İŞ YURTLARI FUARI YOZGAT`TA

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Adalet Bakanlığı İş Yurtları Daire Başkanlığı tarafından Yozgat Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirilen İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı'nın açılışını gerçekleştirdi.  

Fuarın açılış töreninde, Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili  Burhan Üstün, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, Müsteşar Yardımcısı Musa Heybet, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Yozgat Belediye Başkanı Kazım Aslan da hazır bulundu.

Fuarın açılış konuşmasını gerçekleştiren Bakan Bozdağ, konuşmasında şunlara değindi:

FUARLARI 900 BİN CİVARINDA VATANDAŞIMIZ ZİYARET ETTİ

Bugün hep birlikte Yozgat’ta ilk kez düzenlediğimiz Ceza İnfaz Kurumları’nda üretilen Ürünler ve El Sanatları Fuarı’nın açılışını yapıyoruz. Öncelikle bu fuarın Yozgat’ımıza ve ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını Cenabı Allah’tan temenni ediyorum. Açılan fuar 6. Fuar şuana kadar 5 fuar yaptık, 6. Fuarımız. Bugüne kadar açılmış fuarları 900 bin civarında vatandaşımız ziyaret etti, alışverişte bulundu, bir takım değerlendirmelerde bulundu. Biz bunlardan istifade ederek çalışmalarımızı geliştirmeye daha ileri noktalara taşımaya gayret ediyoruz. Ceza ve İnfaz Kurumları’na rabbim kimseyi düşürmesin. Elbette ki bizler ceza infaz kurumlarının olmamasını arzu ederiz ama bütün dünyanın ve Türkiye’nin gerçeği de buraların bir zaruret sonucu ortaya çıkmış olmasıdır. Şuanda Ceza ve İnfaz Kurumlarımız da bulunan tutuklu ve hükümlüler biz ailelerinin, milletimizin birer emanetidir. Onları korumak sağlıklı bir şekilde cezalarının infazını sağlamak, cezasını infaz ettikten sonra topluma katılmasını, toplumun içerisinde saygın birer birey olarak yer almasını sağlamak bizim temek görevimizdir, temel vazifemizdir. Cezaevlerindeki insanların üzerine atılı suçlar ne olursa olsun bizim gözümüzde onlar bizim birer insanımızdır, bizim birer vatandaşımızdır. Ailelerinin bizlere emanetidir ve o gözle bakıyor, bütün hizmetleri o gözle üretiyoruz. Allah kimseyi düşürmesin dedim zira basit bir hadiseden de insanlar cezaevlerine düşebiliyorlar.

180 İŞ KOLUNDA 50 BİN CİVARINDA İNSANIMIZ İŞ YURTLARINDA ÇALIŞIYOR

Şuanda Türkiye’deki Ceza ve İnfaz Kurumları’nda İş Yurtları Daire Başkanlığımızın öncülüğünde çok önemli çalışmalar yapılıyor. Cezaevleri ve Tevkif Evleri Genel Müdürümüz Enis Bey’in çok güzel bir şekilde ifade ettiği gibi İş Yurtları adı üzerinde gerçekten bir üretim yurdu, bir iş yurdu oldu. Cezaevine girip meslek ve sanat sahibi olan kişilerin meslek ve sanatlarını geliştirmelerine, muhafaza etmelerine bunlar katkı sağladığı gibi bir meslek ve sanat sahibi olmak isteyenlere de bir imkân sunmaktadır. Şuanda180 iş kolunda 50 bin civarında insanımız bu iş yurtlarında çalışma yürütmektedir. Yozgat’ta da büyük bir fuar için bugün buradalar. Ben eminim ki benim değerli hemşerilerim bunu gezecekler, görecekler, alışveriş yapacaklar böylelikle cezaevlerinde çalışan tutuklu ve hükümlülerin ürünlerine değer verecekler ve bu yürüyen sisteme katkı sağlayacaklardır. Ben bu fuarın Yozgat’ımızda gerçekleştirilmesinde emeği geçen müsteşarımız başta olmak üzere Enis Yavuz Yıldırım Bey’e İş Yurtları Daire Başkanımıza ve her aşamasında emeği bulunan üretiminden tezgâha sunumuna kadar emeği bulunan her bir arkadaşıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Bu çalışmalar İş Yurtlarının ve Ceza Tevkif Evleri’nin farklı bir yüzünü Yozgat’a Türkiye’ye, Dünya’ya gösterme bakımından son derece önemli sonuçlar vermiştir. Değeli Hemşerilerim, Türkiye’de yaşanan pek çok sorunumuz var. Bunların üzerinden gelmek hükümet olarak bizim vazifemiz. Zira vatandaş sandıkta hükümetleri sorun çözmek, ülkeyi daha ileri götürmek, huzur, güvenlik ve refahı arttırmak ve insanların her biri için daha iyiyi yakalamak için seçiyorlar. İktidarların vazifesi de bunların üzerine bir bir gitmek ve bunları çözüp toplumu, devleti daha güçlü hale getirmektir.

TERÖRLE MÜCADELE

Türkiye’miz son 14 yılda büyük bir devrimi, büyük bir değişimi yaşıyor her alanda büyük bir güç var, büyük bir değişim var. Olumlu anlamda gelişmeler var. Şimdi Yozgat’a geldiniz yeni gelenler için söylüyorum bölünmüş yollardan geldiniz. İnşallah ileride Yüksek Hızlı Trenle, havayoluyla Yozgat’a geleceksiniz. Dünün Yozgat’ında bunları konuşmak mümkün değildi çünkü kimsenin aklında bunlar yoktu ama bugün Türkiye’nin her yerinde hamdolsun altyapı ve üstyapı da çok büyük değişimler yaşandı ama Türkiye’mizi rahat bırakmak istemeyen çevreler var. Hem içimizde bölücü terör örgütü hem dışarıdan Türkiye’ye terör ihraç isteyenler hem Türkiye enerjisini teröre harcasın diye terör örgütlerine destek verenler, talimat verenler ve onları taşeron olarak kullanan çevrelerle Türkiye’nin etkin bir mücadelesi var. Ben bu vesileyle terörle mücadelede hayatını kaybeden bütün şehitlerimize bir kez daha Allahtan rahmet diliyorum. Daha dün Sarıkaya’mızda bir kahraman evladımızı hep beraber dualarla toprağa verdik. Allah onlardan razı olsun. Bir şeyi hepimiz çok iyi biliyoruz ki ‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.’ Toprakları vatan yapan yegane şey o toprakların üzerinde yaşayan insanların gerektiğinde gözünü kırpmadan cennete koşarcasına ölüme koşma konusundaki cesaretidir. Eğer insanlar vatanları için, bayrakları için gerektiğinde canlarını feda etmekten geri dururlarsa yaşadıkları topraklar üzerinde hak iddia etme imkanını kaybederler. Ne diyor? ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda.’ Esasında baktığın zaman bu ülkenin her karış toprağında şehitler var onların kanı var. Şehitlerimiz ve onların kanı ve varlığı Türkiye Cumhuriyetinin, bu vatanın tapusudur. Onlar var oldukça Türkiye Devleti var olmaya, bu vatan üzerinde hür ve bağımsız olarak Türk milleti yaşamaya devam edecektir. Milletle devlet arasına nifak sokmak isteyenlere aman ha fırsat vermeyelim.

TÜRKİYE’NİN TERÖRLE MÜCADELE KAPASİTESİNİ ZAYIFLATACAK, AZALTACAK, ZORA SOKACAK HERHANGİ BİR KANUNİ DÜZENLEMEYİ TÜRKİYE OLARAK YAPMAMIZ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR

Terörle etkin bir mücadele yapılıyor şu anda. Belki de cumhuriyet tarihinin terör örgütleriyle en kapsamlı en etkili ve sonuç alıcı mücadelesi yapılıyor. Bir mücadele yapılırken elbette orada gönül arzu etmemesine rağmen zaman zaman şehitlerimiz, gazilerimiz olabilir. Biz eğer bunlar olmasın diyorsak o zaman mücadeleyi bırakacağız. Teröristlere mi bırakacağız oraları? DEAŞ terör örgütüne mi bırakacağız? Bölücü PKK terör örgütüne mi bırakacağız? Bu topraklar bin yıldır bizim inşallah nice bin yıllar da bizim kalacak, kıyamete kadar da öyle olacak. Onun için de Türkiye’nin güvenlik güçleri, Türkiye’nin hükümetleri, yöneticileri bu vatan topraklarının bu topraklar üzerinde yaşayan evlatlarının herhangi bir tehlikeyle karşı karşıya kalması halinde gereğini yapmak onların birinci, asli vazifesidir. Terörle mücadele etmek, ülkemizin huzur ve güvenliğini sağlamak bizim birinci vazifemizdir. Ama maalesef pek çok ülke Türkiye’nin bu haklı mücadelesinde bizim yanımızda sözlerinde olduğu gibi duruşlarında durmuyorlar. Sözler başka duruşlar başka oluyor. Bakın terörle Türkiye etkin mücadele yapıyor, vize serbestiyeti çerçevesinde Türkiye’nin yapması gereken mükellefiyetler var, Avrupa Birliği diyor ki terörle ilgili tanımınızı değiştirin. Avrupa Birliğine üye ülkelerin kanunlarında da terör tanımı var. Onların kanunlarını incelediğimizde bazılarındaki terör tanımının bizim kanunlarımızdaki terör tanımından daha da kapsamlı olduğunu görüyoruz. Fransa’da bir saldırı oldu İnsan Hakları Sözleşmesinin maddelerini askıya alan yazıyı Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine gönderdiler. Türkiye bunu yaptı mı? Yapmadı. OHAL ilan etti mi? Etmedi. Ne yapıyor? Hukuk içerisinde terörle etkin ve kararlı bir mücadele yapıyor. Siviller zarar görmesin diye kılı kırk yararcasına bir titizlikle hareket ediyor. Bundan sonra da bu mücadelesini yapacaktır. Buradan bir kez daha ifade etmek isterim ki Türkiye’nin terörle mücadele kapasitesini zayıflatacak, azaltacak, zora sokacak herhangi bir kanuni düzenlemeyi Türkiye olarak yapmamız söz konusu değildir. Bırakın böyle bir şeyi bizimle konuşmaları da doğru değildir. Türkiye terör bitene kadar terörle mücadele kapasitesini daha güçlü hale getirerek daha etkili hale getirerek, daha netice alıcı hale getirerek adımlarını atacak ve bu terörün tamamını inşallah sona erdirecektir. Terör üzerinden hesap yapanlar da cevabını Türkiye’den en etkili şekilde alacaklardır. Allah’ın izniyle, milletimizin basireti ve sağduyusu ile bu mücadele eninde sonunda arzu ettiğimiz noktaya gelecek ve terör örgütleri her zaman olduğu gibi bir kez daha kaybedecektir. Türkiye ve aziz milletimiz yeniden daha güçlü bir şekilde geleceğe yürümeye devam edecektir.

20 TEMMUZ 2016 TÜRK YARGISI BAKIMINDAN YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLADIĞI GÜNDÜR

Değerli hemşerilerim, önümüzdeki hafta Çarşamba günü tarihi bir gün. 20 Temmuz 2016 Türk yargısı bakımından yeni bir dönemin başladığı gündür. Tarihi bir gün yargı bakımından milattır. Neden? Çünkü yeni dönem başlıyor yargıda. Yargıda yeni dönemin adı istinaf yargılamasının başlamasıdır. Cumhuriyet döneminde yargı alanında çok büyük reformlar yapılmıştır. En büyük reformlar şüphesiz ki devletimizin, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde ve onun kararlarıyla olmuştur ondan sonraki dönemde yargıyla ilgili yapılan önemli değişiklikler var ama cumhuriyetin başında yapılan, yaşanan büyük yapısal dönüşüm gibi bir dönüşüm söz konusu değil. Tabiri caizse tamirat, tadilat cinsinden değişiklikler var. İkinci büyük reform idari ve adli yargıda istinafın fiilen başlamasıdır. Bunun tarihi de 20 Temmuz 2016 yani haftaya Çarşamba günüdür. Yeni bir dönem yargıda başlayacaktır. İstinaf çok şeyi kolaylaştıracaktır. Milletimizin lehine olacak, hukuk devletimizi güçlendirecek, yargıya olan güveni daha ileri noktalara taşıyacak, geciken adalete dair şikayetleri önemli ölçüde azaltacak, isabetsiz kararlara dair eleştirileri yine çok önemli ölçüde azaltacaktır. Çünkü istinafın faaliyete geçmesiyle birlikte ceza yargılamalarındaki davaların yüzde 91’i, hukuk yargılamasına konu davaların yüzde 89’u, idari yargılamaya konu olan davaların da yaklaşık yüzde 80’i istinafta kesinleşmiş olacak. Yargıtay aşaması olmayacaktır ve istinaf yargılaması yapan daireler eksikler varsa onları kendi tamamlayacak. Yanlışlar varsa onları kendi düzeltecek. Başka başka şeyler varsa ilk derece mahkemesi bir dosyaya hangi hak ve yetkilerle müdahale ediyorsa aynı imkanlarla dosyaya müdahale edip sanki ilk derece mahkemesiymiş gibi işin esasına dair karar verecektir. İlk derece hakimi ve hakimlerinin baktığı bir dosyaya o dosyaya hiç bakmamış bir heyetin yeniden bakması bir yandan kararların doğruluğu ve isabetini artıracağı gibi öte yandan da yargıya olan güveni de önemli ölçüde yükseltecektir, güvensizliğe dönük eleştirileri de önemli ölçüde azaltacaktır. İstinaf bir temyiz mercii değil, ikinci derece yargılama yapan bir yargı yeridir. Türkiye’nin böylesine büyük bir reformu hayata geçirmesi elbette son derece önemli ve tarihi bir olaydır. İstinaf faaliyete geçerken bazı aksamalar olabilir mi? Olabilir. Her türlü tedbiri aldık her türlü kararı aldık ve hazırlıklarımızı tamamladık ama bütün bunlara rağmen geçiş döneminde bazı sıkıntılar… Bizim birinci vazifemizdir. İnşallah milletimiz bundan büyük bir memnuniyet duyacaktır. Şimdiden istinafın hayırlı olmasını Cenab-ı Allah’tan temenni ediyorum.

YARGITAY VE DANIŞTAY GERÇEK ANLAMDA BİR İHTİSAS MAHKEMESİNE DÖNÜŞÇEK

İstinaftaki bu büyük değişimin doğal bir sonucu olarak Yargıtay ve Danıştay gerçek anlamda bir ihtisas mahkemesine dönüşmektedir. Çünkü bugüne kadar Yargıtay’a gelen pek çok dosya bir buçuk milyon civarında başsavcılık ve Yargıtay dairelerinde dosya var. Şuan baktığınızda bunun yaklaşık 140-150 bini Yargıtay’a gelecek, geri kalanı aşağıda kesinleşecek. Bu ne demektir? Yargıtay’ın dosyaya daha fazla zaman ayırması, Danıştay’ın daha fazla zaman ayırması ve dosyaları daha iyi inceleme imkanı bulması ve istinaf mahkemesi vasfını kazanmasıdır. Büyük bir yargısal değişimi Yargıtay ve Danıştay’da bu nedenle hayata geçiren yasayı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüştük ve şuanda Cumhurbaşkanımızın önünde. Çünkü yüzde 90 hukuk ve ceza alanında, yüzde 90 idari yargıda dava ve dosya sayısında azalma olacak bu oranda Yargıtay ve Danıştay’ın küçülmesi bu uygulamanın zaruri bir sonucudur. Bu nedenle 195 olan Danıştay üyesini 90’a, 316 olan Yargıtay üyesini 200’e, 46 olan Yargıtay daire sayısını 24’e, 17 olan Danıştay daire sayısını da 10’a çekiyoruz. Bütçede geçiş süreci öngörüyoruz çünkü mevcut dosyaların eritilmesi için zamana ihtiyaç var. Bir yandan istinaf nedeniyle Yargıtay ve Danıştay’a yaklaşık 1 yıl çok az dosya gelecek belki hiç dosya gelmeyecek. Bir yandan dosyanın gelişi duracak ve yavaşlayacak bir yandan da daire sayısını muhafaza ettiğimiz için bu daireler ellerindeki işi azaltma imkanı bulacak. Başkanlık divanlarına yetki verdik divanlar daire sayılarını azaltma konusunda yetkili ama 3 yıl sonra dairelerin tamamı ne yapacak? 24’e Yargıtay’da, Danıştay’da da 10’a düşmüş olacak. Yargıtay ve Danıştay başkanı seçilmek için süreyi 6 yıl olarak belirledik. Görev için 12 yıl süre getirdik ve bir kişinin ikinci defa Yargıtay ve Danıştay üyesi olmasına imkan vermeyen bir düzenleme yaptık amacımız Yargıtay ve Danıştay’da edinilmiş olan birikim ve tecrübenin istinafa aktarılması ve orada da paylaşılmasıdır. Gerçi bundan sonra büyük bir ihtimalle HSYK 12 yıllık süreyi dikkate alarak yaş itibariyle emekliliğe yakın olanlardan belki daha çok seçme yoluna gidecektir ama gençlerden seçtiği zaman onların Yargıtay ve Danıştay’dan sonra kürsüye dönmeleri, oradaki birikim ve tecrübeyi oraya aktarmaları da son derece önemlidir bu da büyük bir yapısal değişimdir, yapısal reformdur, ülkemiz için hayırlı ve uğurlu olmasını Cenab-ı Allah’tan temenni ediyorum. Çek konusunda çok ciddi sıkıntılarımız var. Esasında çekteki hapis cezasını kaldırdığımızda karşılıksız çıkan çek sayısında gözle görülür bir artış olmadı. Karşılıksız çıkan çek sayısı çeke hapis cezası olduğunda ne kadar ise 3 aşağı 5 yukarı aynı seviyededir. Şimdi de aynı seviyede hatta daha iyi bir durumda daha az ama kamuoyunda öyle bir algı var ki çekler hapis cezası kalktığı için karşılıksız kalıyor, bir hapis cezası gelirse karşılıksız kalacak çek sayısı azalacaktır, işte çeke güven, çekin itibarı kalmadı. Ne lazım? Hapis cezası lazım. Esasında yapılan düzenleme bu algıyı değiştirmeye dönük bir düzenlemedir. İnşallah çeke gelen yeni müeyyide ile çek belki daha iyi bir şekilde piyasada kabul görecektir, piyasada bir temizlenmeye de yol açacaktır bu. Çünkü sahte kar diyebileceğimiz bazı tipler var dolandırma yapıyor veya başka işler yapıyor bunlar ayıklanacaktır bu açıdan bir fayda olacaktır. Önce adli para cezası verilecek ama verilecek adli para cezası çekin karşılıksız kalan kısmından daha az olamayacak. Bu adli para cezası yani çekin karşılıksız kalan kısmını öderse hapisten kurtulacak ya da çeki öderse kurtulacak. Şimdi akıllı olan adli para cezasını mı öder? Çeki mi öder? Biz karşılıksız kalan kısım kadar adlı para cezası öngördük ki çeki ödesin böylelikle hem adli para cezasından kurtulsun hem de borcundan kurtulsun. Bir de hapse girmeden önce vatandaşa bir daha fırsat veriyoruz. Düşün borcunu öde, hem itibarını koru hem de hapse girme. Bir derlenme bir toparlanma imkânı ve fırsatı verdiğimizi buradan ifade etmek isterim. Onun da hayırlı olmasını Cenabı Allahtan temenni ediyorum. Son olarak arabulucu konusunda bakanlığımızın ciddi çalışmaları var arabulucu dediğimizde halk arasında hepimizin bildiği ve çevremizde gördüğümüz uygulamalar. Esasında bunun bir noktada hukuk alanına yargılama alanına farklı bir biçimde yansıması demektir. Davasız, mahkemesiz, duruşmasız uzlaşma yoluyla anlaşmazlıkların karar bağlanmasıdır. Hem daha kısa sürede hem daha az masrafla kişilerin hakkına kavuşmasını sağlayacaktır. Bu kanunumuz yürürlüğe girdiği zaman arabuluculuğun önündeki pek çok uygulama engeli ortadan kalkacak iş uyuşmazlıklarının yaklaşık %80’i arabulucular tarafından karara bağlanmış olacaktır. Bu da son derece önemli bir reform önümüzdeki yasama yılında inşallah parlamentoda bunun görüşmelerini yapacağız. Ben tekrar fuarımızın hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu fuarı hazırlayan CT Genel Müdürümüze, İş Yurtları Daire Başkanımıza, stantlarda bulunan çalışanlara, imalatta görev almış tutuklu ve hükümlülere, emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum ve bütün hemşerilerimi bu fuarı ziyarete davet ediyor, hepinizi saygıyla Allah’a emanet ediyorum."

         

Adres

06659 KIZILAY / ANKARA

Telefon

90 (0312) 417 77 70

E-Posta

basinisaretadalet.gov.tr

© 2020 BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ Resmi İnternet Sitesidir. Tüm hakları saklıdır.

Sitemizi Bugün : 2048 - Toplam : 2515447 kişi ziyaret etmiştir.