İŞ YURTLARI FUARI RİZE’DE

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Adalet Bakanlığı İş Yurtları Daire Başkanlığı tarafından Rize’de gerçekleştirilen İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı'nın açılışını gerçekleştirdi.  

Fuarın açılış töreninde,  Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, Müsteşar Yardımcısı Musa Heybet, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, Rize Valisi Erdoğan Bektaş ve Adalet Bakanlığı bürokratları hazır bulundu.

Fuarın açılış konuşmasını gerçekleştiren Bakan Bozdağ, konuşmasında şunlara değindi:

Cezaevlerinde yaşayanlar, her zaman ifade ettiğimiz gibi, milletimizin bize emanetidir; ailelerinin bize emanetidir. Onların hem can güvenliğini sağlamak hem de orada her türlü ihtiyaçlarını gidermek, cezası infaz edilirken meslek ve sanatlarını muhafaza ettirmek, yeni meslek ve sanatlar edinmesine imkân vermek, infazın tamamlanmasından sonra toplumun içinde şerefli bir birey olarak yaşamasını sağlamak için çalışmalar yapmak bizim için ana vazifedir.

Bu çerçevede Ceza ve Tevfik Evleri Genel Müdürlüğü bir yandan eğitim çalışmalarıyla bir yandan meslek ve sanat öğretim çalışmalarıyla bir yandan -bu sergi ve fuarda da göreceğiniz gibi- üretim çalışmalarıyla önemli konulara ve başarılara imza atmaktadır. Bundan sonraki süreçte de bu çalışmalarımızı Rize de olduğu gibi Türkiye’nin diğer illerinde de tanıtmaya devam edeceğiz.

RİZE'DE İLK 

Rize de bu ilk fuar ama bunun arkası gelecek. Biliyorsunuz, benim Müsteşarım Rizelidir. Şimdi kendi de burada. O da Rize’nin tüm meselelerine bizim kadar, bizden daha çok sahip çıkıyor. Türkiye ile ilgili meselelerde ve yargı ile ilgili konularda bana yardımcı olduğu gibi Rize konusunda zaten talimata ihtiyacı yok; kendisi koşuyor. Onun için ben Kenan Bey’e de huzurlarınızda ayrıca teşekkür ediyorum; çünkü İşyurtları konusu ve bu alandaki çalışmalar müsteşarlığından çok önceki dönemlerde Kenan Bey’in görev yaptığı yıllara dayanıyor ve onun imzasıyla bu başarı Türkiye de herkesin başarısı haline geldi. Tekrar tekrar huzurlarınızda Müsteşarıma teşekkürlerimi sunuyorum.

FETÖNÜN AMACI YENİ BİR REJİM KURMAKTI

15 Temmuz 2016 Türk tarihi bakımından, demokrasimiz bakımından kara bir gündür; çünkü Pensilvanya’da ikamet eden Fetullah Gülen’in emir ve komutası altında bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde kümelenmiş Fetullahçı Terör Örgütü mensupları asker elbisesi giymiş, kimi askerlerle ve onlara eklemlenmiş başkalarınca, Türkiye’de bir darbe teşebbüsüne kalkışıldı.

Anayasayı askıya almak, Meclis’i kapatmak, Cumhurbaşkanını indirmek; infaz etmek, hükümeti düşürmek ve Türkiye’de de rejimi değiştirerek yeni bir yapıyı ortaya koymak maksadıyla bugüne kadar ‘Paralel Devlet Yapılanması’ olarak nitelendirdiğimiz bu ihanet yapılanması, Paralel Devletin ötesinde devlet olmak ve devlete her alanda hâkim olarak Türkiye’nin rejimini de değiştirmek suretiyle FETÖ’cü yeni bir rejim kurmak maksadıyla büyük bir ihanet kalkışmasını gerçekleştirmiştir.

Bu ihanet kalkışması bazılarının dediği gibi çok iyi kurgulanmamış bir şey değil,esasında çok iyi kurgulanmış, çok iyi hesap edilmiş. Bu, her yanı çok iyi çalışılmış bir darbe teşebbüsü planıdır. Ortaya çıkan verileri, ifadeleri, delilleri analiz edip değerlendirdiğimizde planın büyüklüğünü ve çok iyi çalışıldığını, çok net göreceğiz; şu anda da görüyoruz ama Allah’ın izniyle bu plan başarılı olamadı.

Siz ne hesap yaparsanız yapın, o hesabın üzerinde mutlaka Allah’ın da bir hesabı vardır; hangi planı yaparsanız yapın, Allah’ın da bir planı var; hangi tuzakları kurarsanız kurun ,Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Bu planları yapanlar -başka ülkelerin uşağı olan alçaklar- ve onlarla beraber hareket edenler, sadece Allah’a kul olan ve O’ndan başka kimsenin önünde eğilmeyen bu, Aziz Millet’in evlatlarını Rabb’imin  himaye edeceğini ve onların tuzaklarını boşa çıkaracağını hesap edemediler; daha başka birçok şeyi de hesap edemediler.

Televizyonlara yansıyan programlara baktığınız zaman, bu Fetullahçı Terör Örgütü üyesi bazı alçaklar, televizyonlara çıkıp: “Efendim,Türk milleti böyle korkak, şöyle bir pısırık; televizyonda bir alt yazı geçsin -sokağa çıkma yasağı diye- kimse evinden dışarı çıkmaz; imamların evi cami avlusu içerisindedir, oradan camiye bile gidemez” diyerek hem Türk ordusunu tahrik ve teşvik darbeye, hem de millete bilinçaltı ‘Böyle bir şey olursa -sakın ha- sokağa çıkmayın!’ temkinlerinin aylar öncesinde başladığını çok net bir şekilde görüyoruz. Milleti hesap etmiyorlar. Cumhurbaşkanımızın -Rize’nin evladını ve Dünya’nın en büyük liderleri arasındaki  bir liderin- tutum ve davranışını, başkalarının tutum ve davranışıyla karıştırıyorlar.

 

BU DARBEDE İLKLER YAŞANDI

Destek veren dışarıdan güçler var; bu, çok açık. Kendi başına olan bir iş değil ve Meclis bombalanıyor; bu, ilk. Çok açık bir şekilde bugüne kadar pek çok darbe teşebbüsü oldu; hiçbir darbe teşebbüsünde TBMM bombalanmadı.

Toplantı halinde milletvekilleri var ve konuşmalar yapılıyor. Yukarıdan F16 jetleriyle sanki düşman bir ülke bombalanıyormuş gibi TBMM’yi bombaladı bu alçaklar; bu, ilk.

İkincisi Cumhurbaşkanı Sarayı’nı bombaladılar; bundan önce de Çankaya Köşkü’nü bombalayan olmadı. İlk defa havadan F16 ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı, helikopterler ile de oraya gelmiş olan insanları kurşunlayıp bomba attılar.

Şu anda Karadeniz’e de PKK terörü sızmaya çalışıyor. Onları canı pahasına etkisiz hale getirmek, ülkemizi terörden arındırmak için mücadele eden Özel Harekatımızın-ciğerparelerimizin- olduğu yere F16’lar geliyor; yukarıdan bomba atıyor. Bir ülkenin insanı,-vatanını, milletini, devletini seven birisi- kendi öz evlatlarının hemde en iyi yetişmiş insanlarının üzerine gökten, uçaktan bomba yağdırdı. 52 Civanmert Özel Harekatçımızı şehit ettiler; bu, ilk.

Cumhurbaşkanımızı infaz etmek için harekete geçtiler; helikopterlerle beraber Sas Komandoları ekipleri -özel yetiştirilmiş canavarlar- oraya doğru hareket ettiler; bu da ilk defa. Köprüyü tuttular, bu da ilk. Tankları insanların üzerine sürdüler, canlı insanları tankların altında ezdiler; bu da ilk. Keskin nişancılar yerleştirip insanları keskin nişancılara öldürttüler; bu da ilk. Tanklara doğru gelen “Ne yapıyorsunuz evladım!’ diyen, ‘Ateş etmeyin!’ diye yalvaran analara, babalara, bacılara, kardeşlere; emir verdiler, kurşun yağdırdılar; 238 vatandaşımızı şehit ettiler; bu da ilk.

Daha pek çok ilk var bu işin içerisinde ama en büyük ilkler nedir derseniz en büyük ilkler, bu darbecileri yanıltan ilklerdir. Onlar böylesine büyük canavarlıklarla ‘Gökten uçaklarla, helikopterlerle ölüm yağdırırsak; aşağıdan tanklarla, zırhlı araçlarla, otomatik silahlarla insanları ezer gidersek, Mısır’ın Sisi’si gibi biz bu canavarlıkla ülkeyi alırız. Cumhurbaşkanının infaz edersek zaten her işi bitirmiş oluruz.’

Böyle büyük bir canavar. Vahşi bir anlayış üzerine bir plan yapılıp uygulamaya konuluyor. Az önce dediğim gibi hesap edemedikleri çok ilkler oldu.

Düşünün, bundan önceki darbe teşebbüsleri olduğundan neler oldu? Meydan okuyan bir Cumhurbaşkanını gördünüz mü siz, meydan okuyan bir Başbakanı ve kabineyi gördünüz mü? 12 Mart 1971 muhtırası TBMM‘de okundu dönemin partileri, milletvekilleri kafasını eğip muhtırayı Meclis’te dinleme onursuzluğunu bu millete yaşattılar tarih bunlarla dolu ama dikkat edin darbeyi planlayan dış yapılar ve onların maşa olarak kullandığı, hain uşaklar önce Cumhurbaşkanımızı infaza gidiyorlar. Tv’ye çıkan bir Fetö’cü terörist şaşırmış bir şekilde “Hayatta mı?” diyor, gözü fal taşı gibi açılmış bir şekilde. Allah onu koruyor. Alçak herif “Hayatta mı?” diye niye soruyorsun. Rabbim himaye ederse, sen ve senin ağababaların hiçbirinin gücü ona yetmez, bunu göremiyorlar. Bundan önceki darbelerde Cumhurbaşkanlarını göremezsiniz, meydan okuyup üzerine giden yok. Sayın Cumhurbaşkanımız darbe teşebbüsünün olduğunu öğreniyor. Önünde bir takım ihtimaller var. Saklanma ihtimali var, kaçma ihtimali var, pazarlık yapma ihtimali var, teslim olma ihtimali var ama “hangi ihtimali seçiyor” “ölüm ihtimalini seçiyor”.  Boris Yeltsin tankın üstüne çıkmıştı ama Tayyip bey yanındaki yakınları, dostlarıyla Cumhurbaşkanımız değerlendirmeyi yapıyor. Önce milletimize çağrıda bulunuyor, “Ben halkın gücünden daha büyük bir güç tanımıyorum, halkımı meydanlara davet ediyorum” diyor ve arkasından hava sahası bu Fetöcü teröristlerin emrinden olduğunu bile bile, kendini infaza gelen ekiplerin havada ve yolda olduğunu bile bile havaalanların onların kontrolüne geçtiğini bile bile Allah’a sığınıyor, meydana davet ettiği milletine güveniyor. Adeta ölüme uçuyor.

 

TAYYİP ERDOĞAN’I TÜRK MİLLETİ NİYE SEVİYOR?

Allah’tan başka kimseye eğilmeyi kabul etmeyen bir lideri görünce herkes sokaklara çıktı, geçmişte böyle bir lider çıktı da millet sokağa mı çıkmadı? Şimdi diyorlar ya “Millet tankı görünce kaçar.” Bu Fetö’nün alçaklarına mahsustur. Türk milletine hakaret edenler Türk milletinin büyüklüğünü görmeyenlerdir. Kurtuluş savaşı yıllarında ülkemiz işgal edilince Atatürk meydana çıktı bu millet onun arkasında saf tuttu ölümüne mücadele etti. 1960 darbesinde Menderes veya dönemin Cumhurbaşkanı meydana çıkıp, meydana milleti çağırıp ölüme koştu da millet peşinden mi gitmedi? 1971 Meclis’te muhtırayı dinleyen başbakanlar, bakanlar, meydana gelin dedi de, Cumhurbaşkanı meydana çıkın dedi de, millet peşinden mi gitmedi?  12 Eylül’de darbe düdüğü çalındığında meydana gelin denildi de millet peşinden mi gitmedi? Bu millet ne zaman cesur yürekli samimi bir lider gördüğü zaman ölümüne onun arkasından koşmuştur. Tayyip Erdoğan’ı Türk milleti niye seviyor? Neden bu kadar plan tuzak kuruyoruz da millet Cumhurbaşkanıyla bağını çözmüyor diye bakanlar Tayyip beyin şahsında somutlaşan bu yiğitliğe bu cesarete bu ihlasa bu samimiyete Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmem diyen dik duruşa iyi bakmaları lazım. Bu duruştur ki milleti ona aşık etmiştir.

BAŞBAKANIMIZ VE HÜKÜMETİMİZİN DURUŞU

Arkasından başbakanımızın ve hükümetinizin duruşu, başbakanda meydanlara çağrı yaptı hükümette çağrı yaptı. Oda aynı şeyi ortaya koydu bu da değil arkasından parlamentonun duruşu. 1971’de muhtırayı onursuzca dinleyen bir parlamenter gurubundan, bombanın altında canı pahasına orada demokrasi nöbeti tutmayı yeğleyen bir parlamentoya bir parlamenter anlayışa Türkiye gelmiştir. Bu da bir ilktir. Medya hep beraber demokrasiye sahip çıktı darbeye hayır dedi bu da bir ilktir. Sivil toplum hep beraber demokrasiye sahip çıktı darbeye ve darbecilere hayır dedi bu da bir ilktir. Dün olmayan bir şeydi bugün oldu, halk parti farkını görüş farkını, siyasi rekabeti eleştiriyi muhalefeti bir tarafa bıraktı. Hepsi demokrasiye evet darbeye hayır dedi ölümüne herkes meydanlara çıktı bu da bir ilkti. Ölümüne tankların önüne yürüdü. Ben bugün şehit olmayacaksam ne zaman şehit olacağım düşüncesiyle ölmekten korkmayan, ölümü öldürmüş insanlar bu canavarların karşısına dikildi bu da bir ilktir. Bütün Türkiye’de öyle oldu.

Ben yaşadığım başka bir şeyi anlatacağım herhangi bir askeri birlikte hareketlilik olduğunda, askeri birliğin bir köşesindeki asker duymadan Ankara’da biz duyduk neden? Çünkü bu milletin her bir yerindeki ferdi adeta demokrasinin bir istihbarat elemanı gibi oldu nerede bir kıpırdanma var, Ankara yetişmediği zaman kendi organize oldu kıpırdandığı yerde, kıpırdananları, kıpırdamaz hale getirdi. Onun için ben böylesi büyük bir milleti mensubu olmaktan Rabbime sonsuz kere hamd ediyorum. İyi ki böyle büyük bir millete mensubuz, böyle büyük bir devlete mensubuz. Bütün bu ilkler yaşanınca darbe teşebbüsü başarısız oldu. Bu ilkleri yaşatan önce Allah’tır sonra millettir. Milletle beraber hareket eden lider kadro, bunu hesap edemeyenler millete hakaret etmeye devam ediyorlar. Koyun sürüsü anlamında veya ahmak anlamında bu Fetöcü ahmaklar açıklama yapıyor. Körü körüne oraya inanıyorlar. Adam,Kur’an’ı,sünneti her şeyi tersinden okutsa bile kayıtsız şartsız itaatleri var ama aklını kalbini vehmetmemiş sorgulayan, soruşturan ve doğru olmayan bir şeye meydan okuyan, ölümüne demokrasiye, hukuka ve insan haklarına sahip çıkanlara ahmak diyor Fetö’nün ele başları. “Ahmak sensin be” bu milletin aklını, büyüklüğünü göremedin, bu milleti kendi etrafından haşhaşi haline getirdiğin beynini yıkadığın ahmaklara benzetiyorsun. Bunları bir ayır bakalım bu millet her zaman hainlere karşı bir olmuş, iri olmuş, diri olmuş ve birlikte Türkiye olmuş bunu başarmıştır. Bundan sonrada başarmaya Allah’ın izniyle devam edecektir. Bu ilkler nedeniyle bu darbe başarılı olamadı. bundan sonrada Türkiye’de darbelerin başarılı olmaması için yapacağımız çok şey var bakın geçmişte Türkiye’de her darbe olunca, darbe geçtikten sonra siyasal iktidar yan gelip yatmış, darbe bitmiş sanki bir daha darbe olmayacak, bu darbe neden oluyor diye kafa yormamız gerekmez mi, bu sistem neden 10 senede bir darbeci güruh ile neden bu sistemin içerisinde yetiştirilen insanlar sistemde darbe yapma cesaretini kendinde buluyor. Darbe bittikçe darbenin üretimi durmuyor ki her 10 yıl darbe gelmiş Türkiye’ye 60’da olmuş yeni darbe için geri sayım başlamış, 70’de muhtırası olmuş 80 darbesi için geri sayım başlamış herhalde adete yeni bir darbenin başlangıcı olmuş.

 

DARBE OLMASIN DİYE TEDBİRLER ALDIK. 

Her yaşadığımız krizde o yaşadığımız krizin yaşanmaması için tedbirler aldık şimdi darbe üreten bir sistemin, yeni bir silahlı darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldık, öyle ise bizim yeni dönemde bu sistemi darbe üretmeyecek hale getirmemiz gerekiyor, darbe teşebbüsünden sonra milletimizin bizden istediği bana göre 3 temel şey var. Bir darbecilerin yargı önünde hesap verip en ağır şekilde cezalandırılması ve devlet aygıtı içerisinde, bu Fetullahçı terör örgütüne mensup olanların, devlet aygıtı içerisinden temizlenmesi. İkincisi Fetullahçı terör örgütü veya başkalarının bu darbe teşebbüsünden sonra artçı yeni bir darbe teşebbüsüne

 kalkışmasının önlenmesi. Üçüncüsü ise Türkiye’de ne Fetullahçı terör örgütünün ne başka TSK içerisinde yuvalanmış gurupların terör yapılarını veya başka şeylerin darbe yapmasına izin vermeyecek bir sistemi muhafaza etmek. Sistemin darbe üreten vasfını ortadan kaldırmamız lazım. Hepimiz konuştuk dedik ki emir komuta zinciri dışında, yani emir konuta zinciri içinde darbe olursa iyi bir şey mi? Emir komuta için de de, emir komuta dışında da Fetöş’ün adamlarıyla da başkalarının adamlarıyla da her ne şekilde, ne surette ortaya çıkarsa çıksın, darbe çirkindir, hukuksuzdur, demokrasiye ve milli iradeye düşmandır buna karşı hepimizin ortak tavır geliştirmesi gerekiyor. Hükümetimiz bu çerçevede OHAL kararı aldı ve adımlarımızı atmaya başladık. Darbe üreten bu sistemi darbe üretemeyecek bir hale getirmek, demokrasinin milli iradenin, hukukun üstünlüğünün anayasanın gerçek muhafızı haline dönüştürmek. TSK’nın içerisinde yuvalanmış bu Fetullahçı terör örgütü mensupları buna girişti bazıları buna eklemlendi ama değerli Rizeliler, buna karşı duran Mehmetçiğimizde oldu. Onların sayesinde de bu darbe başarısız hale geldi demi unuttum. Emniyet mensuplarımız canları ile ölümüne bu darbeye karşı direndi yargı mensupları, silahsız bir ordu olarak ilk defa bu darbenin karşısında durdu, bunlarda bir ilk.

 Eskiden Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay, Danıştay Başkanı darbenin ilk saatlerinde gidip darbecilere biat ederler, emrinize amadeyiz derler. O gece daha darbenin ne olacağı belli olmadan kim kazanacak belli olmadan, adliyeleri açan gözaltı yakalama kararları veren yargı mensupları var.Bunun gereğini yerine getiren polisler var, bunun gereğini yerine getiren vatansever askerler var. O yüzden hakimlerimize, savcılarımıza, HSYK üyelerimize hepsine buradan ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Emniyet mensuplarımıza da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bütün bu ilkler nedeniyle başarısız oldu darbe. Şimdi sistemin darbe üretmeyen bir sisteme dönüşmesi için adım atma zamanı. Biz bu adımları onun için atıyoruz. YAŞ’ın yapısını bu maksatla değiştirdik. Okulları bu maksatla kapattık. Yeni bir anlayışla milli savunma üniversitesini kurduk, yeni bir yapı oluşturduk. Kuvvet komutanlıklarını Milli savunma bakanlığına bağladık.Askeri gereklilik bakımından, Genelkurmaya bağlı olmaya devam edecektir. Öte yandan devlet aygıtı içerisinde bulunan bu yapıyı ve buna benzer yapılara karşı yeni tedbirler aldık.Bundan böyle Türkiye’de devletin içerisinde hiçbir guruba ekibe,cemaate, ideolojiye, tarikata devlet olma, devlet gibi hareket etme imkanı asla verilmeyecektir. Bu devletin içerisinde görev yapan herkes devlete sızma, bulunduğu kurumu mensup olduğu yapının emrine amade kılmak için değil, farklı görüş sahibi olabilir ama devlette görev yaparken devletine ve milletine en iyi hizmeti vermek için orada olmalıdır. Herkes olmalı bundan öncede liyakate önem verildiği gibi bundan sonrada liyakatin yanından böylesi bir seçkinci anlayışa da yer vermemiz gerektiğine inanıyorum. Onun içinde Türkiye’de Cumhuriyeti, hükümetleri bundan sonraki süreçte devletin içinde devlet olmak paralel, yatay, dikey ne tür bir yapı oluşturmak isteyen varsa bunların hepsine karşı dimdik duracağız ve diyeceğiz ki millet hepimizin, biz bu devletin bu milletin hizmetkarıyız, hepimiz anayasalara yasalara bağlıyız resmi amirlerin talimatları doğrultusunda anayasa ve yasalarla hizmet edeceğiz. Bundan sonraki süreçte bu adımları atmak durumundayız ki Türkiye’nin sistemi darbe şakşakçısı, darbe duacısı, darbe için çalışmayı cennete götürecek zanneden ahmaklardan kurtulsun. Aksi takdirde böylesi yapılar devletimizin ve sistemimizin bozulmasına daha büyük hastalıklara düçar olmasına yol açabilir onun içinde bundan sonraki süreçte dikkat edeceğiz.

Devlet aygıtı içerisinde Fetullahçı terör örgütüne mensup yapının ayıklanması son derece önemli. Herkes şunu söylüyor, bunları niye görmediniz. Cumhurbaşkanımız anlattı, milletimizden özür diledi, bunlar o kadar görünmez bir yapı ki dört gözle değil bin bir gözle baksanız göremiyorsunuz. Takiyye üstüne takiyye, tedbir, tedbir, temkin, temkin, Annesine babasına, eşine, çocuklarına, komşusuna, herkese karşı kendini gizliyor.  Sen eğer meşru ve doğru bir şeysen niye kendini gizliyorsun.

FETÖYLE MÜCADELE ETMENİN ZORLUKLARI

Daha ilginç bir örnek anlatacağım Türksat’ı vuran teröristler orada ki iki tane evladımızı şehit ediyorlar, sonra şehit eden asker su istiyor getiriyorlar, çömeliyor, besmele çekiyor ve üç yudumda içiyor suyu. Güya sünnete uygun su içiyor. Sonra o arkadaşları şehit edilenlerden rehin alınalar diyorlar ki sen oturdun besmele çektin su içtin ama biraz önce de gözünü kırpmadan 2 tane insanı öldürdün diyorlar. Bunu dedikten hemen sonra ben onlara iyilik ettim diyor. Onlar diyor şehit oldular, şimdi cennetteler. Bende şimdi şehadet şerbetini içtim öyle yola çıktım. Şimdi düşünün sapıklığı öldürdüğü her vatandaşın şehit olduğuna, cennete gittiğine, onlara iyilik yaptığına inanıyor. Bu Fetullahçı terör örgütünün haşhaşilere rahmet okutacak uyuşuk ahmak beyinleridir. Ona inandırılmış. Aynen bu DEAŞ’ın militanları da aynı. DEAŞ nasıl gönderiyor masum insanlara bizim büyük bir hedefimiz var, onun için öldürdüklerimizden endişe etmeyin onları hepsi şehit, hepsi cennete gidecek, siz de büyük hedef için ölüyorsunuz siz de şehitsiniz siz de cennete gideceksiniz. Beyinleri böyle yıkıyorlar. Onun için çok iyi gördüğünüz biri Fetullah Gülen’den bir talimat geldiği zaman o talimatın gereğini öldürse, öldür şeklinde, başka bir şeyse o şekilde sahte mahkeme kararı, sahte delil uydurmak vs ise o şekilde, darbe yapsa, o şekilde hareket etmeyi kendisini cennete götürecek bir ibadet zannediyor. Onun için böyle bir yapı ile mücadele etmenin zorluğu ortadadır. Kuran’ın sünnetin dışında FETÖ’nün eksenine takılmış bu yapıya karşı elbette bizim dirayetli, kararlı, etkin bir mücadele yapmamız lazım. Onun için devlet aygıtı içerisindeki bu yapının temizlenmesi Türkiye’nin demokrasisinin, milli iradesinin, hukuk devletimizin bir daha tehdit altına girmemesi için son derece önemli böyle yapıların oluşmaması için tedbir almak yine bu kadar önemlidir. Bu nedenle atılan adımların bu çerçevede değerlendirilmesini, vatandaşlarımızın terör örgütüyle irtibatı olmayanların bu adımlardan herhangi bir endişeye kapılmasına gerek olmadığını buradan açıkça ifade etmek istiyorum. Onun için de bütün vatandaşlarımıza diyorum ki Rize’den gelin bu fetullahçı terör örgütüne karşı artık kapılarımızı kapatalım. Bugüne kadar Fetullah Gülen’in doğru iş yaptığına inanan o alt yapıdaki samimi olan ve bizim anlattıklarımıza inanmayan kardeşlerimize diyorum ki yahu bu canavarlıktan sonra hala Pensilvanya’da tiyatro oynayan bu zatın laflarına inanıyorsanız benim size diyecek hiçbir şeyim yok. Artık bu gerçekten sonra kapılarımızı kapatalım. Evlatlarımızın kime hangi gruba gittiğine dikkat edelim. Hangi yapılarla beraber olduğuna da dikkat edelim. Kiminle beraber kaldığına da dikkat edelim. Çünkü bir bakıyorsunuz evlatlarımız anasını babasını tanımaz hale geliyor. O yüzden bunların evlerinde, yurtlarında başka yerleri kapattık, ancak yeni yapılar oluşturabilirler, daha gizli daha gizli çalışmalara girebilirler diyorum ki lütfen ama lütfen yavrularımıza sahip çıkalım. Kim gizli iş yapıyorsa bilin ki o kötüdür, kim gizli iş yapıyor bilin ki o suç işliyordur. Gizli iş yapanlardan gizli iş yaptıranlardan uzak durmamız gerekir. Bu FETÖ’cü terör örgütünden de tabi ki herkesin uzak durması lazım.

GÜÇLÜ TÜRKİYE İSTEMİYORLAR

Darbenin olduğu gece Avrupa da ve başka ülkelerde Türkiye’deki darbenin seyrine bakarak tavır alan pek çok ülke oldu. Hem Avrupa Konseyinde hem Avrupa  Birliği’nde hem ABD’de hem de başka yerlerde. Bunu çok yerde gördük. Neden? Çünkü zayıf bir Türkiye herkesin işine gelir. Güdülecek bir lider, ülkesinin menfaati, milletinin menfaatini değil de kendi yularını elinde tutanların menfaatini her daim önceleyecek bir lider, zayıf bir Türkiye, birbirine girmiş bir Türkiye onların çok işine geliyor. Tayyip Bey’i niye sevmiyorlar hiç düşündünüz mü? Niye düşmanlık ediyorlar? Milli savunma sanayi yüzde 20’den yüzde 60’lara yerlileştirdi severler mi? Dağları deldi, köprüler, havaalanları, şehir hastaneleri, Türkiye’yi ayağa kaldırdı Karadenizli bunu en iyi bilir, severler mi? Muhtaç Türkiye’den IMF’ye meydan okuyup borç vereceğim diyen Türkiye getirdi severler mi? Dilenci bir Türkiye istiyorlar. Avrupa’dan kaş çatıldığında ayakları titreyen bir Türkiye ve Türkiye lideri istiyorlar. Ama herkesin karşısında milletin devletin menfaati olduğu zaman ölümü göze alıp bu menfaatten milim satmayan Tayyip Erdoğan’dan ve onun arkadaşlarından kurtulmak istiyorlar. Allah’ın izniyle başaramayacaklar.

ABD’NİN İADE ETMEMESİ ABD’YE DE ZARAR VERİR

O gece hepsi darbe başarılı olsun diye beklediler, beklediler, daha sonra darbe başarısız olunca herkes darbe karşıtı tavırları ortaya koydu, darbe başarılı olsaydı Türkiye kaybedeceği için darbecilere en büyük iltifatı yapmaktan asla geri kalmayacaklardı. Şimdide darbecilerin nasıl yargılanacağı bunların işi 238 vatandaşımız şehit olmuş, 2500 civarında vatandaşımız yaralanmış, Cumhurbaşkanına suikast girişiminde bulunulmuş Meclis bombalanmış. Ben diyorum ki Beyaz Saray bombalanmış olsaydı, Kongre bombalanmış olsaydı.  Sayın Obama’ya suikast girişimi yapılmış olsaydı, Pentagon bombalanmış olsaydı, 2500 ABD vatandaşı yaralı, 238 ABD vatandaşı öldürülmüş olsaydı, bu alçaklığı yapan terör gurubunun ele başı Türkiye’de olsaydı, ABD ne yapardı biraz empati yapmamız gerekmez mi? Almanya’ya, Avusturya’ya, Fransa’ya yapanlar olsaydı, onların bu işi yaptıranların ele başı Türkiye’de olsa ne olurdu? Şimdi bazıları diyor ki biz vermeyeceğiz. Başkaları bize gel biz seni iade etmeyeceğiz diyorlar. Peki demokrasiye inanıyor musunuz, Avrupa Birliği değerlerine inanıyor musunuz, öyleyse Türk milletinin Avrupa Birliğinin ortak değeri olan demokrasi ve hukuk devletine ölümüne sahip çıkan bu destansı kahramanlığına şapka çıkarıp takdir etmek yerine onu küçültmek için bunca ihanet yapanlara niye kucak açıyorsunuz. ABD bu terör örgütünün ele başını Pensilvanya’da tutuyor ve pek çok başka suçunda ele başı. Türkiye ile Amerika’nın dostluğu Fetullah Gülen’in ABD tarafından Türkiye’ye iadesini gerektirir. Çünkü biz bu güne kadar ABD ile olan ilişkilerimizde ABD’nin taleplerine ABD aleyhine bir durum olduğu zaman, her zaman olumlu baktık ve olumlu iş birliği yaptık, Türkiye’nin demokrasisine, hukuk devletine anayasasına, meclisine, hükümetine, Cumhurbaşkanına ve dahası aziz milletine karşı girişilen bu hain terör saldırısının sevk ve idare edicisinin ABD’de daha fazla tutması hem Türkiye ABD ilişkilerine ciddi zarar verir, hemde Türk halkının ABD’ye bakışını olumsuz etkiler. Şu anda Türk halkının ABD’ye bakışını bir anket yapın ölçün, orayı himaye eden, Türk halkının ABD’ye olumsuz bakışı zirve yapıyor. Türkiye’de bunun peşinden giden bir avuç haşhaşinin dışında kimse yok. ABD’ye bunu anlatanlar nasıl anlatıyor, bilmiyorum ama belli ki haşhaşilerden biliyorlar Türkiye’deki bunların gücünü birde demokrat olanlardan, bunların dışında olanlardan dinleyin, şu anda Türk halkının ABD’ye bakışındaki olumsuzluk gittikçe artıyor, Eğer iade edilmezse bu artık daha da artacaktır. Ayrıca ABD içerisinde demokrasiye inanmış ABD vatandaşlarının da ABD yönetimine karşı görüşü olumsuz. Bu iade süreci elbette Türkiye ve ABD arasındaki iade anlaşmasına göre hukuki olarak işletilir ama biz ve ABD yetkilileri gayet iyi biliyorlar ki uluslar arası iadeler sadece hukukun gereklerini yerine getirmekle olmaz, hukuk gereklidir ama yeter şart değildir, buradaki kararların hepsi siyasidir. Mahkeme ne derse desin son kararı siyaset verir, onun içinde bu konudaki kararı siyaset verecektir. İade ederse bu hukuki karar olmanın yanında bir siyasi karardır, eğer iade etmezse buda siyasi karardır. ABD’de bulunan Fetullah Gülen’in başka ülkelere kaçış planladığına dair çok ciddi istihbaratlar aldık. Bu istihbaratları ABD’nin istihbarat örgütünün bilmemesi mümkün değil, Türkiye’de gerçekleşen başarısız darbe teşebbüsünün sevk ve idarecisinin Fetullah Gülen olduğunu bilmeyen devlette yok, istihbarat örgütü de yok. Herkes bunu biliyor. Bir kişinin işlediği suçu herkes gün gibi açık, aşikar bildiği halde ABD’nin bunu himaye etmesi asla hukuk devleti demokratik devlet anlayışıyla bağdaşmaz, buradan ifade etmek isterim ki ,eğer Fetullah Gülen Pensilvanya’dan başka bir ülkeye giderse bu ABD’nin izni onayı ve himayesi altında gitmiştir demektir. Kimse kaçtı ama biz görmedik diyerek bize bunu anlatamaz. Orada uçan sineklerin dişimi erkek mi olduğu ABD yönetiminin bildiğini bütün dünya biliyor. Bundan sonraki süreçte iade iki ülkenin de menfaatinedir. 

FETÖ DİĞER ÜLKELER AÇISINDA DA KULLANIŞLI BİR MAŞA DEĞİLDİR.

Fetullah Gülen’i himaye edeceklere de buradan bir kez daha sesleniyorum Fetullah Gülen’in Türkiye açısından da okulları olduğu başka ülkeler açısından da artık kullanışlı bir maşa olma vasfını kaybetmiştir. O maşayı bundan sonra elinize alırsanız ateşi tutmuş olursunuz. Türkiye’de bu darbe teşebbüsünü 40 sene sonra gerçekleştirmeye teşebbüs edenler charter okulları ve başka okullar sayesinde ABD  ve başka yerlerde yetiştirdiği ve Türkiye’ye yerleştirdiği gibi o ülkelerin yönetimi içerisinde yetiştirdiği kadrolarla ilerde o ülkelerin demokrasisi içinde yönetimleri içinde, halkları ve devletleri içinde büyük bir tehdit oluşturuyor. Türkiye’de bunu bize yılları yılı söyleyen oldu biz inanmadık şimdi biz ABD’ye, Avrupa, Afrika ülkelerine bizim başımıza geldi diyoruz. Bunu bize söylediler sizin gibi bizde yok canım bunlar bak iyi eğitimli, modern görünümlü insanlar bu dedikleriniz olmaz bu iyi eğitimli adamların nasıl canavara dönüştüğünü gördük diyoruz.

  

 
Adres

06659 KIZILAY / ANKARA

Telefon

90 (0312) 417 77 70

E-Posta

basinisaretadalet.gov.tr

© 2020 BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ Resmi İnternet Sitesidir. Tüm hakları saklıdır.

Sitemizi Bugün : 2624 - Toplam : 2516023 kişi ziyaret etmiştir.