BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ
BAKAN GÜRLEK TV100’ÜN CANLI YAYININDA GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ

BAKAN GÜRLEK: “SİLAHLARIN BIRAKILMASINDAN SONRA YASA YÜRÜRLÜĞE GİRECEK”

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin oluşturulan kurulun ilk toplantısının gerçekleştirildiğini belirterek, “Biz yıllardan beri Türk-Kürt kardeş gibi yaşıyoruz. Bu bir anlamda bunun tasdiki, kucaklaşması, inşallah özellikle silahların bırakılması, daha sonra bu yasa yürürlüğe girecek. Ben tekrardan Büyük Millet Meclisi'nde destek veren siyasi parti temsilcilerimize teşekkür ediyorum” dedi.

Bakan Gürlek, TV100 canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin çerçeve düzenlemenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde 467 milletvekilinin desteğiyle kabul edildiğini hatırlatan Bakan Gürlek, geniş siyasi mutabakatın önemine dikkati çekti.

Kanunun uygulanmasında terör örgütünün tamamen tasfiye edildiğinin ve silahların bırakıldığının tespit edilmesinin önem taşıdığını ifade eden Bakan Gürlek, bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla yapılacağını söyledi.

Adalet Bakanı Gürlek, “Terör örgütünün tamamen tasfiye olduğunun, silahları bıraktığının, artık Türkiye'de kalmadığının terör örgütü ve bağlantılarının tespit ve tasdiki mekanizması var. Bu tabii MGK kararıyla tespit edilecek. Daha sonra resmî gazetede yayınlandıktan sonra bu yasa yürürlüğe girecek.” dedi.

DÖRT ALT KOMİSYON KURULDU

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan kurulun ilk toplantısını gerçekleştirdiğini belirten Bakan Gürlek, kurul bünyesinde dört alt komisyon oluşturulduğunu açıkladı.

İlk toplantıda alt komisyonların sorumlu birimleri ile raportörlerinin belirlendiğini kaydeden Bakan Gürlek, bazı komisyonların silah bırakma, tasfiye, tespit ve tasdik aşamalarında; bazı komisyonların ise kanunun uygulamaya geçmesinin ardından görev yapacağını bildirdi.

HUKUKİ SÜRECİ ADALET BAKANLIĞI TAKİP EDECEK

Adalet Bakanlığının sürecin özellikle hukuki boyutunda görev üstleneceğini vurgulayan Bakan Gürlek, “Yasa yürürlüğe girdikten sonra cezaevinde bulunan tutuklu, hükümlü ya da dışarıda bulunup da gelip teslim olacaklarla ilgili hukuki sürecini Adalet Bakanlığı takip edecek” dedi.

Süreç içerisinde ihtiyaç duyulması halinde mevzuatta yeni düzenlemelerin de gündeme gelebileceğini belirten Bakan Gürlek, infaz mevzuatı başta olmak üzere Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu gibi kanunlarda ihtiyaçlar doğrultusunda değişiklikler yapılabileceğini söyledi.

“İHTİYACA GÖRE YENİ YASAL DÜZENLEMELER YAPILABİLİR”

Çerçeve yasanın ardından uygulamaya yönelik yeni düzenlemelerin yapılmasının mümkün olduğunu ifade eden Adalet Bakanı Gürlek, “Elbette infazla ilgili düzenlemeler olacaktır. Başka yasalarda da düzenleme yapılacaktır. Özellikle Cevdet Yılmaz Başkanımızın başkanlığında kurulan kurulun amacı da bir yasal ihtiyaç varsa bu konuda süreci takip edip toplumsal anlamda süreci gözlemek ve daha sonra da Meclise bu konuda görev ve etki vermek” dedi.  

TERÖRÜN OLDUĞU YERDE KESİNLİKLE YATIRIM, İSTİKRAR, ADALET SAĞLANAMAZ

Türkiye'nin yaklaşık 40 yıldır terör nedeniyle ağır bedeller ödediğini belirten Bakan Gürlek, terörün yalnızca güvenlik açısından değil ekonomik ve toplumsal açıdan da büyük kayıplara neden olduğunu söyledi.

“Şu ana kadar terör nedeniyle sadece maddi anlamda yaklaşık 2,3 trilyon dolarlık kayıp var. Güvenlik ve kamu düzeni açısından yaşanan kayıpları bunun dışında tutuyorum. Terörün olduğu yerde yatırım, istikrar ve adalet sağlanamaz” diyen Bakan Gürlek, terörün sona ermesiyle özellikle bölge illerinde yatırımların ve istihdamın artacağını, turizmden sanayiye kadar birçok alanda yeni imkânların ortaya çıkacağını ifade etti.

“VATANDAŞLARIMIZ TERÖRÜN BİTMESİNDEN ÇOK MEMNUN”

Doğu illerine gerçekleştirdiği ziyaretlerde vatandaşların süreçten duyduğu memnuniyeti yakından gözlemlediğini anlatan Bakan Gürlek, Iğdır ziyaretinde bir kanaat önderiyle yaşadığı diyaloğu da paylaştı. Bir vatandaşın geçmişte güvenlik nedeniyle yaklaşamadıkları Ağrı Dağı’nın eteklerinde bugün aileleriyle piknik yapabildiklerini söylediğini aktaran Bakan Gürlek, “Bu beni çok etkiledi. Yani şu an vatandaşlarımız Ağrı dağının eteklerinde ailesiyle hafta sonları piknik yapıyor. Terörsüz Türkiye'de de aslında böyle. Zaten biz yıllardan beri Türk-Kürt kardeş gibi yaşıyoruz. Bu bir anlamda bunun tasdiki, kucaklaşması, inşallah özellikle silahların bırakılması daha sonra bu yasa yürürlüğe girecek. Ben tekrardan Büyük Millet Meclisi'nde destek veren siyasi parti temsilcilerimize teşekkür etmek istiyorum.” dedi.

“SÜRECİ PROVOKE EDENLERE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmeye yönelik girişimlere karşı kararlı olduklarının altını çizen Bakan Gürlek, özellikle spor müsabakalarında yaşanabilecek provokasyonlara karşı Adalet, İçişleri ile Gençlik ve Spor Bakanlıklarının koordinasyon içerisinde çalıştığını söyledi.

Zonguldak'ta yaşanan bir olayın adli makamlar tarafından takip edildiğini belirten Bakan Gürlek, “Biz bu aşamaya kolay gelmedik. Bu aşamadan da bu şekilde basit şeylerle, basit tahriklerle süreci sabote etmek isteyenlere kesinlikle gereken neyse yapacağız. Maalesef bir olay yaşandı Zonguldak'ta. Burada da biz takip ettik. Gerekenler adli anlamda yapıldı. Sonuna kadar takip edeceğiz. Sürecin sabote edilmesine göz yummayacağız. Bizim yıllardan beri beklediğimiz kardeşlik ortamı inşallah gelecek.”

Bakan Gürlek, Türkiye’nin çevresinde savaş ve istikrarsızlık risklerinin arttığı bir dönemde ülke içindeki birlik ve beraberliğin daha da önemli hale geldiğini vurgulayarak, “Biz kendi içimizde birlik, beraberlik, tek ses olduktan sonra karşımızda kimse duramaz. Bizim şu an birlik olmamız lazım. Bizim kendi aramızda kardeşlik hukukumuzu korumamız gerekiyor. Tek ses olmamız gerekiyor. Çok şükür şu ana kadar her şey çok güzel gidiyor.” dedi.

“ALO ADALET 135 HATTINI 1 EYLÜL'DE 3 PİLOT İLDE HAYATA GEÇİYORUZ, EKİM AYINDA DA TÜM TÜRKİYE'DE FAALİYETE GEÇECEK”

Adalet Bakanı Gürlek, yargılamaların hızlandırılması, uzun süren davaların önüne geçilmesi ve vatandaşların yargı süreçlerinde doğrudan muhatap bulabilmesi için yeni uygulamaların hayata geçirileceğini açıkladı. Bakan Gürlek, Alo Adalet 135 hattının 1 Eylül’de üç pilot ilde faaliyete geçeceğini, ekim ayında ise Türkiye geneline yaygınlaştırılacağını kaydetti.

Adalet Bakanı Gürlek, yargının etkinliğini ve verimliliğini artırmaya yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirterek, vatandaşların yıllarca devam eden davalar nedeniyle mağdur edilmesine izin vermeyeceklerini söyledi.

“Bir hakim savcı nasıl kendi davasının kısa sürede bitirilmesini istiyorsa vatandaşın da en doğal hakkı. Yani adliye koridorlarında vatandaş vakit geçirmeyecek. Yani vatandaş davasının ne zaman biteceğini bilecek. Karşısında kesinlikle bir muhatap olacak. Ve 135 adalet hattından da bu konuda kendisine geri dönüş sağlanacak. Çok önem veriyoruz. 12. Yargı Paketinde bir kısmı kabul edildi. Bir kısmı inşallah Ekim ayında Mecliste gündeme getireceğiz. Burada da Sayın Milletvekillerimizin konuya hassasiyet göstereceğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Yargı Hizmetlerinin Etkinliği Bürolarıyla dava süreçlerinin yakından takip edileceğini belirten Bakan Gürlek, her dava türü için belirlenen hedef sürelerin sistem üzerinden izleneceğini kaydetti.

Vatandaşların dava dosyalarının hangi aşamada olduğunu doğrudan öğrenebilmesi amacıyla hazırlanan Alo Adalet 135 hattının 1 Eylül’de üç pilot ilde hizmet vermeye başlayacağını açıklayan Bakan Gürlek, sistemin ekim ayında tüm Türkiye’de uygulanacağını söyledi.

BİLİRKİŞİLİKTE YENİ DÖNEM

Yargı Paketi kapsamında yargılamaları uzatan uygulamalara karşı önemli düzenlemeler yapıldığını ifade eden Bakan Gürlek, hukukun uygulanması veya hukuki olayın değerlendirilmesi gibi hâkimin görev alanına giren konularda bilirkişiye başvurulamayacağını belirtti.

Gereksiz bilirkişi incelemelerinin dosyaların aylarca uzamasına neden olduğuna dikkat çeken Bakan Gürlek, yeni düzenlemeyle yargılamaların daha kısa sürede sonuçlandırılmasının amaçlandığını kaydetti.

“SÜRESİZ NAFAKADA HAKİME TAKDİR VEREN FORMÜL ÜZERİNDE ÇALIŞTIK”

Uzun süren boşanma davalarına da değinen Bakan Gürlek, 4, 5 hatta 9 yıl devam eden davaların bulunduğunu belirterek ekim ayında Meclis gündemine gelmesi planlanan düzenlemelerle bu sürelerin önemli ölçüde kısaltılmasının hedeflendiğini söyledi.

Bakan Gürlek, süresiz nafakaya ilişkin de yeni bir düzenleme üzerinde çalışıldığını belirterek hâkime tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusur oranlarını ve olayın şartlarını dikkate alarak nafakanın süresini belirleme yetkisi verilmesinin planlandığını söyledi. Bakan Gürlek, “Süresiz nafaka gerçekten hem hakkaniyeti hem de vicdanlara aykırı. Burada özellikle kadınlarımızı üzmeyecek, hakime tamamen takdir hakkı veren bir formül üzerinde çalıştık. Hakim gerekirse tekrardan süresiz nafakaya hükmedebilecek ama hakime en azından durum ve şartlara göre nafakayı sınırlandırabileceği bir düzenleme yaptık. Yani hakimlerimiz tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olaydaki kusurları dikkat alınarak süresiz nafaka verebileceği gibi olayların durumuna göre gerekirse bir süre koyup nafaka ödenmesine de hükmedebilecek. Bunlar Ekim ayında meclis sunulacak pakette var.” dedi.

“SOKAK ÇETELERİ VE YENİ NESİL SUÇ ÖRGÜTLERİYLE SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

Yeni nesil suç örgütleriyle mücadeleye de değinen Bakan Gürlek, haklarında dava veya soruşturma bulunan 880 kişinin banka ve kripto hesapları ile taşınır ve taşınmaz mal varlıklarına el konulduğunu açıkladı.

Suç örgütlerinin özellikle gençleri para karşılığında eylemlerde kullandığını belirten Bakan Gürlek, “Sokak çeteleriyle, yeni nesil suç örgütleriyle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Devlet demir yumruğu bunların tepelerini indirecek. Özellikle şu an biz finansal ağlarının çökertilmesine ilişkin çalışmalar yapıyoruz” dedi.

Adalet Bakanı Gürlek, adalet hizmetlerinde temel hedeflerinin vatandaşın karşısında muhatap bulduğu, dava süresini öngörebildiği ve uyuşmazlıkların makul sürede sonuçlandığı hızlı ve etkin bir yargı sistemi oluşturmak olduğunu vurguladı.

“UCU NEREYE GİDERSE GİTSİN DEVLET BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAZ, MUTLAKA HESABINI SORAR VE BİR GÜN ADALETİN KARŞISINA ÇIKARTIR”

Adalet Bakanı Gürlek, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Bürosunun yaklaşık 4 aylık çalışması sonucunda 36 olayın aydınlatıldığını açıkladı. Bakan Gürlek, “Ucu nereye giderse gitsin devlet bu işin peşini bırakmaz. Mutlaka hesabını sorar ve bir gün adaletin karşısına çıkartır. Bizim temel argümanımız bu. Bu konuda arkadaşlarımızda kararlılıkla mücadele ediyor.” dedi.

Uzun yıllardır çözülemeyen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran olayların yeniden ele alınması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, uygulamanın içerisinden gelen bir hukukçu olarak bu alandaki ihtiyacı gördüğünü belirterek, çalışmalarda özellikle cinayet dosyaları ile toplum vicdanında derin iz bırakan olaylara yoğunlaşıldığını ifade etti.

Başkanlığın yaklaşık 4 aydır faaliyet yürüttüğünü kaydeden Bakan Gürlek, şu ana kadar 36 olayın aydınlatıldığını, yaklaşık 690 dosyanın ise incelemeye alındığını açıkladı.

Bakan Gürlek, “Eğer ortada bir eylem, cinayet, bir suç varsa mutlaka bunun bir faili de vardır. Biz diyoruz ki burada devlet ortada bir cinayet varsa bunun failini mutlaka bulmak zorundadır. Aslında vatandaşların adalete, devlete olan güveni de burada başlıyor. Biz burada kararlı olduğumuzu sonuna kadar gitmesi gerektiğini Başsavcı arkadaşlarımıza söylüyoruz. Çünkü kamuoyunda kamu vicdanında tatmin edici olmayan bir olay olduğu zaman mutlaka derin izler bırakıyor. Aile bakımından da kamu vicdanında izler bırakıyor. Bizim amacımız burada devletin sonuna kadar bu işlerin peşini bırakmadığını, gün geldiği zaman bu şahısları adaletin önüne teslim ettiğini göstermek. Özellikle faili meçhul suçlar bürosu bunu yapıyor. Bu konuda toplumda her kesimden de olumlu katkılar aldık” dedi.

Bünyesinde hâkim ve savcıların görev yaptığı birimin Cumhuriyet başsavcılıklarıyla koordineli çalıştığını aktaran Bakan Gürlek, ihtiyaç halinde özel teknik ekiplerin oluşturularak olay yerlerinde yeniden araştırma ve inceleme yapılabildiğini söyledi.

“DOSYALAR SADECE MASA BAŞINDA İNCELENMİYOR”

Faili meçhul dosyaların yalnızca mevcut belgeler üzerinden değerlendirilmediğini vurgulayan Bakan Gürlek, teknik ekiplerin gerektiğinde sahaya gönderildiğini, geçmişte toplanmamış veya yeniden değerlendirilmesi gereken delillerin araştırıldığını belirtti.

Bakan Gürlek, “Arkadaşlarımız gece gündüz demeden sadece dosya bazlı olarak çalışıyorlar. Teknik ekipler kurup olay yerine inceleme araştırma yapıyorlar. Başsavcılarımızla sürekli zaten istişare halindeyiz. İnşallah yakın zamanda da bazı olaylar da çözülebilir” dedi.

GÜLİSTAN DOKU DOSYASINDA ÖZEL EKİP SAHAYA GİTTİ

Çalışmaların öncelikli dosyalarından birinin Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin soruşturma olduğunu belirten Bakan Gürlek, Tunceli’de özel bir ekip oluşturulduğunu ve sahada kapsamlı incelemeler gerçekleştirildiğini söyledi.

Dosyada delillerin karartıldığına ilişkin iddiaların da soruşturulduğunu ifade eden Bakan Gürlek, bazı kamu görevlileriyle ilgili adli işlemler yapıldığını belirtti. Soruşturma kapsamında dijital kayıtlar ve çeşitli kurum kayıtları üzerinde de incelemeler gerçekleştirildiğini aktardı.

Bakan Gürlek, “Tunceli’de özel bir ekip kurduk sahaya gitti arkadaşlarımız vefat eden Gülistan kardeşimizin mezarının bulunması için birçok yerde araştırma, inceleme yaptı” dedi.

MUHSİN YAZICIOĞLU DOSYASI ANKARA’DA YENİDEN ELE ALINDI

Bakan Gürlek, Büyük Birlik Partisinin Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği olaya ilişkin dosyanın da yeniden kapsamlı biçimde incelendiğini kaydetti. Daha önce Kahramanmaraş’ta yürütülen dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ele alındığını belirten Adalet Bakanı Gürlek, soruşturmada FETÖ bağlantısına ilişkin ciddi şüphe ve bulgular üzerinde çalışıldığını söyledi.

Uçak pilotu ve bazı şüphelilerin örgütün mahrem yapılanmasıyla bağlantıları bulunduğuna ilişkin tespitlerin soruşturulduğunu kaydeden Bakan Gürlek, Adil Öksüz ve Kemal Batmaz'ın da aralarında bulunduğu örgüt mensuplarıyla irtibat iddialarının dosyada değerlendirildiğini aktardı.

“OPERASYON BİR SUÇ ÖRGÜTÜNE İLİŞKİN YAPILDI, KESİNLİKLE BİR DİNİ YAPILANMA, DİNİ GRUP YA DA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜNE İLİŞKİN DEĞİL”

Adalet Bakanı Gürlek, Alihan Kuriş liderliğindeki suç örgütüne yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmayla ilgili “Bu operasyon bir suç örgütüne ilişkin yapıldı. Kesinlikle bir dini yapılanma, dini grup ya da sivil toplum örgütüne ilişkin değil. Burada özellikle din kisvesi altında vatandaşlarımızın dini duygularını kullanarak örgütün bir yapılanması var.” dedi.

Adalet Bakanı Gürlek, Alihan Kuriş liderliğindeki suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmaya ilişkin soruyu yanıtladı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca sürdürülen soruşturma kapsamında üçüncü dalga operasyonun gerçekleştirildiğini belirten Bakan Gürlek, son operasyonda 54 kişinin gözaltına alındığını kaydetti. Soruşturma kapsamında 15 şirket hakkında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak görevlendirildiğini, 4 dernek hakkında da kayyum kararı verildiğini ifade eden Bakan Gürlek, gözaltına alınan şüphelilere yönelik adli sürecin devam ettiğini kaydetti.

“SORUŞTURMA TAMAMEN SUÇ ÖRGÜTÜNE YÖNELİK”

İlk operasyonun örgüt lideri Alihan Kuriş ile örgütün yönetim kadrosuna yönelik gerçekleştirildiğini hatırlatan Bakan Gürlek, soruşturmanın niteliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Şu an devam eden bir süreç var ama burada ben şunun altını çizmek istiyorum. Bu tamamen suç örgütünün mali yapılanmasına ilişkin bir operasyon. Biz kesinlikle dini gruplar ya da işte dini yapılanmalar için bir operasyon yapmıyoruz. Burada din kisvesi altında özellikle vatandaşlarımızın dini duygularını kullanarak kendilerine özel bir hayat kuran, kendilerine böyle lüks bir yaşam tarzı oluşturan yapılara karşı mücadele ediyoruz.”

Soruşturma kapsamında suç örgütü kurma ve yönetme, kara para aklama ve devlet aleyhine dolandırıcılık iddialarının araştırıldığını belirten Bakan Gürlek, yeni itirafçı ifadeleri ve mağdur başvurularıyla soruşturmanın genişlediğini kaydetti.

PARALARIN YURT DIŞINA ÇIKARILDIĞINA İLİŞKİN TESPİTLER

Örgütün yurt dışı bağlantılarının da mercek altına alındığını açıklayan Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında paraların çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığına ilişkin tespitler bulunduğunu söyledi. Umre organizasyonları kapsamında faaliyet gösteren Hisar Turizm üzerinden gerçekleştirilen para hareketlerinin incelendiğini belirten Bakan Gürlek, bazı ödemelerin elden toplanarak yurt dışına çıkarıldığı yönündeki bulguların araştırıldığını kaydetti. Almanya’daki yapılanmaya ilişkin de çalışmaların sürdüğünü belirten Bakan Gürlek, örgütün burada büyük bir merkez oluşturmayı planladığına yönelik tespitlerin soruşturma dosyasında değerlendirildiğini ifade etti.

Örgüt yöneticilerinin mal varlıklarına ilişkin incelemelerin sürdüğünü aktaran Bakan Gürlek, Alihan Kuriş, annesi Ayşe Gülderen Kuriş ve kardeşi Hilmi Kuriş ile bağlantılı çok sayıda taşınmazın bulunduğunun tespit edildiğini açıkladı.

Taşınmazların önemli bölümünün yüksek değere sahip olduğunu belirten Bakan Gürlek, örgütün yönetim kadrosunun mal varlıkları ve lüks yaşam tarzının da soruşturma kapsamında araştırıldığını kaydetti.

Kuriş’in geçmiş dönem mali kayıtlarının da incelendiğini ifade eden Bakan Gürlek, öğrencilik yıllarında dahi yüksek değerli araçlar kullandığına ilişkin kayıtların bulunduğunu söyledi. Soruşturmanın mali boyutunda MASAK raporlarının önemli rol oynadığını vurgulayan Bakan Gürlek, bazı şirketler hakkında daha önce hazırlanan raporların bulunduğunu, yeni tespit edilen şirketlere ilişkin de mali incelemelerin devam edeceğini belirtti.

Antalya’da ele geçirilen 37 klasör belgeye de değinen Bakan Gürlek, örgütün Ümraniye’deki merkezine gerçekleştirilen operasyonda evrakların imha edilmeye çalışıldığının tespit edildiğini kaydetti.

Soruşturmanın yeni deliller, itirafçı ifadeleri ve mağdur başvurularıyla derinleştiğini belirten Bakan Gürlek, yeni dalgaların olup olmayacağının başsavcılığın takdirinde olduğunu kaydetti.

“DENİZOLGUN’UN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN CİDDİ ŞÜPHELER ARAŞTIRILIYOR”

2016 yılında hayatını kaybeden eski bakan Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca ayrıca soruşturma başlatılmasıyla ilgili soruyu da yanıtlayan Adalet Bakanı Gürlek, Denizolgun’un ölümünün doğal nedenlerle gerçekleşip gerçekleşmediği ya da dışarıdan bir müdahalenin söz konusu olup olmadığı yönündeki iddiaların Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ayrıntılı şekilde araştırıldığını kaydetti. Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında fethi kabir işlemi yapılarak örnekler alındığını söyledi.

Dosyada tanık ifadeleri ile örgüt içerisinden gelen beyanların da bulunduğunu kaydeden Bakan Gürlek, Denizolgun’un ölümünün ardından yapılanmanın değiştiğine ilişkin iddiaların da soruşturma kapsamında değerlendirildiğini ifade etti.

Dosyaya şüpheli ölüm iddiasını içeren bir adli tıp değerlendirmesinin sunulduğunu belirten Bakan Gürlek, raporun Adli Tıp Kurumundan beklendiğini söyledi.

Bakan Gürlek, “İlk gelen bulgulara göre burada bir şüpheli ölüm olduğu konusunda ciddi emareler var. Boğazda ekimozlar var. Boğulma iddiası var. Daha sonra olaya geç müdahale, geç sağlık ekiplerine haber verme durumu var. Bunların hepsi araştırılıyor. Başsavcılığımız çok ayrıntılı bir soruşturma yürütüyor. Süreci takip ediyoruz.” dedi. 

Adli Tıp Kurumunun raporunun soruşturmanın seyrinde önemli rol oynayacağını vurgulayan Bakan Gürlek, raporun ardından yeniden tanık ifadelerine başvurulabileceğini, yeni şüphelilerin ifadelerinin alınabileceğini ve elde edilecek delillere göre yeni adli işlemlerin gündeme gelebileceğini kaydetti. 

“SORUŞTURMA DERİNLEŞECEKTİR”

Bakan Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Kuriş’in de içerisinde bulunduğu yapılanmaya ilişkin yürütülen soruşturma ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmasının birbirinden bağımsız olarak devam ettiğini açıkladı.

Soruşturmalar kapsamında yeni ihbar ve başvuruların geldiğini belirten Bakan Gürlek, örgüt içerisinde etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişilerin de önemli beyanlarda bulunduğunu söyledi. Bakan Gürlek, “Soruşturma sürecinde sürekli olarak ihbarlar yapılıyor. Mağduriyeti olan vatandaşımız iyi niyetle yardım edip de daha sonradan bu iyi niyet duygularının sömürüldüğünü düşünen vatandaşlarımızın başvuruları oluyor. Örgüt içerisinden de etkin pişmanlıkta bulunanlar oluyor. En son gözaltı dalgasında da etkin pişmanlıkta önemli beyanlar oldu. İlk dalgada da önemli beyanlar oldu. Başsavcılığımız bunları takip ediyor. Hem Bakırköy hem Ankara Başsavcılığımız. Yani soruşturma muhtemelen derinleşecektir. Biz de takip ediyoruz.” dedi.

"Kuytulcular" yapılanmasına yönelik soruşturmaya ilişkin soru üzerine Bakan Gürlek, soruşturmanın Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü, 35 şüphelinin tutuklandığını hatırlattı.

Gürlek, şöyle devam etti: "İnsanlardan zorla, tehditle, şantajla senet imzalatmalar, para almalar, istihbarat örgütü gibi kayda almalar, bunlar devam ediyor. Adana Başsavcılığımız derinleştiriyor. Şöyle bir şey anlatayım ben size, özellikle biz arama kararı vermeden önce, daha doğrusu Adana Başsavcılığımız arama kararı vermeden önce yani bir şekilde öğrenip bütün ana bilgisayarları söktüklerini tespit ettik. Başsavcılığımız ikametlerde arama yaptığı zaman bütün bilgisayarların kasalarının sökülmüş vaziyette olduğunu tespit etti. Bu da aslında bu örgütün kendi arasında ciddi bir istihbarat ağı olduğunu gösteriyor. Bunlar tamamen Başsavcılarımızın uhdesinde devam ediyor. İçeriden itirafçı beyanları var bildiğim kadarıyla. Adana Başsavcılığımız yürütüyor bu soruşturmayı ama yani özellikle Alparslan Kuytul'u siz de biliyorsunuz, özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminde o gün söylediği sözler... 'bu darbe başarılı olsaydı...' Bunlar zaten toplumda insanlarda bu konuda bir nefret oluşmuştu. Tamamen suç örgütü yapılanması, burada da aynı şekilde devam eden bir süreç var."

Bakan Gürlek, soruşturmada, firari şüphelilerin eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli araçla Muğla'ya götürüldüğünü anımsatarak, şunları kaydetti:

"İki araba daha var. Bu da aynı şekilde bir kişi, yine aynı şekilde Alihan Kuriş suç örgütüyle irtibatlı bir kişiye daha tahsis edilen bir araç var. O şahıs şu an yurt dışında firari, o maalesef operasyondan önce çıkmış. Bunları araştırıyoruz ama özellikle yani bu çakarlı arabaları dikkat çekmemek için bunları kullanıyorlar. Yurt dışına kaçmak için de kullanıyorlar. Burada tabii İdris Naim Şahin Sayın Bakanımızın bunu yapmaması lazımdı. Ben daha sonraki beyanlarını da okudum, özellikle ben bunu kiraya verdiğini, kiralama yoluyla bu aracı verdiğini söylüyor ama Bakan Bey'in söyledikleriyle dosyadaki kayıtlar birbirini tutmuyor. Çünkü söz konusu şirket bir kiralama şirketi değil. Burada tamamen şahsa özgü bir araç verilmiş. Bakan Bey'in Mehmet Özmen'le öncesine dayanan bir tanışıklıkları var."

Bakan Gürlek, "Bakan Bey İdris Naim Şahin şöyle bir ifade kullanmıştı, 'Sadece ben İstanbul'a geldiğim zaman bu arabayı kullanıyorum, otoparkta duruyor' öyle değil. Bu araba uzun süreden beri Mehmet Özmen tarafından kullanılıyor." dedi.

Ekrem İmamoğlu'nun duruşmalardaki tutumlarına ilişkin soru üzerine Bakan Gürlek, mahkemelerin siyaset arenası olmadığını, mahkemelerde isnatlara ilişkin savunma yapıldığını belirtti. Bakan Gürlek, Ekrem İmamoğlu'nun mahkemeleri siyaset arenasına çevirdiğini söyledi.

Bakan Gürlek, mahkemede, Ekrem İmamoğlu'nun üzerine isnat edilen eylemlerle ilgili hakim ve savcıların sorular sorduğunu işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

"Bu sorulardan dolayı Ekrem İmamoğlu doğal olarak bir gerginlik çıkartıyor. Ben hatta şunu demek istiyorum, en başta bu dava açıldığı zaman şöyle bir iddia vardı, 'Bu yargılama canlı yayında yayınlansın. Biz kendimize güveniyoruz.' diye bir söylem vardı. Ben acaba Ekrem Bey'in şu an halen aynı söylemi, aynı iddiasının arkasında durur mu diye sormak istiyorum. Çünkü burada herkes anlatıyor. Çünkü biliyorsunuz etkin pişmanlıktan faydalanan kişi, ileride hakimin takdirine göre, mahkeme başkanının takdirine göre verilecek ceza indirilebiliyor, bu önemli. Sonuçta bu saatten sonra oradaki şahıs da gerçekleri söylemek istiyor."

"Soruşturmaların sadece itirafçıların ifadeleri üzerine kurulduğu" iddialarına ilişkin soru üzerine Bakan Gürlek, "Tek başına tanık beyanı ya da itirafçı beyanına göre bir eylem isnadı yapılmadı. Bunların hepsi HTS kayıtları, MASAK kayıtlarıyla çakıştırıldı. Sonuçta para verdim diyor, nerede verdin, kime verdin, bunların hepsi mutlaka kontrol ediliyor, teyit ediliyor. Bu şekilde bir sistem var, ben bunun altını çizmek istiyorum." diye konuştu.

Adalet Bakanı Gürlek, Ahbap Derneği soruşturmasına ilişkin soru üzerine, soruşturma kapsamında yeni ifadelerin ve MASAK raporlarının alındığını belirterek, "Bu soruşturmanın derinleştirme yetkisi Başsavcıya ait. İstanbul Başsavcılığı bu konuda yeni beyanlar da aldı, yani elbet yeni gözaltılar olabilir ya da soruşturma konusunda yeni dalgalar da olabilir." dedi.