ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ, "PROF. DR. AZİZ SANCAR EĞİTİM VE SANAT MERKEZİ" AÇILIŞ TÖRENİNE KATILDI
17.09.2022

BOZDAĞ: TÜRKİYE BİLGİYE HÜKMETTİKÇE GÜÇLENECEK, KUDRETLENECEKTİR

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Eğer eğitimimiz iyi olursa, yetiştirdiğimiz insanlarımız daha iyi olur. Bilgiye hükmetme ve bilgiden teknoloji üretme gücü ve kudretine sahip oluruz." dedi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Gaziantep'te "Prof. Dr. Aziz Sancar Eğitim ve Sanat Merkezi" açılış törenine katıldı.

Bakan Bozdağ, burada yaptığı konuşmasında, Gazianteplilerle birarada olmaktan, hayırlı bir eserin resmi hizmete alınmasına tanıklık etmekten büyük bir mutluluk duyduğunu belirtti.

Prof. Dr. Aziz Sancar Eğitim ve Sanat Merkezinin Gaziantep'e hayırlı ve uğurlu olması temennisinde bulunan Bozdağ, bu eserin kente kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür etti.

Bozdağ, güzel işlerin birlikte dayanışma içerisinde yapıldığı zaman hem hedefe kısa sürede ulaşacağını hem de beklenen paydayı azami düzeyde hayata geçireceğini ifade etti.

Eğitimin her işin başı olduğunu vurgulayan Bozdağ, "Eğer eğitimimiz iyi olursa, yetiştirdiğimiz insanlarımız daha iyi olur. Bilgiye hükmetme ve bilgiden teknoloji üretme gücü ve kudretine sahip oluruz. Peygamberimizin 'Beşikten mezara kadar ilim. İlim Çin'de de olsa gidin alın' şeklinde yer alan hadisleri ve bizim medeniyet ve kültürümüzün bize öğretileri dikkate alındığında ilme ve bilgiye büyük değer vermenin, değer verenleri büyük ve güçlü kıldığını da anlarız. Bugün baktığınızda yeraltı zenginlikleri çok olan doğal gazı, petrolü, madenleri bulunan nice ülkeler var. En büyük güç maden değil en büyük güç petrol ve gaz değil, en büyük güç işin doğrusu bilgi, bilgiyi üretme, çoğaltma, yayma ve bunu endüstriye, teknolojiye, imkana dönüştürme başarısıdır. Tarihte de böyle bugün de böyle, gelecekte de böyle. Büyük olmanın yolu buradan geçiyor. Onun için bu eğitim merkezlerinin, bilim yuvalarının çoğaltılması, Türkiye'nin esas güç kaynağını keşfedip bunu güçlendirmek için büyük gayret ortaya koyduğunun da somut göstergesidir." dedi. 

AK Parti iktidarları olarak hükümet bütçelerinde en büyük payı daima eğitime ayırdıklarını aktaran Bozdağ, şöyle devam etti:

"Yapılan eserleri mukayese ettiğimiz zaman büyük bir mukayeseli üstünlüğü de hep birlikte görüyoruz. Türkiye'de ortaöğretimde okullaşma oranını artırdığımız gibi üniversitede de eğitimde büyük bir değişimi ve üniversiteli olma oranını da artırdık. Hatırlarsanız, 8 yıllık zorunlu eğitim vardı ve kesintisizdi. Eğitimin pek çok aşamasında bu milletin evlatlarını mahrum ediyordu. Meslek liselerine girişin önü kapanmıştı, üniversiteye girişte katsayı haksızlığı hak olarak takdim edilmişti, pek çok gencimiz hak ettiği yerlere girememe durumuyla her yıl karşı karşıya kalıyordu. Adeta ülkenin evlatları, okudukları okullara, tercih ettikleri kıyafetlere göre eğitim hakkını kullanma ve bu haktan eşit bir şekilde yararlanma konusunda farklı muamelelere tabi tutuluyorlardı. Ne yaptık? Kesintisiz eğitimi kaldırdık, kesintili yaptık, meslek liselerinin ara iş gücü yetiştiren okullarımızın önünü yeniden açtık. Hem meslek liseleri, hem imam hatip okulları ortaöğretimlerine kavuştular. Arkasından üniversiteye girişteki haksız katsayı zulmünü kaldırdık ve bu okullarda okuyan çocuklarımızın okuduğu okula bakmadan alın terini ne kadar döktüyse o kadar puan alarak hak edenin hak ettiği yere üniversite ve fakülteye yerleşmesini sağladık. 12 yıla zorunlu eğitimi çıkarmak suretiyle bunun altını özellikle çiziyorum özellikle kadınlarımızı gözeten bir iradeyle bunu yaptık."

ŞİMDİ KİTAP DERDİ, YARDIMCI DERS KİTABI DERDİ YOK

Bozdağ, Türkiye'de ortaöğretimden sonra kadınları okutmama eğiliminin bazı çevrelerde yüksek olduğunu gördüklerinde, kesintisiz eğitimi 12 yıla çıkararak bu ülkenin kadın ve erkeklerinin en az lise mezunu olmasını zorunlu hale getiren adımı 2012'de attıklarını dile getirerek, "Hamdolsun artık bu ülkede kız çocuklarını 'okula göndermem, gönderemem' diyen hiç kimse yok. Eğer yaptığı zaman karşısında hukuku buluyor ve devlet imkanlarıyla kadın öğrencilerin tamamı ortaöğretimde en az lise mezunu olma hakkını böylelikle elde etti. Dün yapamadılar. Çünkü böyle bir düşünceleri olsa bile okul binaları yeterince öğretmenleri yeterince de imkanları yoktu. Ama biz hem okul binalarını hem öğretmen sayılarını hem diğer adımları atarak bunu yaptık. Türkiye'de 2002'de yaklaşık 350-400 bin öğretmen varken şu anda 1 milyon 300 bin civarında öğretmenimiz var. Nereden nereye? Öğretmen sayısı olduğu gibi okul sayısı demin Gaziantep'teki derslik sayısının sadece şu an inşa halinde olanları söylediğinde Cumhuriyet dönemi bize gelene kadar 79 yıl kat ve kat üstünde. Bütün Türkiye'de böyle. Biz bu adımı attık ve okula giden her çocuğun kitabını masasına koyduk. Sosyal yardım yoluyla, Fatma Bakanımızın emeği çoktur o işlerde, aileye destek verdik eğitime. Bu sene de okullara başlayan yavrularımıza yardımcı ders kitaplarını da bedava veriyoruz, ücretsiz veriyoruz. Benim öğrenciliğimde kitap bulamazdık, çoğumuz kitapsız okuduk, defterlere yaza yaza okuduk. Ama hamdolsun şimdi kitap derdi, yardımcı ders kitabı derdi yok. Fatma Başkan gibi başkan olan yerlerde defter ve çanta derdi de yok. Bu, vatandaşımızın cebine bizim koyduğumuz dolaylı bir yardımdır, dolaylı bir para desteğidir aynı zamanda. Cebinden çıkanı azaltmak da vatandaşımıza para aktarmaktır. Bütçeden kaynak aktarıyoruz bu suretle." ifadelerini kullandı.

Ortaöğretimde, yükseköğretimde yine kadınların aleyhine olan kıyafet tercihinden kaynaklı ayrımcılığa, eşitsizliğe, haksızlığa son verdiklerini anlatan Bozdağ, Anayasa'nın "Kanun önünde herkes din, dil, ırk, renk, cinsiyet, felsefi, inanç, mezhep ayrımı gözetilmeksizin eşittir", "Kamu hizmetlerinin sunulmasında devlet organları ve idare makamları, eşitlik ilkesine uygun davranmak zorundadır" ve "Hiçbir kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz" hükümlerini hatırlattı. 

Bozdağ, buna rağmen yıllar yılı Türkiye'de kadın öğrenciler arasında ayrım yapıldığını belirterek, "Sadece erkek kadın arasında değil aynı zamanda kadın öğrenciler arasında ayrım yapıldı. Başı örtülü olana ortaöğretimde de yükseköğretimde de eğitim öğretim hakkından yararlanması Anayasa ve yasalarımıza rağmen haksız idari kararlar ve tedbirlerle bu kararları teyit eden haksız mahkeme kararlarıyla zulmün adı 'adalet' oldu, eşitsizliğin adı 'eşitlik' oldu, haksızlığın adı 'hak' oldu. Yıllar yılı bu uygulandı." dedi.

Bu ülkede "Başörtüsü zulmüne son vereceğim" diyen partilere kapatma davalarının açıldığını aktaran Bozdağ, şunları söyledi:

"Gerekçelerinde bunlara yer verildi. 2008 yılında Milliyeti Hareket Partisi ile AK Parti birlikte Meclis'te değişiklik yaptık, 'Kamu hizmetlerinin yararlanılmasında da idare makamları eşitlik ilkesine uygun davranmak zorundadır' diye Anayasa'nın 10. Maddesine bir ibare ekledik. 42. Maddesine de, 'Kanunda açıkça yazılı olmadıkça hiç kimse eğitim öğretim hakkından yoksun bırakılamaz' dedik. Kötü mü demişiz? Ama ertesi gün gazeteler '411 el kaosa kalktı' dedi. CHP şimdi muhafazakarla da helalleşmek için dolanıyor ya, onlar da koşa koşa Anayasa Mahkemesine gitti ve Anayasa Mahkemesi yapılan düzenlemenin hem yürürlüğünü durdurdu hem de iptal etti. Arkasından 14 Mart 2008'de bu nedenlerle gerekçe gösterilerek AK Parti'ye kapatma davası açıldı. Türkiye'de nereden nereye geldiğini görmek için yaşanan değişimleri, yaşanan zorlukları birlikte değerlendirmek lazım. Ortaöğretimde bu haksızlığa son verdik, üniversitede kadınlarımız arasındaki eşitsizliğe son verdik. Bugün Türkiye'nin ortaöğretim kurumlarında da yükseköğretim kurumlarında da başı açık, başı örtülü bütün kadın öğrencilerimiz birlikte eğitim görüyorlar, birbirlerinden memnunlar, aralarında herhangi bir ayrım gayrım yok, ayrım gayrımı yapan o köhnemiş zihniyeti de siyasetin çöplüğüne attık."

Bakan Bozdağ, eğitimde ve diğer alanlarda kadınları önceleyen, onların hukukunu her şeyin üstünde tutan adımlar attıklarını ifade ederek, "Ortaöğretimi 12 yıla çıkararak bütün yavrularımızın lise mezunu olmasını zorunlu hale getirdiğimiz gibi üniversite sayımızı arttırarak da tarihi bir adıma imza attık. 2002'de 76 üniversitesi olan, illerinin çoğunda üniversitesi bulunmayan ve 1,5 milyon toplam öğrencisi olan bir Türkiye vardı. Hamdolsun, bugün 81 ilde üniversitesi olan Gaziantep gibi marka şehirlerimizde birden fazla üniversitesi olan ve 8,5 milyon civarında üniversite öğrencisi bulunan büyük bir Türkiye'ye geldik. Gençlere en büyük hizmeti veren kadro bu kadrodur. Onların ortaöğretimde de yükseköğretimde de yer almalarını çok güçlü bir şekilde üniversiteli olup hayata daha güçlü, donanımlı başlamalarının önünü biz açtık." diye konuştu.

Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğüne ait yurtlardaki yetersizlikleri anlatan Bozdağ, "Şimdi yaklaşık 800'ü buldu ve öğrenci sayısı da 190 bin falan. Şimdi baktığınızda bir milyonu neredeyse buldu. Üç kişilik yerde kalıyorlar, koğuş gibi 10-20 kişilik yerden en fazla 3 bazı yerlerde 5 kişilik odalarda kalıyorlar. Şimdi odanın küçülmesini, koğuştan daralmayı düşürdüğünüzde de artan kapasitenin büyüklüğü ortadadır. Birkaç büyük ilimiz hariç üniversiteyi kazanan yavrularımızın Kredi Yurtlar Kurumu'nun yurtlarında barınma sorunu diye de bir sorunu biz bırakmadık ortadan kaldırdık. İnşallah sorunu olan birkaç yerimiz var, onların bir kısmı bu sene daha da azaltılacak. Önümüzdeki yıllar içerisinde de tamamen ortadan kalkacaktır." ifadelerini kullandı.

Bozdağ, eğitime hem kadınların hem erkeklerin eğitimine sadece lafta değil icraatta da kolaylık sağladıklarının altını çizerek, şunları kaydetti:

"Okul yaparak, derslik sayısını artırarak, akıllı tahtalar kurarak, tablet vererek, kitapları masaya ücretsiz koyarak ve onların daha çoklarının üniversitede okumasını sağlayarak imkanlarda eşitliği artırmak için de büyük bir gayretin içerisinde olduk.

Türkiye bugün savunma sanayiinde, ihracat kalemlerinin pek çoğunda dünyada parmakla gösterilen büyük başarılara imza attıysa bunun pek çok sebebi var. Ama birisi de bilelim ki ilim, eğitim konusuna verdiğimiz destek ve bu konuya bütçeden ayırdığımız kaynaklar sayesindedir. Bundan sonra da bu desteklerimiz, bu kaynak aktarmalarımız devam edecektir. Çünkü Türkiye bilgiye hükmettikçe güçlenecek, kudretlenecektir. Bizim 2002 yılında toplam ihracatımız 35 milyar dolar. Şu an 2022 yılı birçok ekonomik dalgalanmalar var, buna rağmen Türkiye'nin ihracatı tahmini 255-260 milyar dolar. Ne demek bu? Çok açık Gaziantep üreten, bilgiye de hükmeden sanayi kentidir, ihracatta da Türkiyemizin öncü şehirlerindedir. Biz Amerika'nın, Avrupa'nın dış pazardaki kazancından tam 225 milyar dolarını kesip Türkiye'ye getirmişiz. Çünkü biz o pazarda 260 milyar dolara ulaşmasaydık bu para ya Avrupa'ya Amerika ya da başka bir ülkeye gidecek. Ama şimdi Türkiye'ye geliyor. Türk üreticisi, sanayicisi, işçisi ve ülke olarak biz bundan kazanıyoruz. Onun için rahatsızlar."

Adres

06659 KIZILAY / ANKARA

Telefon

90 (0312) 417 77 70

E-Posta

basinisaretadalet.gov.tr