BOZDAĞ: GÜLEN ABD'YE ADETA YALVARIYOR

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi ile ilgili araştırma komisyonu kurulmasına dair görüşmelerde Hükümet adına TBMM Genel Kurulu'na seslendi. 

Bakan Bozdağ, konuşmasında şunları söyledi: 

"Darbe teşebbüsünün ve Fetullahçı örgütlenmenin bütün boyutlarıyla araştırılması ve sonuçlarının ortaya konulması maksadıyla araştırma komisyonu kurulmasına dair önergelerle ilgili hükümetimizin görüşlerini ifade etmek üzere huzurunuzdayım. 

Saygıdeğer Milletvekilleri Türkiye’miz tarihi bir süreçten geçiyor. 15 Temmuz 2016 hem milletimizin tarihi bakımından hem de demokrasimizin tarihi bakımından kara bir lekedir. Kara bir tarih olmuştur. Ancak öte yandan bu kara lekeye, kara tarihe, kara güne karşı milletimizin, meclisimizin, siyasetimizin, medyamızın, sivil toplumumuzun hâsılı toplumun her kesiminin birlikte ayağa kalkması demokrasiye, milli iradeye, anayasaya ve bizi biz yapan bu ortak değerlere sahip çıkması son derece önemli. Bu açıdan da tarihi bir gün olmuştur. Esasında bu darbe teşebbüsünü gerçekleştirenler her şeyi göze almıştır. Meclisi bombalarken de, Cumhurbaşkanlığı sarayını bombalarken de, özel harekâtı bombalarken de, Cumhurbaşkanımızı infaz için giden timler infaz teşebbüsünde bulunurken de, köprüyü tutarken de, vatandaşlarımızın üzerine tankları sürerken de hedef gözeterek gözetmeyerek ateş ederken de masum insanımızı yüzlerce insanı yaralarken de gözü dönmüş bir canavarlık içerisinde pek çok vahşeti göze alarak, pek çok ölümü göze alarak bir  yola çıktıklarını ortaya koymaktadır. O geceye dair hepimizin çok hikâyesi var. Milletimizin her bir ferdinin hikâyesi var. Eminim ki bu hikâyeler bu işin aydınlatılması bakımından da bize yol göstericisi olacaktır. İşte TÜRKSAT’ta ki iki TÜRKSAT çalışanını şehit eden darbeci askerlerin çalışanları şehit ettikten sonra su istediğini bir gazeteci yazdı dün. Suyu alıyor diz çöküyor sonra besmeleyi çekiyor 3 yudumda su içiyor. Bunu gören oradaki çalışanlar diyor ki siz besmele çektiniz üç yudumda su içtiniz sünnete bu kadar uyuyorsunuz da masum insanları niye öldürüyorsunuz bunu niye yapıyorsunuz diye sorunca cevaben diyor ki: İyi ya şehit oldu o. Biz de şahadet şerbetini içtik yola çıktık diyor. Şimdi zihniyete bakıyor musunuz? Öldürdüğü sivil masumun şehit olduğuna onun cennete gittiğine inanıyor, kendi ölürse öldürülürse kendinin de şehit olduğuna inanıyor. Bunun DEAŞ mantığından ne farkı var? O da aynı şeyi düşünüyor. Öldürdüklerinin şehit olduğunu, kendisinin de şehit olacağına inanıyor. Sapkın bir din anlayışının da, sapkın bir itikadı yapının da varlığını gösteriyor. 

MİLLETİMİZ MİLLİ İRADE PARTİSİNİN BİR ÜYESİ OLMUŞTUR

Tabi böylesi bir yapıyla mücadele etmek kolay değil, her yerde baktığımızda sivillere karşı hedef gözeterek ateş eden, ateş etme emri veren bir yapı var ve bunlardan rahatsız olmayan bir yapı var ve bu yapı karşısında milletimizle birlikte direndik ve birlikte kazandık. İktidar ve muhalefetiyle siyaset birlikte direndi birlikte kazandık. Yazılı ve görsel medya birlikte direndi birlikte kazandı ve toplumun bütün kesimi birlikte direndi. Bu darbe teşebbüsü milletimiz birleştirme noktasında önemli bir fonksiyon ortaya koymuştur. Sağdan soldan, hangi görüşten, hangi siyasetten olursa olsun insanlarımız darbeye karşı yekvücut oldular. Herkes milli irade partisinin bir üyesi oldu ve darbeye hayır, demokrasiye evet dedi. Tankların önüne koşanlar sadece bir siyasi partiden değil. Tüm siyasi partilerden aziz kardeşlerimiz oldu. Eğer biz demokrasiye milli iradeye, Anayasamıza, hukukun üstünlüğüne terimizle, canımızla, kanımızla sahip çıkarsak 15 Temmuz 2016 da olduğu gibi bundan sonrada demokrasimize, milli irademize, hukukun üstünlüğüne dönük her türlü saldırı millete çarptığı gibi gerisin geriye dönecektir. Ben bu vesileyle aziz milletimizin her bir ferdine, meclisimize, siyasi partilerimize medyamıza darbe teşebbüsünün başarısızlığı için terini canını kanını vermekten çekinmeyen her bir insanımıza ayrı ayrı şükranlarımızı, teşekkürlerimizi sunuyoruz. 

DARBE GİRİŞİMİNDE İLKLER YAŞANDI

Bir ilki de yaşadık aynı zamanda bu bir ilkti ama başka ilklerde oldu bundan önceki darbe teşebbüslerinde siyaset kurumu hep susmuştu, iktidar şapkayı alıp kaçmıştı, cumhurbaşkanları daha işin başında etkisiz hale getirilmişti yada sesiz kalmıştı, toplumda hakeza sessiz kalmıştı, sivil toplumda sessiz kalmıştır. Darbenin arkasından gazeteler darbeyi öven manşetlerle çıkmıştı, siyasetçiler darbenin aleyhine konuşmamakta, konuşursa da biraz dengeli konuşmaya özen göstermiş, pek çok da siyasetin içinden medyanın içinden akademinin içinden şakşakçılar çıkmıştı ama Türkiye’nin geçirdiği aşamalardan sonra demokrasimizin ulaştığı olgunluk milletimizin demokrasiye sahip çıkmasındaki geldiği seviye ve bilinçlenme artık bugün Türkiye’de darbeye şakşakçılık yapacaklar dahi, darbenin karşısında olduğuna inanılmasa da milletin bu sağduyusu nedeniyle söylemek zorunda kalmıştır.

Gazeteler işin başında darbenin başarılı veya başarısız olmayacağı belli olmadığı bir zamanda demokrasiden yana tavır koymuştur. Siyaset kurumu da onu yapmıştır. Cumhurbaşkanı ölüme uçmuştur. Hükümet hakeza, herkes bunun karşısında durmuş bu da bir ilktir. Demek ki demokrasi insan hakları, hukukun üstünlüğü, milli irade, millet sahip çıktığı sürece tankla, topla, uçakla, helikopterle, bombayla otomatik silahlarla yok edilemez. Ne zaman ki millet buna sahip çıkmaktan vazgeçerse işte o zaman yok edilebilinir. Allaha şükürler olsun bugün bizim ortak değerlerimiz arasına yeni bir ortak daha katıldı. Bugüne kadar vatan dedik hep beraber vatanı savunmak için bir araya geldik. Bayrak dedik öyle oldu. Devlet dedik öyle oldu, millet dedik öyle oldu. Ama artık bundan sonra Türkiye’de demokrasi de Milli irade de bu milletin ortak değerlerinden biri haline gelmiştir. Bunda bir tartışma yoktur.  Demokrasi artık hepimizin kırmızıçizgisi haline gelmiştir. Demokrasi tehlike altında olduğu zaman parlamento siyaset millet nasıl bir dayanışma gösterdi hep beraber gördük. Belki bu dayanışma Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı'nda düşman orduları tarafından işgali sırasında nasıl Atatürk’ün arkasında aziz milletin her bir yerindeki insanları saf tutup nasıl bağımsız bir Türkiye’yi kurmayı başardıysa bu seferde 15 Temmuz 2016 da, Kurtuluş Savaşından yaklaşık 100 yıl sonra demokrasiyi korumak için Anayasal düzeni korumak için, Milli iradeyi korumak için, Hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak için, yeniden bir ayağa kalkış olmuştur. Onun için de ben eminim ki bundan sonra demokrasimizin üstünde kara bulutlar oluşturmak isteyenler, demokrasiyi kesintiye uğratmak isteyenler niyetlenmeden önce trilyonlarca defa düşünmek zorunda kalacak asla niyetlenmeyecektir. Onunda ben eminim ama bu darbe teşebbüsünden sonra eğer bir her şey geçti bitti der durursak yenileri kümelenebilirler. Çünkü 27 Mayıs 1960 oldu tedbir alamadık yeni darbe için geri sayım başladı. 9 Mart geldi tedbir alamadık 12 Mart geldi. 12 Mart Muhtırası'nın arkasından yine tedbir alamadık 12 Eylül darbesinin geri sayımı başladı. Eğer biz 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra tedbir alamazsak yeni bir darbe teşebbüsünün geri sayımı başlamış demektir. Bize düşen bu parlamentoya düşen, demokrasiye sahip çıkma ittifakımızı bundan sonra Türkiye’de darbe yapılmaması için yapılması gereken ne varsa bunları tereddütsüz hayata geçirene kadar ve netice alana kadar sürdürmektir. Halkımızın bizden istediği bana göre 3 şey var. Bu darbe teşebbüsünden sonra Ölen şehit olan, yaralanan meydanlara inen vatandaşımız bizden bu darbe teşebbüsünü püskürttünüz, bu darbe teşebbüsüne kalkışanları yargının huzuruna çıkarın millete hesap versinler, bunların uzantıları, bunların destekçilerinin devlet aygıtı içerisinden tek tek temizleyin. Birinci mesajı bu hesap sorun ve bunları temizleyin. Bu ihanet içerisinde olanlarla devletin devlette yaşama imkânı artık kalmamıştır. Öyle ise bunların devletin yönetim aygıtı içerisinden de hukuka uygun bir biçimde temizlenmesi son derece önemli.

DARBE TEŞEBBÜSÜNÜN ARTÇI DARBELERİ OLABİLİR

İki bu darbe teşebbüsünün artçı darbeleri olabilir. Geçen bu darbe teşebbüsünü sevk ve idare eden Fetullahçı Terör Örgütünün Elebaşı Fetullah Gülen video vasıtasıyla açıklamalarda bulundu takip ettiniz ne diyor teslim alınan da yargının elin de bulunan da aman dik durun eğilmeyin itirafçı olmayın siz böyle dik durursanız tarih sizi şerefle yazacak. Şöyle paragraf paragraf satır satır yazacak diye onlara gaz veriyor. Güya motive ediyor. Şimdi de kendisi Amerika Birleşik Devletleri'ne beni Türkiye’ye iade etmeyin diye yazılar yazıyor adeta yalvarıyor. Ben de diyorum ki gaz vereceğine çık gel. Senin gelmen onlar için daha iyi bir motivasyon olur. Gel Türkiye’ye en iyi şekilde onlar mutlu olurlar tarih yazacaksa sizi daha güzel harflerle yazar. Satır satır paragraf paragraf yazar. Ama onu yapmıyor oradan Türkiye’nin içerisinde beyinlerini yıkadığı taraftarlarını gaza getirmek tahrik etmek için ne yapıyor oradan mesajlar veriyor.

Aziz milletimizin her bir ferdine ahmak diyerek, darbe girişiminin başarısız olması nedeniyle ortaya koyduğu sevinç gösterileri ile alay ediyor bu iş bitmedi arkası gelecek diyor. Sevincinizi kursağınızda bırakacağım dercesine milleti tehdit ediyor. Öte yandan darbenin karşısında dimdik duran parlamentoya, hükümete, medyaya, cumhurbaşkanımıza tehditler ediyor. Sağ kalırlarsa diyor “nasıl rezil olacaklar, nasıl bir zillete düşecekler yok eğer ölürlerse keşke keşke diyecekler.” Yani ahirette ne olacağımıza da o karar veriyor, dünyada ne kadar yaşayacağımıza da o karar veriyor. Benim inancıma göre, bu aziz milletin inancına göre de insanların ömrünün ne olduğuna karar verecek yegane merci yegane zat Cenab-ı Hak'tır. Onun dışında hiçbir kimse karar veremez ahirette kimin Cennet’e, kimin Cehennem’e gideceğine hiçbir insan karar veremez. Sadece bu Cenab-ı Hakkın takdirinde  olan bir konudur. Rabbim bana ömür vermişse, bu heyete ömür vermişse dışarıdaki aziz insanlara ömür vermişse gökler ölümde yağdırsa onun içerisinde saklar, bunun nice örnekleri var. Bizim inancımızda imanımızda bunu gerektiriyor ama baktığımız zaman burada böylesi bir sapık anlayışın yerleştiğini görüyoruz buda son derece tehlikeli bir durumdur.

Bir diğer konuda milletimizin verdiği mesaj bu artçıları önleyin ama arkasından bir daha Türkiye’de ne asker, ne yargı, ne sivil ne başka birisi darbeye dair bir düşünce sahibi olmasın, darbe yaparız başarılı oluruz diye aralarında bir sohbette kurmasınlar, böyle bir gündemleri olmasın, onun için meclis, hükümet milletin yetki verdiği herkes siz tedbir alın diyor. Bu açıdan da bir mesajı var. Bu yapının bir başka önemli özelliği de gizli örgütlenmiş olmasıdır, oda çok önemli bakın Sayın Genel Kurmay Başkanı en yakınındaki şoförü, emir subayı, özel kalemi, korumaları oradan çıkıyor. Cumhurbaşkanımızın arabasının önünde yıllarca oturan oradan çıkıyor. 17 Aralık'tan sonra onca tedbire rağmen yaver de orda çıkıyor, o kadar gizli bir yapı var ki buna karşıda bizim, hepimizin açıkça durması lazım, şeffaflığın, demokrasinin hepimiz için ne büyük teminat olduğu bu olay bir kez daha göstermektedir. Annesine karşı, babasına karşı, kardeşlerine karşı eşine karşı ,arkadaşlarına karşı takiyye yapan bu anlayışın ne olduğunu, nasıl örgütlendiğini hepimizin iyi görmesi lazım onun için ben  bu araştırma önergelerinin kabulü sonucunda, kurulacak komisyonları çok önemsiyorum. Hükümet olarak da çok önemsiyorum. Bir yandan yargıdan devam edecek o pek çok hakikati eminim ki ortaya çıkaracaktır. Çünkü şu anda ifadeler alınıyor, pek çok kamera kayıtları, pek çok bilgisayar kayıtları, telefon kayıtları, pek çok yazılı evrak, pek çok bilgi belge toplanmış durumda. Bunların tasnifi, bunların analizi, değerlendirilmesi, bugün sahip olduğumuz bilgiler dışında, eminim ki bu darbe teşebbüsünü gerçekleştiren Fetullahçı Terör Örgütü hakkında Türkiye içerisinde nüfusu, gücü hakkında da bize çok fikir verecektir. Çok şeyi ortaya çıkaracaktır ama bu devam ederken meclisimizin, millet adına konuya vaziyet etmesi bu konuya enine boyuna araştırması da son derece önemli nasıl evlatlarımızı kandırabiliyorlar, babasını anasını, kardeşlerini reddedecek hale nasıl getiriyorlar, gözünü kırpmadan yıllardır hizmetinde bulunduğu, her gün yanında bulunan bir komutanını yere yatırıp, ayağıyla kafasına basacak kadar bir ahlaksızlığı bir ihaneti, bir vicdansızlığı yapacak bir canavara nasıl dönüştürüyorlar, bunların elbette araştırılması ortaya konulması lazım, devlet içerisine nasıl sızıyorlar, nerede nasıl örgütleniyorlar? Bunlar birbirleriyle bu örgütte elde ettikleri bilgileri ne yapıyorlar? Devletin içerisinde görev yapmanın ötesinde devlete hakim olmak için niye bu kadar çırpınıyorlar, buna bakmak lazım, artık bizim devleti ele geçirmek isteyen kim olursa olsun, onlara karşı her daim ortak mücadele etmemiz lazım, bu devlet hepimizin, bu devlet milletimizin, devlet milletin hizmetkarı, biz mecliste devletimize milletimize hizmet ediyoruz. Başka kurumlarda çalışanlarda orada hizmet ediyorlar. Biz gideceğiz başkaları gelecek bu devlet, bu milletin olmaya kıyamete kadar devam edecek ama birileri gelip benimdir diyorsa onun karşısında hepimizin durması lazım kim olursa olsun. Bu konuda hepimizin geçmişte söyledikleri var. Geçmişte bize bu Fetullahçı yapıyla ilgili çok şeyler söyledi dostlarımız. Biz onlara inanmadık 17 Aralık’tan sonrada biz çok şey söyledik. Sayın Kılıçdaroğlu’na da söyledim. 17 Aralık'tan sonrada siz bize inanmadınız, diyoruz ki artık birbirimize inanarak, söylediklerimiz chek ederek bu yola devam edersek ben eminim ki bundan sonra böylesi yapılar, devlet için böylesi bir tehlike ve tehdit oluşturmazlar, ben şimdiden kurulacak komisyonun hayırlı olmasını, demokrasimiz, anayasal düzenimiz ve hukuk devletimiz milli irademizin teminatı ve her daim güven içerisinde olması bakımından çok önemli sonuçlar çıkaracağına inanıyor ve hepinizi saygıyla Allah’a emanet ediyorum.

Adres

06659 KIZILAY / ANKARA

Telefon

90 (0312) 417 77 70

E-Posta

basinisaretadalet.gov.tr

© 2020 BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ Resmi İnternet Sitesidir. Tüm hakları saklıdır.

Sitemizi Bugün : 2430 - Toplam : 2515829 kişi ziyaret etmiştir.