BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ
MİLLETİN EMRİNE UYUYORUZ

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, TBMM Adalet Komisyonunda erken yaşta evliliklerle ilgili düzenlemeye ilişkin konuştu.

Bozdağ’ın açıklamalarından başlıklar şöyle:

HÜKÜMETİN BU KONUDAKİ ADIMLARI

"AK Parti hükümetleri olarak biz erken yaşda evlilikleri önleme konusunda Cumhuriyet tarihinde en büyük reformları yapan hükümetlerin başında geliyoruz. Çok ciddi adımlar attık izniniz olursa hem buradaki muradı açıklamak hemde  geri komisyona istememezin gerekçesinide paylaşmak istiyorum. Medeni Kanun bilindiği gibi 1 ocak 2002 de yürürlüğüğe girdi eski Medeni Kanun’da 14 yaşını tamamlamış olanlar hakim kararıyla evlenebiliyordu. Ancak 2002 de yürülüğe giren yeni Medeni Kanunumuz 16 yaşını tamamlamış olanların mahkeme kararıyla 17 yaşı 18 yaşından gün almış olanların diğer bir ifadeyle 17 yaşı tamamlayanların ebebeynlerin izniyle 18 yaşı tamamlayanlarında kendi rızalarıyla evlenmelerine imkan veren bir düzenleme getirmiştir. Evlik yaşını yükseltmiştir olumlu bir gelişme ortaya koymuştur.Ancak Türk Ceza Kanununda Medeni Kanunu’ndaki bu düzenlemeye uygun düzenlemeler yapılamamıştır. 2005 1 Haziran’ınında yürülüğe giren Türk Ceza Kanun’u bu anlamda çok önemli değişikşikleri gündeme getirşmiştir.Eski Ceza Kanunu’nda 14 yaşını tamamlayan kişi mahkemeden izin aldığı zaman evlendiği zaman cezai tahribattan kurtulabiliyordu. Bu yeni Türk Ceza Kanununda kaldırıldı. Eski Türk Ceza Kanunun 423. maddesinde evlilik vadiyle birlikte olma halinde daha sonra evlilik gerçekleşmediği zamanda bir takibat geçiriyorlardı bir cezalandırma vardı. Ama evlenme vuku halinde buda ortadan kalkıyordu. Bunuda kaldırıldı. Buda yeni Türk Ceza Kanunu’nda yoktur. 434. madde Türk Ceza Kanunu’nda burda ise yine aynı şekilde tecavüz dahil yani halkın hepimizin anladığı anlamda tecavüz fiili işleyenler dahi evlenmiş olsa evlenme vukunda cezai ve tabikatı durduran bir düzenleme vardı  bunlar esasında Türk Ceza Kanunu’ndaki utanç düzenlemeleriydi.Bunuda biz  yürürlükten kaldırdık bir başka konu yine kadınlar  ve çocuklar için bir felaket olan başka bir  maddemiz vardı.Namus için yeni  doğan çocuğu öldürme eski  TCK 453. madde  iffetini namusunu  korumak  için çocuğu öldürdüğü zaman 8 yıldan  başlayan hapis cezası öngörüyordu. Yani çocuk masum başkalarının kurbanı ama onu öldürüyor ama Ceza Kanunu  bunu öldürene  ödül veriyordu biz bunu  kaldırdık.Ağırlaştırılmış müebbet hapis  cezası gibi bir  cezaya  döndürdük.Bu utancıda  yine aynı şekilde Ceza Kanunu’nmuzdan kaldırdık.Türk Ceza Kanunu’nda  yine öldürme suçları son derece önemli  ve bu öldürme suçları içerisinde  özel  ağır tahrip düzenlemeleri vardı.Buna  uygulanan kadınlar açısından  biz onu  kaldırdık ikincisi yine  usul ve furuya karşı bir  cinayet işlenirse  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası  öngörülüyordu ama  daha çok eşe ve kardeşe karşı bu töre sahikiyle cinayetler işlendiği için burda da  bir boşluk vardı o dönemde yapılan düzenlemelerle eşe ve kardeşe karşı işlenmiş cinayetleri de mükellifi cinayetler  arasına koydu ve cezasını ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yaptık ki töre sahikiyle işlenen  cinayetler bakımından son  derece önemli  bununlada yetinilmedi  töre sahikiyle cinayeti  işlenmesinde yine aynı şekilde  nitelikli hal olarak bir kefal biçilmiştir. Türk ceza kanununda töre sahikiyle cinayet  işlenmesi konusunu  getirdik Kanununmuz içiresine  koyduk ki ağırlaştırılmış müebbet hapis  yaptık yine kadının  kadına tecavüz edilmesi halindeki suçun düzenlendiği bölümün nitelendirilmesi çok ilginçtir bizim eski kanununmuzda adabu umumumiyet ve nizami aile aleyhine cürümler bahse altında düzenlenleniyor ırza geçme ırza tasaddibaşlığı altında düzenleniyor essaında burda büyük bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç vardır. Bu işlenen suç adabı ummiyi bozduğu aile nizamının  aleyhine olduğu için esasında cezalandırılır. namus ve ırza tasaddi olduğu için esasında yani konunan şey bir noktada ırz bir noktada adabu umumiyet bi noktada nizamı aile buda bi bakış açısındaki yanlışı gösteriyordu ve yeni ceza kanunu yapılırken esasında bu zihniyet dönüşümü yaptık ve biz bunları kişisel suçlar kısmında cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar almak suretiyele biz bu suçun adabu umumiyi veya nizamı aileyi değil  vehahutta ırza karşı bir doğrudan doğrudan kadına karşı ve kadının cinsel dokunulmazlığına karşı kişiye karşı işlenen bir suç olduğunu düzenledik ve gerçekten büyük bir zihniyet dönüşümünü türk ceza kanununda gerçekleştirmiş olduk. Cezalar arasında türk ceza  kanunu yapılırken bir denge oluşturuyoruz tabi ki ceza adalet sistemine uygun bir dengenin oluşturulması son derece sonra önemli bunları neler... Belki bazı yerlerde kantarı topuzu kaçmış olabilir ama yani buna esas olarak özen gösterilmiştir. Ceza kanunu yürülüğe girdiği zaman beden ve ruh sağlının unutulması halinde cezanın attırılacağına ilişkin bir düzenleme vardır. Yani her cinsel saldırı veya cinsel istismar suçuna muhattap oluyor ondan sonrada birde soruyor benden ve ruh sağlığı bozuldumu bozulmadımı . Yani böyle bir soru sormak gerçekten bir utançtır doğru bişeyde değildir. Neyaptık bunuda kaldırdık ve böyle bir suça muhattap olan çocuk olsun olsun yetişkin olsun bunlarla ilgili bir şeyi peşinen yasa kabul etmiş oldu. Yani bunun bozulduğunu kabul etti ve bu cezayı atırıcı bir neden olarak düzenlenmişti  bu artan kısmı hemen ceza ya yansır ve peşinen kabul ettiğimiz için temel cezaya biz bunu yansıtmış olduk.

CEZALAR ARTIRILDI

Cinsel taciz suçunun çocuğa karşı işlenmesi halinde verilecek cezaları oldukca suçun işlenmesini kolaşlaytıran vesayet kamu görevi koruyucu aile kayın hısımlığı gibi bazı faktörler ağırlaştırıcı sebeb olarak … yani ensestin neredeyse bizim hukukkumuzda cezası yok denecek kadar arttı.  Enseste ciddi ve ağır cezayı bu dönemde biz getttirdik biz koyduk kanunumuza eski TCK deminde söylediğim gibi 14 yaşını tamaamlayan kişilerin iradesinin geçerli sayıp buna göre göre birtakım yaptırımlar bağlarken yeni türk ceza kanununda 15 yaşını tamamlanmış olanın iradesine geçerlik tanıyan bir düzenlemedir. Yani 16 yaşının altında olanınn iradesini geçerli saymadık o irade çocuğa karşı işlenen herhangi bir fiil geleneklere göre veyahutta kanuna göre izin vermediği yaştan önce yöresel töreleree göre evdendirme olsa dahi burada bir menfur cebrin varolduğu kabul ediliyor cebir kanun tarafından doğrudan kabul edilmiş ve işin doğasında varlığı kabul edilirlik bir ceza yaptırımında ne yapılmıştır bağlanmıştır ve bu açıdan ve son derece önemli bir düzenleme getirilimiştir. Hukukmuzun içerisine buda son derece önemli ayrıca bu suçlaraın cezaların atttırılması da zaman içerisinde yapılmıştır. Örnegin cinsel sitismar suçu başlangıçta 8 yıl ikin daha sonra bu 16 yıla çıkarıldı ve şimdi bu heyetin kabul etttiği kanunun zannedersem 13. Madeesinde 12 yaşısını tamamlamış olanlara işlenmesi halindede 18 yıl olarak alt ceza yani temel ceza belirlenmiş oldu . buda ayrı bir  arttım. Yine infaz hukukunuda değiştirdik biz infaz hukukunda bildiğiniz gibi bunların cezası infaz edilirken 3/2 yattığı zaman şartla tahliye imkanı olduğunu dışarı çıkabiliyordu.  şimdi biz bunu 4/3 e çekerek daha fazla infaz yapılmasını sağladık bu sebeble çocuklara karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış hapis cezası alanlar 30 yıl yerine 39 mühebbet hapis cezası alanlara 24 yıl yerine 33 yıl yatmakta. Süreli hapis cezası alanlarda daha cezanın 4/3 kadarınını içerde geçirmektedir. Bütün bunları biz esasasında bir farkındalık olmaktan öte erken yaşta evliliklerin önüne geçilmesi öte yandan kadının çocuğun bütün çocukların korunması maksadıyla yaptığımız düzenlemelerle cezaların çaydırılığı hesab ederek yapılmış. Son derece önemli düzenlemelerdir. Ancak Ceza kanunları ve diğer bütün kanunlar toplumlarda bir kültürün oluşmasına, mevcut kültürün değişmesine ve geliştirilmesine şüphesiz büyük katkılar sağlamaktadır. Takdir edersinizki yüzyıllardır bizim toplumumuzdavar olan erken yşta evllilik gerçeğini 2005 te yürürlüğe giren TCK ile 2002 de yürürlüğe giren yeni Medeni kanunun birdern bire tamamen değiştirmesi ve herkesi aynı noktaya çekmesi oldukça güç bir durumdur. Bu kültür nasıl zaman içerisinde oluştuysa bunun değişmesi, geliştirilmesi, ortadan tamamen kalkması da bir zaman alacaktır. Bu kanun yürürlüğe girdiği zaman bir farkındalık toplumda oluştumu yeteri kadar. Malesef oluşmadı. Başka maddeler tartışıldı Bu maddeler tartışılamadı. Ama uygulamada bu maddenin uygulaması çok büyük bir farkındalığı ortaya çıkardı. Bu maddenini uygulamasıyla Türkiyenin hemen hemen her ilinde, her ilçesinde, beldesinde neredeyse bir vaka yaşandı. Bu vakadan dolayı soruşturmalar ve kobuşturmalar yapılınca ağır cezai yaptırımlar ortaya çıkınca hemde velilerde hem de toplumda gerçekten erken yaşta evlilik halinde çok ağır cezalar var. Bunları aman yapmayalım şeklinde bir kanaat ortaya çıktı. Rakamlara baktığımızda da bunların gittikçe aşağı doğru gittiğini de görüyoruz. Bu bir yeni farkındalık oluşturdu. Ama bu geçiş döneminde bu düzenleme ve bizim yüzyılardır süregelen geleneklerimiz kültürümüz, sahip olduğumuz diğer değerler bakımından hoş görülen bir şeyi tamamen malesef kaldırmadı. Kaldırması da zaten mümkün değil, çünkü kolay değil bu birden oluşmuyor, Birden de kalkmıyor. Böyle olunca da bu konu toplumun gündemine gelmeye başladı. İşte TBMM de aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen unsurları araştıran komisyonun raporunda bu konuya çözüm kulunması hususu dile getirilmiş, tartışılmış. AYM ye açılan davalar sonucunda AYM çok net bir şekilde 12.11.2015 tarihinde verdiği kararda, “Fiilin farklı yaş katagorilerindeki mağdurlara karşı işlendiği  veya failinde küçük olduğu, yada fiilden sonra mağdurun yaşının ihmaliyle yeni birlikteliğin resmi evliliğe dönüşmesi gibi her bir somut olayın özellikleri dikkate alınarak ceza tayin edilmesi ya da onarıcı adalet kurumunun uygulanması imkanı ortadan kaldırılmakta diyor. Kararın gerekçesinde ve AYM esasında 102,102 ve bu konular ile ilgili maddelerin yüksek olduğunu çok net söylüyor. Verdiği bütün kararlardan söylüyor. Bunun yaşa göre kademelendirilmesini ve cezaların orantılılığını gerçekleştirmeyi parlementoya öneriyor. Onarıcı adalete bu iş yapılırken dikkate alınmasını öneriyor. Ama toplumsal baskı sebebiyle AYM nin verdiği bu kararın netecesini tam yerine getirebiliyor muyuz?

Biz esasında kademelendirmeyi yaptık. Cezaları çekebildik mi aşağıda çekemedik. Çünkü Artırarak Anayasa mahkemesinin dediğini yerine getirdik. Büyük bir zaruretle karşı karşıya kadık.

HALKTAN GELEN TALEPLER VAR

BİMER ve CİMER’e bu konuda gelen yüzlerce mektup var. Bakanlığımıza ve Aile Bakanlığına gelen yüzlerce mektup var. Ve bütün bunlar Türkiyede bu anlamda ciddi bir sorun olduğunu gösteriyor. Siyasette sorun çözme sanatıdır. Bir sorun varsa biz bunu görmezden gelemeyiz. Bu önerge esasında Aile komisyonunun, AYM’nin , BİMER’den ,CİMER’den ve Bakanlığımıza Aile Bakanlığına iletilen toplumsal bireysel taleplerin, aynı zamanda bütün partilere de bu taleplerin ben gittiğini düşünüyorum. Ve bizim yaptığımız şey bu sorunu çözmeye yönelik, bir defa uygulanacak geçiçi düzenlemeydi. Kesinlikle tecavüzcülere af getiren ir düzenleme değildi. Tecavüzcülere yönelik bir düzenleme olmadığı halde malesef kamuoyundaki tartışmalar nedeniyle biz meramımızı anlatamadık. Ama toplumda bu düzenlemenin yapılması konusunda bir konsensus oluştu. Biz AK Parti olarak bu güne kadar toplumdan gelen her ses kulak verdik. Adımlarımızı toplumun taleplerine beklentilerine göre attık. Doğru olduğuna inandığımız adımları eğer anlatamamışsak, toplum bunu yanlış görüyorsa. O zaman yine topluma kulak verip geri adım attık. Bu konuda esasında iyi niyetle ve doğru olan bir düzenlemeyi milletimizde glen tepkiler ve eleştiriler, öneriler dikkate almak suretiyle geri çekmek olarak gerçekleştiriyoruz. Esasında biz burada milletimizin talebine ,emrine uyuyoruz.”