ÖZGÜRLÜKLERİMİZE VE HUKUK DEVLETİMİZE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde,  Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu ve beraberindeki 70 baro başkanını kabul etti.

Kabulde Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga,Adalet Bakan Yardımcısı Bilal Uçar ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek de hazır bulundu.

Türkiye Barolar Birliği’nin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından 15 Temmuz’da başlatılan darbe girişimi karşısında demokrasinin, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün yanında yer aldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dayanışma için, 15 Temmuz’da savaş uçaklarının bombalı saldırısına maruz kalan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Gölbaşı Özel Harekât Merkezi’ni ve bugün de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni ziyaret eden Türkiye Barolar Birliği yönetimine şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” dedi.   Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından başlıklar söyle:

“TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİ OLARAK KALMAYA DEVAM EDECEK”

Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğu ve hukuk devleti olarak kalmaya devam edeceğinden baro başkanlarının emin olması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeye ve millete savaş açan darbecilere karşı mücadelenin, ilk andan itibaren hukuk devleti sınırları içinde yürütüldüğünü vurguladı.

15 Temmuz gecesi darbecilerin, karşılarında milleti ve emniyet güçleri ile birlikte savcıları ve hâkimleriyle adalet teşkilatını bulduklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar tamamen hukuk kuralları içinde yürütülmüş, yürütülmeye de devam etmektedir. Olağanüstü Hal, MGK tavsiyesiyle, Bakanlar Kurulu kararıyla, Meclis onayıyla, Anayasamızda belirtilen prosedüre uygun şekilde ilan edilmiş, uygulamaya konulmuştur. Bugüne kadar da, Anayasa ve yasalar dışında atılmış hiçbir adım yoktur” diye konuştu.

“BU MİLLET HER TÜRLÜ TEŞEKKÜRÜ, TAKDİRİ VE HAYRANLIĞI HAK EDEN BİR MİLLETTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişimi gecesi yaşananları eleştirenlerin amacının, Türkiye’nin yaşadığı tehlikenin büyüklüğünü gözlerden kaçırmaya çalıştığını belirtti ve şunları söyledi: “O gece aslında bir millet ayağa kalkmıştır, hiçbir ayrım yapmaksızın ayağa kalkmıştır. Vücudunu kurşunlara, tanklara, bombalara siper etmiştir. 15 yaşından 75 yaşına kadar, kadınıyla erkeğiyle siper etmiştir. Öyle zannediyorum ki herhalde dünyada da bunun benzeri pek yoktur. 15 Temmuz gecesi, hangi kökenden, hangi meşrepten, hangi siyasi görüşten olursa olsun Türk milletinin, 79 milyonun tamamı, tarihi bir sınavı alnının akıyla vermiştir. Hiç kimsenin, bu iftihar verici görüntüye gölge düşürmeye hakkı yoktur. Darbeciler ne kadar vicdansız, ne kadar ahlaksız, ne kadar cani, ne kadar şuursuz ise, milletimiz o derece asil, o derece dirayetli, o derece cesur, o derece kararlı bir tavır içinde olmuştur. Bu millete ancak saygı duyulur. Bu millet alnından öpülesi bir millettir. Bu millet her türlü teşekkürü, takdiri, hayranlığı hak eden bir millettir.”

“NAMLULARIN KARŞISINA DİKİLENLER SEÇKİNLER DEĞİL, BU ÜLKENİN ORTALAMA VATANDAŞIYDI”

“O gece meydanlara çıkanlar, bu yolun sonunun şehadete çıkabileceğini, gazilikle neticelenebileceğini biliyorlardı. Kimi evinden çıkarken, kimi yolda, kimi vurulduğu yerde sevdikleriyle, aileleriyle helalleşirken, hiçbirinde en küçük bir pişmanlık, en küçük bir korku emaresi yoktu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehitlerimizin evlerini gezerken gazilerimizi ziyaret ederken, hepsinden şimdi bunları dinliyoruz. Öyle zannediyorum ki yazılacak birçok eser olacak, o eserlerde zaten bunlar en canlı şekilde yerini alacaktır. İşte bu ülkeye, bu vatana, bu devlete sahip çıkmak böyle olur. Bugüne kadar pek çok şehit yakınımızla, pek çok gazimizle görüştüm, görüşmeye devam ediyorum ve edeceğim.  Hepsinin de gözünde ülkesine, devletine, geleceğine sahip çıkmanın, bu uğurda görevini yapmış olmanın huzurunu, mutluluğunu gördüm. Bugün geriye dönüp baktığımızda Türkiye’nin yıllarca, yalanla, iftirayla, çarpıtmayla, boş sözle, hamasetle ülkesine ve devletine sahip çıktığını iddia eden, güya seçkinlerin istismarına maruz kaldığını fark ediyoruz. Ama 15 Temmuz’da darbeci teröristlerin silahları ölüm kusmaya başladığında, bu istismarcıların hiçbiri biliyorsunuz ortada yoktu. Sokakları, meydanları dolduranlar, tankların önüne yatanlar, namluların karşısına dikilenler seçkinler değil, bu ülkenin ortalama vatandaşıydı.”

“BU MİLLET ALLAH’TAN BAŞKA HİÇBİR GÜCÜN KARŞISINDA EĞİLMEZ”

15 Temmuz’da şehitlik makamına ulaşanların, gazi olanların memleketlerine, eğitimlerine, mesleklerine ve yaşlarına bakıldığında Türkiye’nin bizatihi kendisinin görüleceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyoruz ki; istiklalini ve istikbalini dünyanın en modern silahlarıyla üzerlerine gelen darbecilere teslim etmeyen bu millet, Allah’tan başka hiçbir gücün karşısında eğilmez. Türk milleti o gece, kendisine baş eğdirebileceklerini sananların başlarına gök kubbeyi yıkmıştır. İşte bu sebeple bugün ülkemizin geleceğine, 15 Temmuz sabahı olduğundan çok daha güvenle bakıyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin, dünyanın başına musallat olan ne kadar tehdit varsa, hepsine birden maruz kalan tek ülke olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de yaşanan insani krizin bir sonucu olan göçmen konusunun, tüm Avrupa’yı titretip korkuttuğunu; milli gelirleri Türkiye’nin 2-3 katı olan Avrupa ülkelerinin binlerle ifade edilen göçmene bakamazken Türkiye’nin ise yıllardır 3 milyon sığınmacıya, ev sahipliği yaptığını hatırlattı ve “Bu millet başka bir millet. Bu milletin asaleti buradan geliyor. Çünkü bu millet, varil bombalarından kaçan insanlara yüreğini açacak kadar asil. Ama onlar maalesef bu asillikten nasibini almamış milletler” ifadelerini kullandı.

Uluslararası Af Örgütü yetkililerinin, 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan FETÖ mensubu askerlere ilişkin endişe duyduklarına yönelik açıklamalarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu kuruma “Bazı şeylerden endişe duyduğunu söyleyeceğine çık gel bakalım burada, Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamentosunda ne olmuş. Gel bakalım burada Emniyet Teşkilatı’nda bombalama neticesinde 53 Emniyet görevlimiz nasıl şehit olmuş. Gel gör bakalım Cumhurbaşkanlığı Külliyesi nasıl vurulmuş, burada 6 şehidimiz nasıl vurulmuş. Boğaz Köprüsü üzerinde ve Kuleli Askeri Lisesi’nin orada 39 kişi nasıl şehit edilmiş. Gel bunları bir gör, yerinde incele. Sana düşen görev budur. Ondan sonra açıklamanı yap. Ama sadece duyduklarınla aldığın haberlerle bu tür açıklamaları yaptığın zaman, kusura bakma sana saygı duyulmaz” sözleriyle seslendi.

“ÖZGÜRLÜKLERİMİZE VE HUKUK DEVLETİMİZE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu değerlendirmelere yer verdi: “DAEŞ denilen örgüt, Fransa’da ve Belçika’da birkaç terör eylemi yaptı, Avrupa ülkelerinin tüm dengeleri bozuldu. Neredeyse insan haklarını askıya alma noktasına geldiler. Biz ise FETÖ yanında, PKK, DAEŞ, DHKP-C gibi, her biri de kendi alanında çok yüksek eylem kapasitesine sahip örgütlerle aynı anda mücadele ediyoruz. Bu mücadelemizi de tamamen hukuk içinde, demokrasi içinde yürütüyoruz. Bakınız, 1970’li yıllarda Almanya’da Baader Meinhof çetesi eylemlerini tırmandırdığında, bu ülke idam cezasını geri getirmeyi tartışmaya başlamıştı. Hatta Hessen Eyaleti Anayasası’nda idam cezası halen vardır. Hal böyleyken, FETÖ’nün darbe girişimine, PKK’nın kanlı eylemlerine, DAEŞ’in canlı bomba saldırılarına, DHKP-C’nin suikastlarına maruz kalmamamıza rağmen, bu tartışmayı yapmamızı dahi kabullenemiyorlar. Kim? Avrupa. Yaşanan kanlı darbe girişimi sonrasında böyle bir meselenin tartışılmasından daha tabii ne olabilir? Bu konuda kararı verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. TBMM böyle bir kararı aldığı zaman mesele biter. Ama alır mı almaz mı, onu bilemem. TBMM’nin böyle bir hakkı, böyle bir yetkisi yok mu? Millet böyle bir talebi iletiyorsa, orası bunu tartışır, görüşür. İnanın bana, bırakın darbe teşebbüsünü, şöyle bizdeki birkaç aylık PKK, DAEŞ terör eylemleri Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde yaşansın, idam cezasını da getirirler, kesintisiz Olağanüstü Hal de ilan ederler. İşte Fransa bakın, 9 ay üzerinden gidiyorlar. Bizde daha 3 aylık ilan edildi, onu bile tartışmaya kalktılar. Çünkü bizim sabrımız, dayanma gücümüz, tevekkülümüz inanın onlarda yok.”

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden bir ay geçmesine rağmen, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ve birkaç bakan dışında, başkan veya devlet başkanı düzeyinde hiçbir Batılı devlet adamının Türkiye’ye ‘geçmiş olsun’ ziyaretinde bulunmadığına işarete ederek, “Telefonla aradıklarında da, bizim halimizden ziyade darbecilerin durumlarını merak ettiklerini gördük” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şunları ekledi: “FETÖ mensubu teröristlerin katlettiği 240 vatandaşımızın, yaraladığı 2 bin 195 kardeşimizin durumunu soran yok; ama gözaltılar, tutuklamalar, görevden almalar niyeyse pek ilgilerini çekiyor. Aslında Batılı ülkelerin askerleri, diplomatları, gazetecileri zaman zaman gerçek niyetlerini ağızlarından kaçırmıyor değiller. Biz, bunlara rağmen, demokrasimize, özgürlüklerimize, hukuk devletimize sonuna kadar sahip çıkacağız. Çünkü bu değerleri, Batılılar veya Avrupa Birliği dayattığı için değil, milletimiz buna layık olduğu için savunuyor ve hayata geçiriyoruz, farkımız bu. Biz, gerek FETÖ darbe girişiminin, gerek PKK’nın ve DAEŞ’in eylemlerinin gerçek yüzünü muhataplarımıza anlatmaya devam edeceğiz.”

“GERÇEKLERİ DÜNYA HALKLARINA GÖSTERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerinin propaganda gücünün, kendilerine verilen dış desteklerden dolayı Türkiye’den çok fazla ve ilerde görünmesini üzüntüyle karşıladığını kaydetti ve “Buna rağmen, ulaşabildiğimiz her platformda derdimizi anlatmaya, gerçekleri dünya halklarına göstermeye devam edeceğiz. Terör örgütlerinin gerçek yüzlerini gösterdiğimiz her bireyi kazanç sayarak, mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz. Biz şuna inanıyoruz; Allah doğruların yardımcısıdır” diye ekledi.

Sivil toplum ve meslek kuruluşlarının, ülkelerinin ve milletlerinin safında güçlü bir şekilde yer almalarının kendilerini memnun ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, “15 Temmuz’un, diğer pek çok alan gibi, bu konuda da hepimiz için yeni bir milat olduğuna inanıyorum. Özellikle Yenikapı, bizim için gerçekten yeni bir milat olmuştur. Türkiye Barolar Birliği’ni, bu örnek dayanışma ziyaretinden dolayı bir kez daha tebrik ediyorum” sözleriyle tamamladı.


Burada konuşan Bozdağ, 15 Temmuz'un Türkiye tarihi bakımından büyük bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Bakan Bozdağ'ın konuşmasından başlıklar söyle:

"Maalesef yargımızın içerisinde anayasa, kanun ve hukuka bağlılıklarını görmezden gelip FETÖ'ye bağlılığı öne çıkaran ve bunu adli süreçlere ve verdiği kararlara yansıtan pek çok yargı mensubuna Türkiye'miz şahit oldu"

HUKUK CAMİASININ DARBEYE KARŞI DURUŞU

Bundan önceki darbe teşebbüslerine bakıldığında, yargımız içinde utanılacak örnekler var. Darbenin hemen arkasından, hatta darbenin öncesinde darbecilere biat eden bir yüksek yargı yapısı, bir hukuk anlayışı ve başka maalesef kötü örneklerle Türkiye'nin geçmişi doluydu. Bu dönemde ise yargı gerçekten, hem Anayasa Mahkemesi hem Yargıtay hem Danıştay Başkanları, yüksek mahkeme başkanları yaptıkları açıklamalarla çok açık bir şekilde darbeye karşı bir duruş ortaya koydular.

TÜRKİYE BÜYÜK BİR UÇURUMDAN KURTARILDI

Türk milletine, demokrasiye, milli iradeye, hukukun üstünlüğüne karşı girişilen darbe girişimine karşı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde 79 milyon Türk milletinin ayrımsız bir araya gelerek büyük bir mücadele ortaya koydu. böylece Türkiye'nin büyük bir tehlike ve uçurumdan kurtarıldı.

HUKUK CAMİASI BÜYÜK BİR SINAV VERDİ

“Bu vesile ile zatıâlinize ve şahsınızda bütün milletimize şükranlarımı sunuyorum. Burada her kurum bir sınav verdi. Askerimiz içerisinde vatansever olanlar bir sınav verirken, polis teşkilatımız, siyasi partiler, Meclisimiz, hükümetimiz, medya bir sınav verdi. Öte yandan hukuk camiası da büyük bir sınav verdi."

Darbe girişiminde bulunulan sırada, olayın daha ne olduğu anlaşılmadığı başlangıç noktasında Ankara ve İstanbul cumhuriyet başsavcılıkları başta olmak üzere 81 ildeki cumhuriyet başsavcılıklarının derhal soruşturma başlattıldı, darbe teşebbüsüne kalkışanların yakalanması, gözaltına alınması ve yargı önüne çıkarılması için bir süreç başladı.

Daha insanlar, 'ne oluyor, ne bitiyor' sorularını sorarken bu adımlar  atıldı ve kamuoyu ile de bunlar paylaşıldı." diyen Bozdağ, elde edilen deliller çerçevesinde Türkiye'nin dört bir yanında "sıkıyönetim komutanı" olduğu bilinen kişilerin toplandığını, bunun da darbe teşebbüsünün Ankara ve İstanbul dışındaki diğer illerde sevk ve idare zincirini kopardık, oralardaki hareketliliği daha başlamadan öldürme noktasına getirdiğik

 

TÜM YARGI CAMİASI VE BAROLAR BİRLİĞİ DARBEYE KARŞI DURUŞUNU ORTAYA KOYDU

Bundan önceki darbe teşebbüslerine bakıldığında yargımız içinde utanılacak örnekler var. Darbenin hemen arkasından, hatta darbenin öncesinde darbecilere biat eden bir yüksek yargı yapısı, bir hukuk anlayışı ve başka maalesef kötü örneklerle Türkiye'nin geçmişi doluydu. Bu dönem de ise yargı gerçekten, hem Anayasa Mahkemesi hem Yargıtay hem Danıştay Başkanları, yüksek mahkeme başkanları yaptıkları açıklamalarla çok açık bir şekilde darbeye karşı bir duruş ortaya koydular. Barolar Birliği Başkanımız da yaptığı açıklamayla duruşunu ortaya koydu. Cumhuriyet başsavcılıkları çalışmalarıyla çok net bir tavır koydu. Yine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, başkanları, onlar da bu noktada çok net bir duruş ortaya koydular ve darbeyle adeta hukuksal bir mücadeleyi o gece başlatıp başarıyla yürüttüler.

 FETÖ'YE BAĞLILIĞI ÖNE ÇIKARAN YARGI MENSUPLARINA ŞAHİTLİK ETTİK

FETÖ'ye mensup bazı teröristlerin yargı içerisinde kümelenmiş olması ve bunların verdikleri kararlar, yönettikleri adli süreçlerin içerisinde yargının tarafsızlığını yitirdiğine dair çok ciddi tartışmaları Türkiye yaşadı.

Yargının bağımsızlaştırılması, tam anlamıyla bağımsızlaştırılması ve yargıya güvenin güçlü bir şekilde tesis edilmesi son derece önemli. Türkiye'nin siyasal gündeminin yoğunluğu ve tartışmaların ortaya koyduğu ideolojik ayrışmalar nedeniyle herkesin yargıdaki bu kokuşmuşluğu görmesine rağmen somut adımları atma imkânı ve fırsatı bulamadık. Anayasa'nın 138'inci maddesi hakimlerin, anayasa, hukuk ve kanuna bağlı bir vicdanla karar vereceğini öngörüyor. Esasında kendi iç bağımsızlığını ortaya koyuyor. Anayasaya bağlı, hukuka bağlı, kanuna bağlı olacak. Bunun dışındaki bağlılıkları reddetmesi gerekiyor. Maalesef yargımızın içerisinde anayasa, kanun ve hukuka bağlılıklarını görmezden gelip FETÖ'ye bağlılığı öne çıkaran ve bunu adli süreçlere ve verdiği kararlara yansıtan pek çok yargı mensubuna Türkiye'miz şahit oldu."

Yargının bağımsızlaştırılması bakımından önemli bir noktada bulunulduğunu aktaran Bozdağ, yargı mensuplarının hukuk devletine, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına 15 Temmuz gecesi sahip çıkmasının son derece önemlidir.

YARGI İÇERİSİNDE GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLEN HAKİM VE SAVCILAR OLDU

Atılan adımlar esasında yargının bağımsızlığını korumak için, yargının tarafsızlığını korumak için atılmakta. Yargıya olan güveni daha yukarılara taşımak maksadıyla atılmaktadır. Esaret altına alınmış Türk yargısının esaretten kurtulması için atılan adımlar olduğunu burada özellikle ifade etmek istiyorum. İnşallah önümüzdeki süreç içerisinde Türk yargısı, kendisine emanet edilen görevleri anayasamızın çizdiği sınırlar içerisinde bağımsız ve tarafsız bir şekilde yerine getirmeye devam edecektir."

Bütün yargı camiası içerisinde hukuka, milli iradeye ve demokrasiye sahip çıkanlara teşekkür eden Bozdağ, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının hukuk devletinin olmazsa olmazı olduğunu dile getirdi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, 15 Temmuz akşamı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım'ın televizyondaki açıklamalarının yürekleri ferahlattığını ve bu girişimin püskürtüleceğine inancı artırdığını belirtti. 

Burada konuşan Feyzioğlu, sözlerine "Sayın Cumhurbaşkanı'm, size ve şahsınızda Türkiye Cumhuriyeti'ne, Türkiye'nin her ilinden gelen baro başkanlarımızla, temsilcilerimizle birlikte geçmiş olsun dileklerimizi bir kez daha yineliyoruz. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılara şifalar diliyoruz. Milli birlik ve beraberliğimiz için dayanışmamızı da bir kez daha vurguluyoruz." diyerek başladı.

Feyzioğlu, 15 Temmuz'da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) içine sızmış hain FETÖ mensuplarının işgal girişiminin, 79 milyon vatandaşın tek vücut olmasıyla püskürtüldüğünü söyledi.

ÖZEL VE ÇOK ÖNEMLİ BİR LİDERLİK GÖREVİ YAPTINIZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu işgal girişiminin püskürtülmesinde özel ve çok önemli bir liderlik görevi yaptığını vurgulayan Feyzioğlu, "15 Temmuz'u takip eden süreçte yaptığımız değerlendirmelerin birinde, 'Kalkışmanın taktik hedefi Cumhurbaşkanı'mız, stratejik hedefi ise Türkiye Cumhuriyeti'dir' demiştik. Zaman içinde elde edilen veriler, bu tespitimizi doğrulamıştır. Türkiye Cumhuriyeti, o gece bir büyük felaketin ve muhtemel bir iç savaşın eşiğinden dönmüştür." ifadelerini kullandı.

Feyzioğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da isabetle işaret ettiği gibi tehlikenin geçmediğini belirterek, FETÖ adlı hain örgütün sadece bir araç olduğunu, bu örgütün arkasındaki güçlerin, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyanın, jeopolitik konumun ve bu bölgede yaşanan çok büyük menfaat çatışmalarının olduğu gibi durduğunu kaydetti.

72 ULUSLARARASI MESLEK ÖRGÜTÜNE OLAYIN ASLINI ANLATAN YAZILAR GÖNDERDİK

"İşgale karşı Türkiye Cumhuriyeti'nin arkasında saf tutmak hepimizin asli görevidir." diyen Feyzioğlu, "Bu çerçevede Türkiye Barolar Birliği ve istisnasız 79 baro, 15 Temmuz gecesi henüz Ankara ve İstanbul'da çatışmalar olanca hızıyla devam ederken demokrasiden yana tavrımızı gece yarısı olmamıştı açıkça ortaya koyduk. Metnin dışına çıkarak bir şey daha söyleyeyim; sizin ve Sayın Başbakan'ın açıklamalarını televizyonda dinlediğimizde de yüreğimiz ferahladı ve bu girişimin püskürtüleceğine inancımız arttı." değerlendirmesinde bulundu.

Feyzioğlu, "TBB Başkanı" sıfatıyla çok sayıda yabancı televizyon, radyo ve gazeteye mülakat verdiğine değinerek, işin esasını, bunun bir işgal girişimi olduğunu ve bu hainler başarılı olsaydı sadece demokrasinin geçici süre askıya alınmakla kalmayacağını, Türkiye'nin sonu gelmez bir iç savaşlar dizisine sürükleneceğini ısrarla ve zaman zaman da anlamak istemeyenlere anlattığını aktardı.

İlişkide oldukları 72 uluslararası meslek örgütüne olayın aslını anlatan yazılar gönderdiklerini hatırlatan Feyzioğlu, bunun etkili olduğunu düşündüğünü dile getirdi.

Feyzioğlu, o günden bu güne Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve değerli bürokratlarıyla yakın ilişki içerisinde çalışmalarını sürdürdüklerini ve sürdürmeye de devam ettiklerini söyledi. Bu kapsamda Adalet Bakanlığıyla, TBB'nin oluşturduğu koordinasyon kuruluna işaret eden Feyzioğlu, soruşturmalarda yaşanan aksaklıkları gidermek için de aralıksız mesai sarf ettiğini vurguladı.

BU HAKLARIN İHLALİ ÖNCELİKLE FETÖ'YE YARAYACAKTIR

Feyzioğlu, 60'ın üzerinde baroyla Gazi Meclis'i ziyaret ettiklerini, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'a geçmiş olsun dileklerini sunduklarını anımsatarak, şunları kaydetti:

"Sayın Cumhurbaşkanı'm, FETÖ'nün en çok istediği, suçlunun suçsuzdan ayrılmaması, böylece gerçek FETÖ mensuplarının da orta vadede mağdur konumunu zorlayıp, özellikle uluslararası kamuoyunda da itibar kazanmaya çalışmasıdır. Bunu önlemenin yolu sizin, Sayın Başbakan'ın ve Sayın Adalet Bakanı'mızın da sıklıkla ifade ettiği üzere devletimizin eylem ve işlemlerinde hukuka uygun davranıyor olmasıdır.

Buna göre adil yargılanma, savunma, avukatın yardımından yararlanma, suçsuzluk karinesi, haksız yere lekelenmeme haklarına hem vatandaşlarımızın menfaati hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin üstün menfaati gereği azami saygı gösterilmesinde büyük fayda vardır. Bu hakların ihlali öncelikle FETÖ'ye ve onunla iş birliği içinde olduğunu çeşitli vesilelerle gördüğümüz bölücü örgüte yarayacaktır. Biz avukatların savunma görevimizi layıkıyla yapması, suçlunun suçsuzdan ayrılmasını sağlayacaktır."

Feyzioğlu, öte yandan uluslararası kamuoyuna, FETÖ'yü ve FETÖ'ye karşı yürütülen haklı mücadeleyi anlatma yükümlülüklerinin bulunduğunun altını çizerek, "Bu amaçla bir çalışma grubu oluşturulacak ise burada en etkin şekilde yer almaya ve tüm dünyaya Türkiye'de olanları ve meşru savunmamızı en önde anlatmaya talibiz." dedi.

SİZİN DE DESTEK VERMENİZLE

Bu noktada TBB olarak 18-23 Eylül'de ABD'nin başkentinde yapılacak "Uluslararası Barolar Birliği Genel Kurulu Toplantısı"na katılacaklarını bildiren Feyzioğlu, "Bu toplantıdan en etkin şekilde yararlanmak istiyoruz. Konuyu Sayın Adalet Bakanı'mıza da açtık, istişare ettik. 2,5 milyon avukatı temsil eden bu uluslararası örgütün toplantısı vesilesiyle dünyanın önde gelen barolar birliği başkanlarıyla, ABD yüksek hakimleriyle,Türkiye lobisi üyesi senatör ve temsilcilerle görüşme imkanına sahip olacağız. Ben, Adalet Bakanı'mıza ve Dışişleri Bakanı'mıza bu konuda bize verdikleri destek için çok teşekkür ediyorum, sizin de destek vermenizle bu genel kurulda büyük bir başarı sağlayacağımıza ve haklı mücadelemizi en etkili şekilde anlatabileceğimize inanıyorum." diye konuştu.

Feyzioğlu, 79 milyon vatandaşı kucaklaştırmanın tek yolunun adalet paydasında buluşmak olduğunu vurgulayarak, hukukun üstünlüğüne güven sağlandığında etnik kökeni, mezhebi, dini, dili, inancı ne olursa olsun vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla hem gurur hem güven duyacaklarını söyledi.

Böylece ülkeyi bölmek, vatandaşları birbirine kırdırmak isteyen sinsi yapıların planlarının da sonsuza dek boşa çıkmış olacağına işaret eden Feyzioğlu, sözlerini, "15 Temmuz sonrasının Kuvayımilliye ruhunun ve yapıcı ortamının bir daha bozulmamak üzere sürdürülmesini ve tüm toplumsal ilişkilere hakim kılınmasını diliyoruz." diyerek tamamladı.

 

Adres

06659 KIZILAY / ANKARA

Telefon

90 (0312) 417 77 70

E-Posta

basinisaretadalet.gov.tr

© 2020 BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ Resmi İnternet Sitesidir. Tüm hakları saklıdır.

Sitemizi Bugün : 2055 - Toplam : 2515454 kişi ziyaret etmiştir.