BOZDAĞ'DAN İŞKENCE İDDİALARINA SERT YANIT A+ A-
10.12.2016

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Ak Parti Genel Merkez İl İnsan Hakları Başkanları Birim Toplantısında Avrupa'da bazı ülkelerden Türkiye'ye yöneltilen cezaevlerindeki işkence ve kötü muamele iddialarına cevap verdi.

Türkiye'nin insan hakları konusundaki duyarlılığını anlatan Bakan Bozdağ, batılı ülkelerden de örnekler sundu. 
Bakan Bozdağ’ın konuşmasından başlıklar şöyle:


AVRUPA'DA TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELERİ HİMAYE EDİLİYOR
"Avrupa'da maalesef  Türkiye'nin aleyhine faaliyette bulunanlara büyük destekler veriliyor.   PKKlılar, FETÖcüler, DHKPCliler himaye ediliyor. Örgüte doğrudan bağlı olsun yada olmasın, örgütler adına hakeret edip, parayla pulla veya ihanet duygusuyla iş yapmış, Türkiye'ye ve Türk Milletine kim zarar vermişse hepsi baştacı. Onun için onların baştacı ettiklerine de bizim buradan bir kez daha bakmamızda fayda var. Buradan onlara sesleniyorum, bu yaptığınız yanlış.  Türkiye sizin müstesiciniz. Pekçok işbirliğimiz, ortaklıklarımız var. Buna rağmen Türkiye düşmanlarını baştacı yapmanız kabul edilir birşey değildir. Ama yapılıyor.  Bunu görmemiz ve net bir şekilde ifade etmemiz lazım. 

CEZAEVLERİNDE KÖTÜ MUAMELE VE İŞKENCE İFTİRADIR
Son günlerde insan hakları konusunda gündeme gelen en önemli hususlardan birisi Türkiye cezaevlerinde kötü muamele ve işkence iftiralarıdır. Buradan birkez daha İnsan Hakları Günü'nde söylüyorum. Türkiye ceza ve tutukevlerinde kötü muamele ve işkence konusuna sıfır tölerans uygulaması vardır. Kötü muamele ve işkence suçlarında zaman aşımını Ak Parti Hükümetleri kaldırdı. Bunun anlamı şu, bu gün kötü muamele ve işkence yapan biri yüz yaşına gelse dahi bu suçtan dolayı soruşturulabilir, yargılanabilir,  ceza aldığı zaman da hapiste yatabilir. Bu imkanları biz getirdik. Neden? Kendimize güvendiğimiz için getirdik. İşkence ve kötü muameleye hoşgözle bakmayacağımız, müsama etmeyeceğimiz için kim bunu yaparsa, yaptırırsa üzerine gidip hesap soracağımız için yaptık. Bugün buradan bir kez daha söylüyorum. İşkence ve kötü muamele konusunda kim nerede ne varsa bize bildirsin biz gereğini yapalım. 

İFTİRA 15 TEMMUZ'DAN SONRA ÇIKTI
Avrupa'dan uluslararası çevrelerden gelenler 'Türkiye'de böyle böyle işkence ve kötü muamele var' diyorlar. Ne zaman çıktı bu; '15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra birden bire Türkiye'de işkence ve kötü muamele' çıktı. 15 Temmuz'dan önce de Türkiye Türkiye'ydi. Bizim cezaevlerimizde yine tutuklu ve hükümlülerimiz vardı. 14 Temmuz'da olmayan işkence ve kötü muamele 15 Temmuz'dan sonra birden bire nasıl oldu da çoğaldı bütün cezaevlerini kapladı. İzah eder misiniz? Yok. Peki nereden çıkıyor bu, şurdan, çok net  Fetullahçı Terör Örgütünün teröristleri, PKKlı terör örgütünün terörüstleri onlara dahil çevreler DHKP-C dahil bütün terör örgütleri yurt dışında uluslararası örgütler ve ülkeler nezdinde Türkiye aleyhine büyük bir iftira kampanyası yürütüyorlar. Bunu destekleyen ülkeler ve kuruluşlar var. Bize sormadan 'Doğru mudur, eğri midir, böyle iddialar var nedir?' diye sormadan o iddiaları hakikat kabul edip, Türkiye'yi suçluyorlar. Ben de kendilerine her defasında söyledim. Siz bize işkence ve kötü muamele var diyorsunuz, o zaman söyler misiniz kime yapılmış bu işkence ve kötü muamele,  kim tarafından, nerede , nasıl, ne zaman yapılmış? Bir tanesini söyleyin, biz üzerine gidelim gereken neyse yapalım. Eğer üzerine gitmez ve gerekini yapmazsak  o zaman bizi suçlayın. 'Efendim elimizde öyle bir bilgi yok'. Niye yok, 'isim vermekten çekiniyorlar'. Hem isim vermiyorlar ondan sonra da çekiniyorlarmış başımıza bir iş gelir diye söylemekten ama gelen uluslararası temsilcilere böyle böyle işler var demekten çekinmiyorlar.  Kusura bakmayın cezaevlerinde işkence ve kötü muamele var mı, yok mu? Geçen geldi Birleşmiş Milletler temsilcisi 'böyle bişeye rastlamadık' diyor. 'Ancak ifadelerden böyle bir izlenim edindik' diyor. Kusura bakmayın var mı, yok mu? İzlenim edindik diyerek Türkiye'yi suçlamayı biz kabul edemeyiz. Varsa bize söyleyin üzerine gidelim yoksa da yok olduğunu açıkca ifade edin.


İDİALAR GERÇEKSE ADRES VERİN ÜZERİNE GİDELİM
Türkiye'nin haksızlığa uğradığını ifade etmesine dahi izin vermiyorlar. Eğer bir konu iftiraysa bunun iftira olduğunun ortaya konulmasına da izin vermiyorlar. Gerçekse de üzerine gidilmesi lazım, adres ve yer vermeyerek üzerine gidilmesine de izin vermiyorlar. Ama biz bütün bunlara rağmen Türkiye cezaevlerinde her türlü iddiaları incelemek üzere Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde birim kurduk. 7/24 takip ediyoruz. Nerede birşey var derhal onunla ilgili idari ve adli tahkikat başlatıyor, işin üzerine gidiyor ve incelemeye devam ediyoruz. Şu ana kadar 231 adli tahkikat yapıldığını buradan ifade etmek isterim. Hiçbir şeyin üzerine örtmedik, örtmeyiz, örttürmeyiz de. Üzerine gideriz ama Türkiye'nin de buradan haksız yere suçlandırılmasına izin vermemiz mümkün değildir, bu haksızlıkları sineye çekmemizi de kimse bizden beklemesin. 'Falan örgüt rapor yazdı, filan örgüt şunu dedi' denildiği zaman biz şuna bakıyoruz. Örgütün yargı raporu adil ve objektif mi. Adil ve objektifse bu rapora hemen gereğini yapıyoruz ama bu örgüt adil değil, raporu da objektif değilse ona göre gereğini yapıyoruz. Şu anda Türkiye hakkında uluslararası anlamda karar vericileri Fetullahçı Terör Örgütü, PKK terör örgütü ve diğer terör örgütü pekçok organizasyonla etkilemeye çalışıyorlar. Ben diyorum ki Türkiye'yi terör örgütlerinin gözünden görmeye devam ederseniz, Türkiye hakkında terör örgütlerinin dilinden konuşmaya devam ederseniz, Türkiye'yi terör örgütlerinin kulağıyla dinlemeye devam ederseniz, Türkiye hakkında adil ve objektif karar verme imkanı hiçbir zaman bulamazsanız. Adil ve objektif karar vermek istiyorsanız Türkiye'yi kendi gözlerinizle görün. kendi kulağınızla dinleyin ve kendi dilinizle konuşun o zaman Türkiye ile uluslararası örgütler arasında ortaya çıkan adil ve objektif kararlar nedeniyle büyük bir uyumun olduğunu herkes görecektir. Bunlar yapılmadığı zaman Türkiye'nin suçlanması fevkalede yanlıştır.

HAKSIZLIĞI SİNEYE ÇEKİP, ASLA KABUL ETMEYİZ 
Bu suçlamalara evet diyerek baş sallamamızı da kimse bizden beklemesin, biz haksızlığı sineye çekemeyiz ve asla kabul edemeyiz. Bugün Almanya'da, başka ülkelerde insan hakları konusunda yaşanan o kadar ciddi ihlaller var ki söz konusu batı olunca kimse bunu dile getirmiyor. Türkiye'de bugün 3 milyon civarında mülteci var. Ekmeğimizi, aşımızı paylaşıyoruz, onları huzur ve güvenliğini sağlıyoruz. Suriye'deki yaşanan dramı sona erdirmek için dünyada en samimi ve en aktif faaliyette bulunan tek ülke Türkiye'dir. Biz savaş dursun, çözüm olsun diye uğraşıyoruz. Kaçanları da ülkemizde ağırlıyoruz. Türkiye'nin içinden de bizi suçluyor ana muhalefet partisi. Allah aşkına ben soruyorum. Sınırın bu tarafındakiler öbür tarafındakiler akraba, dindaş, tarih mirasçısı ve komşu şimdi sizin bu kadar hukukunuz olan bir evde yangın çıkıyor.  Ateş var, duman var, yananlar feryadı figan ediyor.  Siz adamsanız, insansınız banane deyip kulağınızın üstüne yatar mısınız yoksa bu yangını söndürmek için gücünüz yetiyorsa gücü yetenleri imdada çağırarak uğraşır mısınız ? Ne yaparız, uğraşırız. Ama şu anda Türkiye'nin anamuhalefet partisi diyor ki 'sen yananları feryadını duyma, yananların kokusunu alma, ateşin sıcaklığını duyma,  dumanı görme, kulağının üzerine yat'.  Biz de böyle bir insanlık anlayışı, ahlak anlayışı yok. Böyle bir vicdana da biz sahip değiliz. Bizim tarihimiz ve kültürümüz buna izin de vermez. İşte Halepçe'de Kürtlere katliam yapıldığında kapıyı biz açtık. Bulgaristan'da Belene kampları kurulduğunda soydaşlarımıza kapıyı biz açtık. Balkanlar'da kıyamet koptuğunda kapıyı yine biz açtık. Afganistan'da kıyamet koptuğunda yine kapıyı biz açtık. Büyük bir devlet büyük bir millet olmanın kültürüne sahip olduğumuz için açtık. İnsani vicdanı ve büyük bir devlet olma geleneğinin sorumluluklarını tam yerine getirmek için açtık. Aslında dünyayı da insanlığı da bir utançtan Türkiye yaptıklarıyla kurtardı. Ama bakın aynı şeyleri onlar yapıyorlar mı yapmıyorlar. Duvarlar, teller örüyorlar. Macaristan'da polise taş attı diye ortaçağlardaki gibi ayaklarına parangalar takıp mahkemeye çıkartıyorlar. Duvar nasıl öreriz diyorlar. 10-15 tane Suriyeli olursa hemen alırız ama binlerce Suriyeli olursa onu kesinlikle almayız diyorlar.  Mesele insan hakları meselesi değil, mesele sayı meselesi o gözden bakıyorlar, sonra da kalkıp insan haklarından bahsediyorlar. Türkiye'yi hak ihlali yapmakla suçluyorlar.  Ya sizin yaptıklarınıza bakın, Türkiye'nin yaptıklarına bakın. 

BELÇİKA'DA ÖLDÜRÜLEN GENCİN CENAZESİ 930 GÜN MORGDA BEKLETİLDİ
Belçika'da Afyonkarahisarlı bir hemşehrim, evladı orada öldürüldü, cenazesi tam 930 gün morgda bekletildi. Bu bir hak ihlali değil mi? Tam 930 gün aile istiyor vermiyorlar, delil kaybı olur diyorlar. Otopsi yaptınız mı yaptınız, bütün esas verileri aldınız mı aldınız niye vermiyorsunuz. Mahkeme böyle diyor.  Peki Belçika'ya gömün, ihtiyaç olduğunda yeniden çıkartıp bakarsınız. Ona da yok. Biz taahüt edelim Türkiye olarak, Türkiye'de gömelim ne zaman istiyorsanız, gelin siz burada yine bakın. Yine yok. Tam 930 gün beklettiler, morgda bekletmenin parasını da acılı anne babadan istediler.  Gerçi parayı biz ödedik, bu devletin adı hukuk devleti, bunlar insan haklarına saygılı ama bunun mücadelesini veren devlet Türkiye hukuk devleti değil, insan haklarına saygısız. Böyle bir vicdan olur mu? Almanya'da çok daha ilginçleri var. Türkiye'den bir kişiyle evlediniz ya da anne babasınız çocuklarınız burada oraya götürmek istiyorsunuz. Sizi dil ve kültür sınavına tabi tutuyorlar. Eğer sınavı geçerseniz, anne ile babayı, kadın ile kocayı, evlat ile anne babasının birleşmesine izin veriyorlar.  Sınavı geçmezseniz ailelerin parçalanmasını hukuka uygun görüyorlar. Bunu oradaki yetkililere de söyledim. O da dedi ki aşk engel tanımaz. Zaten tanımaz ama siz engel koyuyorsunuz. Sonra da insan haklarından bahsediyorlar. Dünyanın hangi ülkesinde karı ile kocanın birleşmesini  Alman diline ve Alman kültürüne yeteri kadar hakim mi değil mi diye sınava tabi tutup sonucuna göre karar vereceksiniz. 
Bu insan haklarına uygun olacak,  o ülkede hukuk devleti olacak.  Var mı böyle birşey ama Almanya'da bu yapılıyor. 

Fransa'da Yargıtay'ın denetimini Adalet Bakanlığı'na verdiler. Başbakan geçen kararname çıkardı. Avrupa'nın kurumlarından ses duyduğunuz mu 'yargı bağımsızlığı gitti'  diyen var mı? Yok. Onun için insan hakları konusunda da Avrupa kurumlarının ve uluslararası örgütlerin bazı ülkelere farklı standart koymasını kabul etmemiz mümkün değildir. Biz bütün kurumları Türkiye'ye başka ülkelere hangi standart uyguluyorsa o standartta bakmalarını özellikle bekliyoruz. Böyle yaparlarsa bizim saygımız daha da fazla artacaktır. Bundan da kimsenin endişesi olmamalı.

CAN DÜNDAR

Türkiye'de, Türk mahkemeleri tarafından yapılan yargılama sonucunda 5 yıl hapis cezası almış birisi, Almanya'nın Cumhurbaşkanı tarafından cumhurbaşkanlığı sarayında ağırlanıyor. Bu dostlukla, iyi ilişkilerle izah edilebilir mi? Mahkeme karar vermiş, bağımsız yargı 'suçlu', 'şu kadar da ceza veriyorum' demiş. Bir başka ülkenin cumhurbaşkanı alıp orada ağırlıyor. Ben buradan söylüyorum, ey Can Dündar, Alman Cumhurbaşkanı sana niye iltifat ediyor, niye sarayında ağırlıyor? Türk milletinin, Türkiye devletinin hakkını, hukukunu korudun, atana, yurduna, milletine saygılı bir vatandaş oldun, sadakatli davrandın diye mi sana orada iltifat ediyor, övüyor?

Yoksa ülkene, milletine, devletine sövdün onun aleyhine faaliyette bulundun diye mi sana bu iltifatı yapıyor? Çok açık, eğer batıda birinden iltifat görmek istiyorsanız Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'na, Türkiye devletine sövün baş tacı ediyorlar, Türk milletine ve Türk devletine ihanet eden suçları işleyin, baş tacı ediyorlar. Sizin ifade hürriyetinden anladığınız sadece Türkiye devletine, Türk milletine ihanet eden açıklamaları yapanların, çalışmaları yapanların hürriyeti midir?"

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←