BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ
ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK OECD’NİN “ADALETE EŞİT ERİŞİM” TOPLANTISINA KATILDI

BAKAN GÜRLEK: “EKONOMİK KALKINMANIN TEMELİNDE ADALET BULUNUR”

“ADALETE ERİŞİME EN ÇOK İHTİYACI OLAN FİLİSTİN HALKI”

“AVRUPA’NIN OECD’NİN ETKİN VARLIĞINA HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK İHTİYACI VAR”

Adalet Bakanı Akın Gürlek, ekonomik kalkınmanın temelinde adaletin bulunduğunu vurgulayarak, küresel barışın insanlık onurunu koruyan evrensel hukuk sisteminin etkin biçimde işletilmesiyle mümkün olacağını söyledi. Bakan Gürlek, “Herkes için adalete erişim hedefine belki de en çok ihtiyaç duyanların Filistin ve Gazze halkı olduğunu” ifade etti.

Avrupa’daki ekonomik durgunluklar, hayat pahalılığı, enerji maliyetleri ve savaşların küresel ekonomi üzerindeki baskısına dikkat çeken Bakan Gürlek, bu gelişmelerin toplumsal huzursuzluğu artırdığını ve insanların adalete ilişkin beklentilerini olumsuz etkilediğini belirtti.

Adalet sisteminin küresel barışın sağlanmasındaki önemine dikkat çeken Bakan Gürlek, “Toplumlarımızın bizden beklentisi birbirine yakındır. Hak arayan insanın sesinin duyulması, ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşması ve uyuşmazlığının adil biçimde, makul sürede çözülmesi” dedi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Teşkilatının ‘Adalete Eşit Erişim’ Küresel Yuvarlak Masa Toplantısına katıldı.

Ekonomik kalkınmanın temelinde adaletin bulunduğunu vurgulayan Bakan Gürlek, İstanbul’un tarihsel ve kültürel önemine dikkat çekti.

Bakan Gürlek, katılımcıları dünyanın başkenti, imparatorluklar şehri İstanbul’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Teşkilatının (OECD) toplantısının önemine değinen Bakan Gürlek, “Dünya ekonomisinin en önemli sütunlarından birini oluşturan OECD’nin, ekonomik kalkınmanın temelinde adaletin bulunduğu gerçeğinden hareketle bizleri bir araya getirmesinden de ayrı bir memnuniyet duyuyorum. Bizlere adalet sistemlerinin sorunlarını birlikte ele alma ve ülke deneyimlerini paylaşma imkânı veren OECD yetkililerine teşekkürlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.

 “İSRAİL HÜKÜMETİ EVRENSEL ADALET ANLAYIŞINA SAYGISIZDIR”

İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi’ni hatırlatan Bakan Gürlek, “Farklı ülkelerden gelen meslektaşlarımızla, merkezine ‘insanlık onurunu’ yerleştirdiğimiz adalet hizmetlerinin gecikmeksizin ve adil biçimde sunulmasına yönelik ortak sorumluluğumuzu ele aldık. Son derece faydalı sonuçlar elde ettik. Otuz ülkeden katılan değerli adalet bakanları, yargı mensupları ve avukat dostlarımızla geniş kapsamlı istişareler yaptık.  Tek burukluğumuz ise toplantımıza davet edildiği hâlde İsrail hükümetince ülkeden çıkışına izin verilmeyen Filistin Adalet Bakanı Sayın Şerhabil El-Zaim’in aramızda bulunamayışı olmuştur. Bu durum, İsrail hükümetinin evrensel adalet sistemine saygısızlığını dünya kamuoyu önünde bir kez daha ilan etmiştir” dedi.

“ADALETE ERİŞİME EN ÇOK İHTİYACI OLAN FİLİSTİN HALKI”

Bakan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugünkü buluşmamızın temel başlıklarından biri olan ‘herkes için adalete erişim’ hedefine belki de en çok ihtiyaç duyanların Filistin ve Gazze halkı olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim.  Bu ihtiyaç, OECD’nin kuruluşuna yön veren barış ve kalkınma anlayışından ayrı düşünülemez.  OECD’nin kuruluşuna uzanan sürecin temelinde, küresel barışın en büyük kırılma noktalarından biri olan İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerini ekonomik kalkınmayla giderme çabası bulunmaktadır. Özellikle savaşın ağır zarar verdiği Avrupa’ya, ABD tarafından Marshall Planı kapsamında sağlanan yardımların uluslararası iş birliği içinde değerlendirilmesi, bu anlayışın başlangıcını oluşturmuştur. Zamanla bu iş birliği, sürdürülebilir ekonomik kalkınma modellerinin geliştirilmesine yönelik daha geniş bir çerçeveye dönüşmüştür. OECD, dünyanın kalkınması ve toplumların refaha ulaşması için ciddi gayretler sergileyen önemli bir birlikteliktir. Özellikle Avrupa’nın dünya ekonomisindeki yerinin güçlenmesine ve kalkınma modelleriyle örnek oluşturmasına çok ciddi destekler sağlamıştır.”

“AVRUPA’NIN OECD’NİN ETKİN VARLIĞINA HER ZAMANKİNDEN DAHA ÇOK İHTİYACI VAR”

Bakan Gürlek, bugün gelinen noktada Avrupa’nın OECD’nin etkin varlığına her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğunu vurguladı. Avrupa’da yaşanan sosyal ve ekonomik sorunları dikkat çeken Bakan Gürlek, “Fransa’da ortaya çıkan gençlik hareketleri, hayat pahalılığının yol açtığı huzursuzluklar ve bu yaşananların tüm Avrupa’daki sosyal etkileri. Doğu Avrupa’da yıllardır devam eden savaş ve gerginlikler, özellikle Avrupa’da aşırı sağın yükselişi, enerji maliyetlerine ilişkin artan riskler ve ekonomik durgunluklar, küresel ekonomiyi baskılayan önemli gelişmelerdir” dedi.

Bu gelişmelerin, toplumlarda huzursuzluğu ve gelecek endişesini artırdığını belirten Bakan Gürlek, “Birçok insani değerin hayatta karşılık bulmakta zorlandığı bugünlerde bu tablo, daha ciddi sorunlarla karşılaşma riskini artırmakta ve insanların adalete ilişkin beklentilerini olumsuz etkilemektedir” diye konuştu.

“ULUSLARARASI OLUŞUMLARIN TEMEL KURULUŞ AMAÇLARINI ÇOK ÖNEMSİYORUZ”

Türkiye’nin OECD’ye kurucu üye olarak katıldığını hatırlatan Bakan Gürlek, “Ekonomik ve siyasal alanlar dâhil her başlıkta uluslararası barışa samimiyetle destek olmuş ve olmaya devam etmektedir. Uluslararası oluşumların temel kuruluş amaçlarını çok önemsiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu kolektif iş birliklerine samimiyetle katkı sunmanın küresel barış ve küresel adalet düzeni açısından taşıdığı önemi çok iyi biliyoruz. Küresel barışın en önemli dayanaklarından biri, insanlık onurunu koruyan evrensel hukuk sisteminin en etkin biçimde işletilmesidir. Adalet sistemlerinin iyi işleyişinin toplumsal hayatın düzenlenmesinde, ekonomik faaliyetlerin sürdürülmesinde ve güvenliğin sağlanmasında kilit öneme sahip olduğunu biliyoruz” dedi.

“KÜRESELLEŞEN DÜNYADA İŞ BİRLİĞİNE DAHA ÇOK İHTİYAÇ VAR”

Bakan Gürlek, küreselleşen dünyada ülkelerin her alanda birbirleriyle daha güçlü iş birlikleri kurmaya ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Bakan Gürlek sözlerini şöyle sürdürdü: “Küresel huzur için ortak kalkınma modellerine, ticari ilişkilere, güvenli lojistik yollara, kültürel paylaşımlara, doğal zenginliklerin eşit dağılımına, bilgi ve teknolojinin ortak bir zeminde buluşmasına ve en önemlisi küresel adalet sisteminin yerinde ve zamanında uygulanmasına ihtiyaç vardır” diye konuştu.

Adalet Bakanı Gürlek, adalet sisteminin küresel barışın sağlanmasındaki önemine dikkat çekerek, “Dünyada adalet sistemi, gerekli tüm altyapıya kavuştuğunda ve hakların korunması sınır tanımayan evrensel bir anlayışla sağlandığında, küresel barışı besleyen en önemli can damarı olacaktır. Toplumlarımızın bizden beklentisi birbirine yakındır. Hak arayan insanın sesinin duyulması, ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşması ve uyuşmazlığının adil biçimde, makul sürede çözülmesi” dedi.

“KÜRESEL VİCDANIN TEK DİLİ, HERKES İÇİN EŞİT ADALETTİR”

Adalet Bakanı Gürlek, OECD gibi uluslararası kuruluşların, insanı merkeze alan ve toplumların dengeli gelişmesini önceleyen yapılar olduğunu belirten Bakan Gürlek, bu anlayışın adalet hizmetlerine de yansıtılması gerektiğini söyledi. Her bireyin adalet sistemi içerisinde kendisini ifade edebilmesinin ve haklarının korunacağına güvenebilmesinin önemini vurgulayan Bakan Gürlek, adalete erişimin yalnızca hukuki başvuru imkanı sunmakla sınırlı olmadığını ifade etti. Bakan Gürlek, “OECD gibi önemli kuruluşlar, küresel kalkınma modellerini etkin biçimde destekleyen, merkeze insanı alan ve toplumların dengeli gelişmesine öncelik veren yapılardır. Bu anlayışı adalet hizmetlerine yansıtarak bireyin kendisini güvende hissetmesini, başvuru yollarını bilmesini ve ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşmasını sağlamak bizim asli sorumluluğumuzdur. Her insan, adalet sistemi içinde kendisini ifade edebilmeli ve haklarının korunacağına güvenebilmelidir. Geliştirdiğimiz iş birlikleri ve aldığımız ortak kararlarla adalete erişimi güçlendirmek, insanların karşılaştığı güçlükleri ortak akılla azaltmayı gerektirir. Çünkü adaletin insana mesafesi, hakkına ulaşırken aşmak zorunda kaldığı engellerle ölçülür. Küresel vicdanın tek dili vardır, o da herkes için eşit adalettir” diye konuştu.

Hukuki yardım alamayan veya yargılama sürecinin maliyetlerini karşılayamayan bireyler açısından adaletin erişilebilir olmadığını belirten Bakan Gürlek, hakların yalnızca tanınmasının yeterli olmadığını, bu hakların kullanılmasının önündeki engellerin de kaldırılması gerektiğini belirterek, “Erişimi başvuru anıyla sınırlı görmüyor; erken aşamada sunulan bilgi ve destekle mağduriyetleri önlemeyi, adalet kurumlarının verimliliğini artırmayı hedefliyoruz” dedi.

“YARGILAMALAR ACELEYE GETİRİLMEYECEK KADAR HASSAS, UZATILMAYACAK KADAR ÖNEMLİDİR”

Türkiye’nin adalete erişimi güçlendirmeyi demokratik hukuk devletinin öncelikli hedeflerinden biri olarak gördüklerini belirten Bakan Gürlek, adalet sistemini daha ulaşılabilir ve etkin hale getirmek için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

Küresel etkileşim, çeşitlenen suç türleri, artan iş yükü ve karmaşık uyuşmazlıkların ülkeler arasında daha güçlü iş birliğini gerekli kıldığını ifade eden Bakan Gürlek, teknolojik gelişmelerin ve yapay zekânın da adalet hizmetlerinin geliştirilmesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yargılama süreçlerinin uzunluğunun birçok ülkenin ortak sorunu olduğuna dikkat çeken Bakan Gürlek, şöyle konuştu:

“Bugün en çok karşılaştığımız yargısal sorunlardan biri, insanların adalete ulaşmak için uzun süre beklemek zorunda kalmasıdır. Burada temsil edilen birçok ülkenin adalet sisteminde de aynı sorunla karşılaşıldığını düşünüyoruz. Yargılamaların aceleye getirilmeyecek kadar hassas, uzatılmayacak kadar da önemli olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz. Türkiye olarak reform çalışmalarımızı da bu anlayışla sürdürüyoruz.”

Türkiye’nin 2025-2029 Yargı Reformu Stratejisi doğrultusunda adalete erişimi kolaylaştıran ve makul sürede yargılanma hakkının güvencelerini artıran projeleri hayata geçirdiğini kaydeden Bakan Gürlek, reform çalışmalarında insan onurunun esas alındığını vurguladı.

“OECD ÜLKELERİ GAZZE’DEKİ İNSANLARIN HAKLARINI SAVUNMAK İÇİN EN GÜR SESLE HAYKIRMALI”

Bakan Gürlek, uluslararası toplumun yaşanan hak ihlalleri karşısında daha güçlü bir tutum sergilemesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin savaş, işgal ve zulüm nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanlara yönelik yaklaşımının insanlık onurunu esas aldığını belirten Bakan Gürlek, Avrupa Birliği ülkelerinin sığınmacı kotaları uyguladığı dönemlerde Türkiye’nin 4 milyonu aşkın sığınmacıya kapılarını açtığını hatırlattı. Bakan Gürlek, Türkiye’nin bu yaklaşımının küresel adalet anlayışının ve sorumluluk bilincinin somut bir göstergesi olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye, insanlık onurunu esas alarak, sığınmacılar arasında ayrım gözetmeksizin kapılarını ardına kadar açmıştır. AB ülkeleri sığınmacı kotası koyarken ülkemiz, kısıtlı imkânlarıyla 4 milyonu aşan sığınmacıya kucak açmıştır. Bu tutum, ülkemizin küresel adalet anlayışının ve sorumluluk bilincinin somut bir yansımasıdır. Buradan bir kez daha ifade etmek isterim ki OECD ülkelerinin, Gazze’de yerinden edilen bir buçuk milyon insanın haklarını savunmak için en gür sesle haykırması gerekmektedir.”

“TARİH, GELİŞMİŞ DÜNYANIN BU VURDUMDUYMAZLIĞINA ŞAHİTLİK EDECEKTİR”

Gazze’de yaşananlara karşı uluslararası topluma çağrıda bulunan Bakan Gürlek, “Filistinlilere ait, barışın evrensel sembolü olan zeytin ağaçlarına bile tahammülü olmayan devlet destekli İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin vandallıklarına ‘Dur’ diyen bir küresel adalet sistemine ihtiyacımız var. İnsanlık onurunun yerle bir edildiği bu manzara karşısında tarih, gelişmiş dünyanın bu vurdumduymazlığına şahitlik edecektir. Batı’nın hiçbir tarihçisi, hiçbir felsefecisi, hiçbir sosyal bilimcisi ve hiçbir aydını, gelecek nesillere bu acı tablonun neden yaşandığını izah edemeyecektir” diye konuştu.

“TEKNOLOJİNİN VE YAPAY ZEKÂNIN YARGILAMADA AMAÇ DEĞİL, ARAÇ OLDUĞUNU ASLA UNUTMAMALIYIZ”

Türkiye’nin adalet hizmetlerinde dijital dönüşüme büyük önem verdiğini belirten Bakan Gürlek, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) Vatandaş Portalı sayesinde vatandaşların adliyeye gitmeden dosyalarını takip edebildiğini söyledi. Dijitalleşmenin başarısının teknolojik altyapının büyüklüğüyle değil, vatandaşların hak arama süreçlerini ne ölçüde kolaylaştırdığıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Gürlek, “Teknolojinin ve yapay zekânın yargılamada amaç değil, araç olduğunu asla unutmamalıyız” dedi.

Adalet önünde eşitliğin, herkese aynı hukuki imkanları sunmanın ötesinde, bu imkanlardan etkin biçimde yararlanılabilmesini de gerektirdiğini ifade eden Bakan Gürlek, ekonomik imkanları yetersiz bireylerin adalete erişimini kolaylaştırmak amacıyla adli yardım bütçesinin artırıldığını kaydetti.

Adalet Bakanı Gürlek, barolara Hazine kaynaklarından aktarılan payın artırıldığını, ekonomik imkanları yetersiz kişilerin arabuluculuk hizmetlerinden de adli yardım kapsamında yararlanmasının sağlandığını belirtti.

Çocuklar ve kırılgan gruplardaki mağdurlar için özel tedbirlerin uygulandığını belirten Bakan Gürlek, adli görüşme odalarında güvenli ve uygun koşullarda ifade alınmasına imkan tanındığını kaydetti.

“ADALET ARAYIŞI HER SINIRDA YENİDEN BAŞLAMAMALIDIR”

Uluslararası adli iş birliğinin önemine de değinen Bakan Gürlek, suçların ve suçtan elde edilen gelirlerin ülke sınırlarını aşabildiğini, bu nedenle adalet sistemlerinin birbirleriyle daha güçlü koordinasyon içerisinde çalışması gerektiğini ifade etti.

Bir suçun failinin veya mağdurunun bir ülkede, dijital delillerinin başka bir ülkede, suç gelirlerinin ise üçüncü bir ülkede bulunabileceğini belirten Bakan Gürlek, delillerin korunması, suç gelirlerinin izlenmesi ve adli yardımlaşma taleplerinin zamanında karşılanmasının önemini vurguladı.

Bakan Gürlek, “Adalete erişim sorumluluğumuz, ülkelerimizin sınırlarında sona ermiyor. Bir suçun faili veya mağduru bir ülkede, dijital delili başka bir ülkede, suçtan elde edilen gelir üçüncü bir ülkede bulunabiliyor. Hakka ulaşmak, delillerin korunmasını, suç gelirlerinin izlenmesini ve adli yardımlaşma taleplerinin zamanında karşılanmasını gerektiriyor. Bu iş birliğini temel haklara, hukuki güvencelere ve uluslararası yükümlülüklerimize bağlılıkla yürütmeliyiz. Adalet arayışı, her sınırda yeniden başlamamalıdır. İş birliğinin gücü, yalnızca imzalanan metinlerde değil, somut bir talebe verilen zamanında ve etkili karşılıkla görülür. Bunun için makamlar arasında doğrudan iletişimi ve uygulamadaki güçlüklerin birlikte çözülmesini önemsiyoruz” diye konuştu.

“ORTAK SORUMLULUĞUMUZ GÜVEN VEREN VE ZAMANINDA İŞLEYEN BİR ADALET DÜZENİNİ GÜÇLENDİRMEKTİR”

OECD’nin Adalete Erişim ve İnsan Odaklı Adalet Sistemlerine İlişkin Tavsiye Kararı’nın uluslararası çalışmalar açısından önemli bir çerçeve sunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, toplantının ülkeler arasında deneyim paylaşımını ve ortak çözüm arayışlarını güçlendireceğini kaydetti. Bakan Gürlek, “Hepimiz ülkelerimize farklı tecrübelerle döneceğiz. Ortak sorumluluğumuz ise aynı kalacak: İnsanların haklarını kullanabilmesini sağlayan, güven veren ve zamanında işleyen bir adalet düzenini güçlendirmek olmalıdır. Bu anlayışla, ev sahipliğini üstlenmekten memnuniyet duyduğumuz bu toplantıyı birlikte gerçekleştirdiğimiz OECD’ye, değerli katkıları için bütün katılımcılara ve organizasyonda emeği geçen çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” diye konuştu.