. Onlardan birisi Yüksek Askeri Şura'nın yapısının değişmesi ve sivil ağırlığının orada artması ve terfilerden  belirleyici iradenin sivil irade olması anlamı taşımaktadır. Baktığımızda sayısal çoğunlukta değişti ve oradaki yapıda çok farklı hale geldi.

Artık milletin iradesi doğrultusunda bir terfi ve değişme gelişme olacaktır. Bu son derece önemli bir konu. Demokratik bir yönetim, demokratik denetiminde belirleyici  olduğu yapı ortaya çıktı. Artık bugün itibariyle sivillerin çoğunlukta olduğu, oylama yapıldığı zaman oy nisabı itibariyle de, toplantı nisabı itibariyleyd, çoğunlukta olduğu bir yapı ortaya çıkmış oldu. Bu doğru olan yapı dünyanın her yerinde de öyle. İngiltere'deki yapıya baktığınızda denge var, Yunanistan'a baktığınızda yaş yapısına, bir tane asker var Genelkurmay Başkanı.. Onun dışında herhangi bir asker de yok.

Biz bunu yaparken dünyadaki örneklere de baktık. Demokratik ülkelerde bu nasıl? Onu da inceleyerek Türkiye'mizde, demokratik bir ülkede olması gerektiği gibi, bir yaş yapısının oluşturulması adımını attık. Bu büyük bir demokratikleşmedir, tabi son söz sivilde olacaktır. Bugüne kadar Türkiye'de herkes neyi söylüyordu, kuvvet komutanlıkları Milli Savunma Bakanlığı'na bağlansın. Bunu söylemeyen hemen hemen hiçbir siyasi, medya mensubu, akademisyen kaldı mı? yok herkes bunu söylüyordu. Ama bunu bir türlü sivil iradeye bağlayan tarihi demokratikleşme adımını Türkiye atmayı başaramadı. Bu vesileyle bu antidemokratik gayri hukuki girişimin ardından büyük demokratikleşme adımlarını atma gereği ortaya çıktı. Çünkü ne kadar demokratikleşirsek o darbeyi önleyecek güçte yukarı çıkacaktır.

ASKERİ EĞİTİM VEREN OKULLARIN KAPATILMASI

Sivil iradeye kuvvet komutanlıklarının bağlanması son derece önemli. Askeri gereklilikler, ilgili sevk ve idare kısmı, yine genelkurmay başkanına ait olacaktır. Ama pek çok görev yetki Milli Savunma Bakanlığı'na geçmiş oldu, bu da son derece önemli bir demokratikleşme esasında. Milli Savunma Bakanı size daha iyi anlatır ama Milli Savunma Bakanlığı'nın teşkilat yapısı da oldukça önemli ölçüde değiştirildi ve diğer bakanlıkların teşkilat yapıları gibi genel müdürlükler oluşturuldu, ve Teftiş Başkanlığı getirildi. Bu noktada sivil ve dıştan bir denetim de ilk defa Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kuvvet komutanlıklarının üzerine getirilmiştir. Şu andaki kararnameyi iyi analiz ettiğinizde göreceksiniz ki orada 9 tane Genel Müdürlük var, 5 tane müsteşar yardımcılığı var, müsteşar var, Teftiş Kurulu Başkanlığı var, daire başkanlıkları var, ve bağlı komutanlıklar var. Buna baktığımızda Adalet Bakanlığı teşkilat yapısı ne ise Milli Savunma Bakanlığı teşkilat yapısı da odur, ve bu teşkilat yapılarında askeri kişilerin görevlendirileceği gibi sivil kişileri de görevlendirme imkanı var. Bu tamamıyla Milli Savunma Bakanlığı takdirine bırakıldı. Fevkalade önemli bir şey. Şu anda Milli Savunma Bakanlığı'nda Fikri Bey deyişiyle tek sivil Fikri Bey bir de özel kalem müdürü, bir de Bakan yardımcısı. Şimdi baktığımızda ise Milli Savunma Bakanlığının teşkilat yapısı vizyonu tamamen değişti. Demokratik hukuk devletlerindeki uygun bir biçimde yeniden yapılandırıldı ve tüm devlet teşkilatı ve geleneksel devlet yapısına da uygun hale getirildi. Bu da büyük bir devrimdir reform olmuştur. Askeri okulların tamamı kapatıldı, hem askeri liseler hemde astsubay hazırlama okulları, Jandarma okulları ve bugünkü yapı itibariyle harp okulları ve harp akademileri kapatıldı. GATA'da kapatıldı. Sağlık Bakanlığı'na bağlandı. Bütün bu okulların öğrencileri YÖK tarafından ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı tarafından puanlarına denk bir şekilde diğer üniversitelere liselere dağıtılacaktır, bir mahrumiyet oluşmayacaktır. Ayrıca bu öğrencilerde eğer okullardan rızalarıyla ayrılırlar veya atılırlarsa tazminat alıyordu, şimdi bu işlem nedeniyle onlar herhangi bir tazminat da alınmayacaktır, neden bu yapıldı.

"FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ OKULLARIN KAYNAKLARINA KADAR SİNMİŞ"

Çok önemli, çünkü bu Fethullahçı terör örgütü, okulların kaynaklarına kadar sinmiş vaziyette. Orta Öğretime başlamadan ilkokulun birinci aşamasındaki kısımdan  başlayarak eskiden soruları vererek bir noktada oraya öğrenci sokuyordu. Türkiye içerisinden bir seçme yapıyordu ama son noktaya geldiği zaman Türkiye'nin içinde  seçme yapmıyordu, kendi mensuplarının çocukları içerisinden seçme yapar bir noktaya doğru gelmiş durumda idi. Bu yapının içerisinden Türk Silahlı kuvvetlerine geçişin  olması Türkiye için büyük bir tehdittir ve biz kaynağı genişlettik. Lise ve dengi okullar dedik ve dolayısıyla hem liseler hem de bütün meslek liselerinden ve  dengi okullardan mezun olan bütün yavrularımız bu sınavlara girebilecekler, ter döktüklerinde emek verip kazandıklarında Türk ordusunun şerefli bir mensubu  olma imkânını bulabileceklerdir. Buradaki antidemokratik kısıtlamayı da ayrımcı yaklaşımı da ortadan kaldırdık herhangi bir grubun veya yapının kendi içerisinden  Türk Silahlı Kuvvetleri'ne kaynak oluşturma kabiliyetini de yok ettik. Bundan sonra Türk Silahlı kuvvetlerine gelecekler üniversitelere nasıl giriyorlarsa aynı şekilde sınavlara girecekler, Ondan sonra nasıl bir konservatuara girerken özel bir okula girerken, özel yetenekler o mesleğin özellikleri nasıl aranıyorsa burada da aynı şekilde mesleki özellikler aranacak. Eğitim daha modern ve çağın gereklerine uygun bir biçimde verilecek ve bir sivil yapı askeri gerekliliklerle birleşerek  orada daha iyi bir eğitimi bundan sonraki subaylarımıza verecektir.  ABD'de milli savunma üniversitesi orada var bizim burada yaptığımız yapılanma bir noktada ABD'deki savunma üniversitesine de benzer bir yapılanmadır. rektörünü Cumhurbaşkanı atayacaktır. Dekanını ve dekan yardımcılarını bakan atayacaktır. Hocaları hem asker hemde sivil kişilerden olabilecektir ve kurmaylık ile ilgili kısım yüksek lisans ve doktora düzeyinde yapılacaktır. Bu bizim eğitim sisteminde çok köklü bir değişimi beraberinde getirmiştir. Eğitim ve öğretim kısmı tamamen milli savunma bakanlığında olacaktır. Genel kurmay başkanlığının önerileri elbette önem arz edecektir ama bu işin planlayıcısı uygulayıcısı her şeyini yapan milli savunma bakanlığı olacaktır. Buda son derece önemli bir demokratikleşme adımıdır. Çocuklarımız yetişirken demokrasi,  hukuk devleti, insan hakları, milli iradenin üstünlüğü ve anayasa gibi hürriyetler gibi konularda daha işin başındayken bir darbe olursa o darbenin  bir numarası gibi algılayan bir psikolojinin dışında tamamı ile ülkesine devletine hizmet psikolojisi içerisinde ve insan hakları, demokrasi, hukuk'un üstünlüğü koruyan çağa ve dünyaya açık bir yapı içerisinde yetiştirmesi son derece önemli.

ASKERİ  EĞİTİMİNDE ZİHNİ DEVRİM

TSK bu yeni eğitim modeliyle yetişirken bir zihni devrimde yerleşmiş olacaktır. Zihin alt yapısı son derece önemli. Okulun birinci kısmındaki çocuğu siz nasıl yoğurursanız öyle yoğruluyor ama liseyi bitirdikten sonra geldiği zaman onları yoğurmak eskisi gibi olmayacaktır. O çağdaki gençler artık belli bir fikri alt yapıya sahip belli düşünceleri edinmiş dışarıdan kendisine aktarılan düşünceleri muhakeme edecek, sorgulayacak, kabiliyeti çok gelişmiş olacaktır. Bunlar elbette oradaki eğitimden etkilenecektir ama yanlışlara karşıda onlara tepki koyacak sorgulayacakta bir yaklaşım ortaya koyacaktır. TSK içerisinde,  Fetullahçı terör örgütüne mensup olanları kimse hiçbirşeyini sorgulamıyor. Fetullah Gülen ne derse sorgulamadan onun her dediğine yapmayı, kendisini cennete götürecek, büyük bir ibadet olarak görüyor, gözünü kırpmadan ölmeye öldürmeye gidebiliyor. Böyle subaylardan oluşmuş bir yapının Türkiye'ye bir faydası varmı bunun Fetö'ye faydası var onunda bu ülkeye zararı ortadır. Bunun için bizim subaylarımız sorgulayan, analiz eden, değerlendiren, özgürce düşünen tabi bunlar emir komuta zinciri içerisinde itaat kültürünü de kendi içerisinde barındıran, bu disiplini de tarih boyunca Türk ordusu yaşadı. Bu disiplini Kuşaktan kuşağa aktaran bir yapı içerisinde olacak sadakati sadece devletine, milletine, hükümetine, anayasasına olacaktır. İtaati sadece resmi hiyerarşik komutanlarına olacaktır. Böyle bir yapıyı bozan her şeye karşı mücadele etmemiz en basit ifadesiyle ordumuzun ve milletimizin şerefini korumak içinde şarttır.

MİT VE GENELKURMAYIN CUMHURBAŞKANLIĞINA BAĞLANMASI

MİT ile ilgili her hangi bir anayasa değişikliği gerekmiyor ancak Genelkurmayla ilgili kısımda anayasa değişikliği gerekir tabi askeri yargıyla ilgili konuda da değişiklik gerekiyor çünkü Türkiye'de iki ayrı yargı var birisi Askeri yargı, diğeri adli yargı iki yargı iki devlet görüntüsü veriyor. Hukuk devletinde yargı tek olur, usul tek olur ve esas tek olur. Şu anda yargı çift başlı, çift devlet görüntüsü var demokratikleşen bir Türkiye'de, hukuk devletine inanmış bir Türkiye'de yargının birliğinin konuşmak askeri Yargıtay ve Askeri  Yüksek idare mahkemesini kaldırarak, Yargıtay ve Danıştay'da birleştirmek son derece önemlidir. Bu adım siyasi partilerimizle konuşularak atılacak bir adımdır. Cumhurbaşkanımızın başkanlığında siyasi parti genel başkanlarının yaptığı görüşme önemli, başbakanımızla siyasi başkanlarının yaptığı görüşme önemli oradan da bu konularda istişareler sonucu olumlu adımlar atılabileceğine dair görüşler çıktı tabi bununla ilgili patimiz genel başkanımızın,  başbakanımızın yapacağı görevlendirmeler çerçevesinde siyasi partilerle bir istişare yapılacaktır bu istişare çerçevesinde adım atılacaktır. Bizim sayısal çoğunluğumuz anayasa değişikliği yapmaya yetmemektedir, dolayısıyla siyasi partilerimizle anlaşarak uzlaşarak bir  anayasal reformu beraber yapabiliriz. Muhalefet partileriyle uzlaştıklarımızı da hayata geçireceğiz. Meclis tatile girmeden bu adımı hayata geçirmemiz lazım zira askeri Yargıtay ile Askeri Yüksek idari mahkemesinin, Askeri yargı ile ilgili kısmın kaldırılmasının ve demokratik hukuk devletlerinde olduğu gibi düzenlenmesi konusunda diğer siyasi partiler ile AK Parti arasında esasında bir fark yok çünkü diğer siyasi partilerin seçim beyannamelerinde de bu var bugüne kadar söylemlerinde de bu var anayasa uzlaşma komisyonunda yapılan çalışmalarda da, siyasi partilerin bir uyum içerisinde olduğunu görüyoruz o yüzden askeri yargıya ilişkin kısımda kolay uzlaşabileceğimizi düşünüyoruz. Sayın Genel başkanımızın, Başbakanımızın görevlendireceği arkadaşlar randevu alıp görüşmeye başlayacaktır. Belki bu arada kamuoyunun da bilgisi olmadan görüşmelerde yapılmış olabilir ama bundan sonrada bu daha net bir şekilde ortaya konacaktır bunun adımlarını süratle atmamız gerekiyor.

HAZIRLANACAK PAKETİN KAPSAMI

Partilerle konuşarak bu paketin kapsamını belirleyeceğiz. Bu kapsamda HSYK'yıda konuşabiliriz diye düşünüyorum çünkü hakimler ve savcılar yüksek kurulunun bu seçim usulüyle yoluna devam etmesi yargıya olan güveni çok olumsuz etkilemektedir hep ifade ettik HSYK'nın seçim usulü mutlaka değişmelidir ve mutlaka HSYK bu usulle  bir daha seçime gitmemelidir. Demokrasimizi ve hukuk devletimizi gerçekten tahkim etmek güçlendirmek istiyorsak bunun üzerinde hep beraber kafa yormalı ve uzlaşma noktasını partilerle mutlaka bulmalıyız. Artık "ben dedim, sen dedim yada artık böyle olacak, şöyle olacak" noktasının ötesinde kafa kafaya verip aklımızı aklımıza ilave edip en iyisini beraber yapmamız lazım. Benim dediğim olsun senin dediğin olsun inadının ötesinde bu konu artık senin benim iddiam konusu değil, hepimizin ortak konusu yargıyı ve hukuk devletini, demokrasiyi iyi bir noktaya taşımak için bu adımı mutlaka atmamız gerekiyor. Bu pakete başka konularda ilave edilebilir şu anda detaylandırmak istemiyorum tabi partilerle konuşurken onlarında önerileri olacaktır yani "şuda olsun buda olsun" şeklinde bizim götüreceklerimizde olacaktır onlarında önerileri olacaktır. Bizim üzerinde uzlaşabileceğimiz başka öneriler olduğunda da bu paketin içerisine sadece iki tane konu koyalım bu işi geçirelim yerine uzlaştığımız aramızda ihtilaf olmayan, olması muhakkak gerekli olan konularda elbette yeni ilaveler yapılabilir bu ancak partiler arası görüşmede ortaya çıkar.

BU YAPI ABD İÇİN TEHDİTTİR

Olumlu not verdiğiniz, olumlu kanaat verdiğiniz kişi bir canavara dönüşmüş olabiliyor. Onun için de bu yapıyı herkesin iyi görmesi lazım. Biz bu yapıyı anlatmamız gerekiyor. İkincisi; bu yapı bakın ABD için de bir tehdittir. Bakın bugün Türkiye'de 40 yılı aşkındır yaptığı çalışmalar sonrası yargıda, emniyette, orduda ve devletin diğer kurumlarına yerleştirdiği sızdığı, sızdırdığı mensupları vasıtasıyla nasıl bir yönetim ve rejim değişikliği için kanlı bir darbeye teşebbüs ettiyse yarın bu Amerika'da Charter okullarında yetiştirdiği öğrencilerinin Amerika'ya sadakatinden daha çok Fetullah Gülen'e ve onun anlayışına sadakatle yetişeceği için ilerde Amerika içinde başka ülkelerde de o ülkeler içinde bu okullarda yetişen çocukların Türkiye'deki yetişenler gibi nasıl oraya bağlılıkla gözünü karartarak bir suçu işleye biliyorsa, insanları gözünü kırpmadan öldürebiliyorsa aynı şey oralarda da olabilir. Bunun olmayacağının hiç bir garantisi yok. Bir defa bu Amerika'nın geleceği bakımından bir tehdit ve tehlike oluşturuyor. İkincisi, Fetullah Gülen'in bu darbe teşebbüsünün arkasında olduğu ABD'de biliyor, bütün dünyada biliyor. Bunun ispatı için delile hacet yok. Türkiye'deki 15 Temmuz'daki darbe teşebbüsünü Fetullah Gülen'e bağlı Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki hainlerce ve onun talimatları doğrultusunda gerçekleştirildiğinde kimsede en ufak bir tereddüt yok. Sadece bir algı operasyonu yapmak isteyen alçaklar var. Onlarında herkes biliyor kim olduğunu. Onlara da kimse itibar etmiyor. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri eğer bu saatten sonra iade etmezse onu Amerika'da demokrasiye inanmış Amerikan halkına da anlatamaz. Türkiye'ye de anlatamaz dünyaya da anlatamaz. Çünkü demokrasiye inan herkes demokrasi düşmanı ve demokrasiyi yok etmek isteyen bir yapı karşısında, bunun demokrasiye sahip çıkacak bir anlayışla hareket etmesi lazım.

Amerikan yönetimi bu konuyu Türkiye'ye ile görüştüğünü ifade etti. Bazı sinyaller verdi. İşte bazı hukuki belge bilgi istedi. Bu Fetullah Gülen'in iade edilebileceği korkusunu taşımasına yol açtı. Şimdi başka ülkelere kaçmak için bir arayış içerisinde olduğuna dair güçlü bilgiler geliyor. O yüzden ABD, Türkiye'ye iade etmezse kaça bilir. İkincisi bu darbe teşebbüsü başarısız oldu ama Fetullah Gülen'in açıklamalarına baktığınızda yeniden milleti darbeyle tehdit ediyor. Darbeye karşı duranları ölümle ve cehennemle tehdit ediyor. Darbe önlendi diye sevinenleri ahmaklıkla, sevinenlerin sevinçlerinin kursağında kalacağı ifadesiyle tehdit ediyor. Ve darbecileri de itirafçı olmamaya dik durmaya çağırıyor. Çok net bir şekilde gösteriyor ki Fetullah Gülen bu niyetinden vazgeçmiş değil, bunun artçıları olabilir, bunun artçılarını kim yapacak gene bu yapacak. Türkiye'de demokrasinin ve hukuk devletinin yeninden tehlike ve tehdit altında olmaması için Fetullah Gülen'in acilen yakalanıp Türkiye'ye iade edilmesi gerekiyor.

Dışişleri Bakanlığımız tarihi ayarlayacak, tarih daha henüz belli olmadı, o çerçevede gideceğiz ve Fetullah Gülen'i isteyeceğiz. ABD, Türkiye ile bu konuda irtibata geçti, Türkiye'den bir takım hukuki belge ve bilgi istiyorlar. Bu normal bir şeydir. Bizim ABD ile aramızda  olan uluslar arası antlaşma gereği işlemesi gereken rutin mekanizmadır. Bu işliyor zaten biz de işletiyoruz.

Burada bir şeyin altını çizmekte fayda görüyorum. Bu iade konusu hukuki rutin işlemlerin tamamlanmasının ötesinde bir anlam taşıyor. Hepimiz biliyoruz ki ülkeler arasında suçluların iade edilmesi konusu nihayetinde siyasi bir karardır. Bütün hukuksal delilleri ortaya koyun gün gibi her şeyi ispat etmiş olsak bile, Amerika yönetimi hayır diyebilir. Bir bahane bulabilir. Şurası eksik burası yanlıştı gibi bahane bulabilir. Biz Amerika yönetiminin önüne hiç bir şey koymasak da Amerika yönetimi diyebilir ki, Türkiye ve Amerika arasındaki ilişkiler nedeniyle bunun iadesi gerekir diyebilir. Ben onun için Amerika Birleşik Devletleri hukuka sığınarak biz bunu iade etmiyoruz diyebilir. Ama hukuka sığınarak da demiş olsa bu lafı, başka bir sebeple de demiş olsa bu lafı her halükarda verdiği karar siyasi karar olacaktır.

FETULLAH GÜLEN ŞUAN NEREDE?

Bize gelen bilgiler şuanda ABD'de olduğu yönünde, ama üçüncü bir ülkeye kaçma arayışı olduğuna dairde önemli istihbarı bilgiler var. Amerika izin vermezse zaten ABD'den kaçamaz. Oradan ayrılıp başka bir ülkeye kaçarak giderse, Amerika Birleşik Devletlerinin ona izin vermesiyle olacaktır. ABD'nin içerisinde Türkiye'de böyle bir darbe teşebbüsünü gerçekleştirmiş birisinin, dünyanın günlerdir konuştuğu bir kişinin ABD'nin haberinin olmaksızın oradan kaçıp bir yere gittiği söylenirse buna bütün dünya güler. Türkiye olarak biz ABD'den bize iade etmesini istiyoruz. Çünkü bu yaptıklarının hesabını millet adına milletin yargısına hesap vermesi gerekiyor. 237 tane vatandaşımız şehit oldu. 2 binden fazla insanımız yaralandı. Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz büyük bir itibar kaybına uğradı. Türkiye'ye Türk Silahlı Kuvvetlerine ve milletimize bu acıları yaşatan birinin yargının önünde hesap vermesi lazım. Bu kadar insanın katili kim? Sadece tetiği çeken mi? O tetiği çekenler katil ama o tetiği çektiği zaman doğacak süreci başlatma talimatı veren, o tetiği çekenden daha fazla bu konuda suçludur. Ve bunların hesabını mutlaka yargı önünde vermesi lazımdır.

ÖRGÜTÜN ŞEMASI ORTAYA ÇIKTI MI?

Bir şema ortaya çıktı. Ankara'da yürüyen davada biliyorsunuz örgüt şemasına ilişkin iddianamede bir şema çıktı. Başka davalarda da başka şeyler var. Bu darbe teşebbüsünün ortaya çıkardığı gerçekler var. Ben bütün bunlara rağmen bu yapının halen gizli hücrelerinin olduğuna inanıyorum. Çünkü çok gizlenmiş bir yapı. Kritik yerlerde bundan sonra bunların bulunacağına ihtimal vermiyor. Bakın Fuat Avni ne oldu? Kesildi. Devlet artık bunları temizleme kararı aldı. Bu temizlik devam edecektir. Dolayısıyla devlet içerisinde şuanda yerleşmiş yapıları tasfiye ediliyor. Kalanlarda tasfiye edilecektir. Devletin aygıtını bundan temizlemezsek bu devlet bir yerde hepimizin devleti olmaktan çıkar o nedenle devletine milletine Anayasasına sadakati olmayanın bu devletin içerisinde vazife yapma imkanı yoktur. Eğer biz hükümet olarak milletin bize verdiği yetki çerçevesinde bu konuda adımları atmazsak biz vazifemizi yapmamış oluruz. Millet bize üç şey söylüyor. Bir bu darbecileri cezalandırın, ve bu darbecilerle beraber hareket eden Fetullahçı Terör Örgütüne kim mensupsa devlet aygıtı içerisinde bunları temizleyin. ikincisi, bu darbe teşebbüsünün artçılarının olma ihtimalini ortadan kaldırın, üçüncüsü, Türkiye'de bir daha darbe teşebbüsü olmaması için atılması gereken tüm demokratik adımları atın diye milletin bize mesajı var. Biz bu üç mesajın gereğini yapıyoruz ve gereğini de yapmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim vazifemiz bu. Türkiye bir daha böyle tehdit ve tehlike ile karşı karşıya bırakmamak, böylesi bir ihanet üzerine insanlarımız ölmesi ve yaralanması ile sonuçlanacak bir tehlikeyle karşı karşıya bırakmamak. Bizim vazifemiz bu. Bunlar herkesten herşeyi gizliyorlar.Şimdi baktığınızda bu gizliliğin burada olduğunu görüyoruz. Yurtta sulh konseyi var.Bildiri onun adına okunuyor.Peki bu yurtta sulh konseyinin üyeleri kim, kimlerden oluşuyor, bunlar sivil mi asker mi buna dair şuanda ortaya çıkmış somut veriler yok.Bu soruşturmalar bunu çıkaracaktır.Bunun bir numarası Fetullah Gülen bunda tartışma yok, onun talimatıyla  onun sevk ve idaresiyle yapılmış.Bir defa bunda şüphe yok onun adıyla yürüyor ama Fetullah Gülen'in adına Türkiye de bu işi sevk ve idare eden kim? Bu ortaya çıkacak herkes bir tahminde bulunuyor.Ortaya çıkan deliller üzerinden.Tahminler üzerinden falan olur filan olur diye.Bir takım değerlendirmeler yapılıyor bu konuda netlik yok.Onun için bu soruşturma sürecini hepimizin beklemesi gerekiyor.Peki bu darbe başarılı olsaydı adalet bakanı kim olacaktı,diğer bakanlar kim olacaktı başbakan kim olacaktı bunların da cevaplanması gerekiyor.Darbe teşebbüsü içerisinde aydınlatılmamış konuların hepsinin aydınlatılması gerekiyor.Baktığınızda ifadelere basına yansıyanlardan,incelediğinizde Cumhurbaşkanını, öldürmek için, almak için yola çıkıyor.Bu işin başındaki adam ben görmedim duymadım diyor.Oraya gidene kadar bilmiyorum yalanıyla milletin aklıyla zekasıyla alay ediyorlar.Biz bir defa böyle dersek herkes bize inanır. Ya sen elinde  helikopterler silahlı askerlerle gidiyorsun iniyorsun oraya imhaya gidiyorsun şunu yapıyorsun bunu yapıyorsun efendim biz bunu bilmiyorduk, bizim bundan haberimiz yoktu, beni kandırdılar, beni yanılttılar. Bu ifade verenler milletin aklıyla herhalde ifade alanlarında alay ediyorlar. Böyle bir şey olur mu meclisi bombalıyor benim haberim yok tatbikat yapılıyor.Hangi tatbikatta meclisin üzerine bomba atılmış? Özel harekatı bombalıyorsun, canlı bomba atıyorsun insanların üzerine zamandan beri özel harekatın üzerine gerçek bomba atıyorsun. Elli iki tane vatan evladını şehit ediyorsun, insanları hedef gösterip alnından vuruyorsun,tankıinsanların üstüne sürüp eziyosun, vurmam diyen askeri vuruyosun, ondan sonra hala bu tatbikat diyorsun. Böyle birşey olur mu? Milletin aklıyla alay ediyorlar. onun içinde bu çelişkilerin ortadan kalkması bu şoruşturmanın bütün olarak sağlıklı yürümesi için bizim soruşturmada ortaya çıkan delilleri deşifre etmemiz, tasdik etmemeiz lazım. analiz etmemiz ve bu çelişkileri g,dermek için ek ifadeler, ek incelemeler yapma ihtiyacı olabilir, onun için ek gözlatılar olabilir. Bütün bunlar bir zaman alacaktır. Şu ana kadar 15 temmuz'dan bu yana savcılar gerçekten büyük bir özveriyle çalışıyorlargece gündüz. Binlerce gözaltılar, ifadesi, sorgusu, aramalar, taramalar,el koymalar bunlar insan üstü bir çalışma gerektiriyor. Onlar özveriyle bu çalışmayı sürdürüyorlar o yüzden biraz savcıların görevlerini rahat yapabilmesi için onlara zaman verilmeli.

KARANLIKTA KALAN HERŞEY MUTLAKA AYDINLIĞA KAVUŞACAKTIR.

Bu Fetullahçı terör örgütünün yapısından kaynaklanıyor. Bunlar hep böyle, suç üstü yakalıyorsunuz yine mazereti var. Genel Kurmay başkanını, merkez binasını kim işgal etti? orada bulunan, sıkı yönetim bildirisinin altına imza atıp yayınlayanlar, benim imzadan haberin yok diyor. Genel Kurmay başkanını ikinci başkanı kim rehin aldı onların eline kelepçeyi kim taktı, kelepçeyi takarken siz ne yapıyordunuz orada. Madem onlardan değilsiniz niye ölmeye tercih etmediniz onlara karşı mücadele etmediniz. Genel Kurmay ikinci başkanının emir subayı ayağıyla onun kafasına basıyor! benim bu işten haberim yok diyebilirmi! Genel Kurmay içerisinde olacaksınız dışardaki insanların üzerine ateş etme emri vereceksiniz yaklaşanı vurun diyeceksiniz orada pek çok insanı şehit edeceksiniz bu kadar çatışma olacak siz bu işin içerisinde olacaksınız. Ben görmedim, duymadım, bilmiyorum, ben bunlardan değilim diyeceksiniz! ortada bir suç üstü hali var hepsi orada zorla yakalandılar, teslim olmadılar. Operasyon olacaktı ya öleceklerdi yada öldürüleceklerdi, bunun üzerine operasyon olmasın diye kendileri teslim oldular. İsteyerek teslim olmadılar, özel harekat operasyon yapacaktı. Hepsi içeride ya ölü yada diri ele geçirilecekti. Kaybedeceklerini gördüler teslim oldular. O saate kadar direnip sonra teslim olan herkes ben yokum bu işin içinde diyor. Akıncı üssünde uçaklar kalkacak, meclisi bombalayacak, helikopterler kalkacak bu kadar insanı bombalayacak bu kadar insanı öldürecek, Akıncı üssünde bulunan herkes bizim bundan haberimiz yok diyecek. Bu kadar olmaz. Alemi kör, herkesi sersem sanmanın ne alemi var. Yiğitçe, mertçe herkesin olup biteni anlatması gerekiyor. Anlatmazsa ne olur? Yine her şey ortaya çıkar, çünkü bütün kamera kayıtları ortada, bunlar darbede başarılı olacaklarına inandıkları için kameraların hiçbirisine dokunmamışlar, akıncılardaki mobese kayıtlarında bırakıp kaçılan bir sürü sivil araba var, bilgisayarlardan elde edilenler var, telefon kayıtları var. Bütün bu görüntülerin çok önemli sonuçlar ortaya koyacağına yürekten inanıyorum. Bunların henüz tam deşifresi, tasnifi ve analizi yapılmış değil. Çünkü ifade ve gözaltılar devam ediyor. Savcılarımız bunlarıda inceletecekler kendileri de inceleyecekler ve ondan sonra ek ifadeler alınabilir, çelişkiler ortaya çıkınca bunları gidermek için başka çalışmalar yapılacaktır. Mutlaka karanlıkta kalan herşey aydınlığa kavuşacaktır.

CUMHURİYET DÖNEMİNİN EN KAPSAMLI KOĞUŞTURMASI VE SORUŞTURMASI OLACAK.

Tek bir yerde mahkeminin yapılması çok zor görünüyor, Ankara'da olduğunda düşünün bir otuz bin kişinin sanık olduğu bir dava bunların avukatları, yakınları izleyiciler basın, bunun sağlıklı bir yagılanma olması adil yargılama olması imkansız, bu nedenle bunların ayrı ayrı yerlerde yapılması daha doğru olur. Buna elbette savcılarımız karar verecektir. Bu konuda davaların irtibat nedeniyle birleştirilmesine imkan veren düzenleme var. Ayrılmasına imkan veren düzenlemede var bu çerçevede değerlendirilecektir. Türkiye PKK ile mücadele ediyor. PKK'da Türkiye'nin her yerinde eylem yapıyor. Suç eylemi yapıyor hedefleri tek ülkeyi bölmek ama bunların hepsi tek yerde yargılanmıyorlar. Suçun işlendiği yere göre yargılama yapılıyor. Bu davada da buna benzer bir yöntem izlenebilir bununla ilgili savcılar gereken kararı vereceklerdir.

YARGILAMANIN CANLI YAYINLANMASI

Bizde yargılamalar alenidir, yani bu alenilik insanlara açıklığı anlamında alenidir. İsteyen girer bunu izleyebilir. Televizyonda yayınlama anlamında bir alenilik, benim anladığım kadarıyla bizim yasalarımızda yok.

AVRUPA'NIN İKİ YÜZLÜ TUTUMU

Almanya Türkiye'ye demokrasi dersi veriyor. Biz endişeliyiz diyorlar tutuklamalar, görevden almalarla ilgili endişeliyiz diyorlar. Darbeden endişeli olduklarıyla ilgili endişelerini yüksek sesle pek söylemiyorlar ama darbecilerin göz altına alınması yargılanması ve onlarla irtibatlı olanlarla ilgili atılan adımlarla ilgili konuşuyorlar. Türkiye'de OHAL ilan edildi diyorlar, kendileri ilan edince birşey demiyorlar, Fransa ilan edince birşey demiyorlar ama mesele Türkiye olunca demokrasi havarisi kesiliyorlar. Ben şimdi Almanya'nın sayın Başbakanına, Anayasa mahkemesi başkanına soruyorum; siz Türkiye'ye gelince üst perdeden demokrasi cümleleri kuruyorsunuz, peki bir legal toplantıya Türkiye'den Cumhurbaşkanının sinevizyonla katılıp görüşlerini açıklamasının engellenmesi demokrasinin hangi ilkesine uygun, hukuk devletine de uygun değil. Demokrasi konusunda samimi olmadıklarının bir göstergesi Türkiye'de demokrasiye sahip çıkmanın destanı yazıldı. Darbecilere meydan okundu ve belki dünya'da böylesi bir kanlı darbeyi ölüme koşarak bastıran tek millet Türk  milleti ama bunu gören yok darbeciler kaybetti diye üzülen çok 

Adres

06659 KIZILAY / ANKARA

Telefon

90 (0312) 417 77 70

E-Posta

basinisaretadalet.gov.tr

© 2020 BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ Resmi İnternet Sitesidir. Tüm hakları saklıdır.

Sitemizi Bugün : 2332 - Toplam : 2515731 kişi ziyaret etmiştir.