BAKAN GÜL: “TOPLUMLARIN HUZUR VE GÜVEN DUYGUSUNUN TEMİNATI ADALETTİR” A+ A-
29.11.2019

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül hukuk standartlarını çok daha iyi seviyeye taşımayı hedeflediklerini söyleyerek, “Toplumların huzur ve güven duygusunun teminatı adalettir. Adaletin zamanında ve hakkaniyetle işlediğine duyulan inanç, ilerlemenin ve kalkınmanın da ilk şartıdır.” dedi. Gül, bu topraklarda adalete duyulan hürmetin ‘Adalet mülkün temelidir’ sözüyle hafızalara kazındığına dikkat çekti.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Erzurum’da düzenlenen ‘Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Bakan Gül burada yaptığı konuşmada, mevzuatta çok önemli değişiklikler yaptıklarına ve adalet mekanizmasında yapısal yenilikleri hayata geçirdiklerine dikkati çekerek şunları kaydetti: “Ancak attığımız bu adımlar yolun sonu değil, henüz başıdır. Sizlerin gayreti ve sahiplenmesiyle bu ülkenin adaletini, hukuk standartlarını çok daha iyi seviyeye taşıyacağız. Bu inanç sayesinde hukuk düzenimizin geleceğine dair daha güvenli ve kararlı cümleler kurabiliyoruz. Toplumların huzur ve güven duygusunun teminatı adalettir. Adaletin zamanında ve hakkaniyetle işlediğine duyulan inanç, ilerlemenin ve kalkınmanın da ilk şartıdır. Bu topraklarda adalete duyulan hürmet, 'Adalet mülkün temelidir' sözüyle hafızalara kazınmıştır. Türk yargısı, böylesi bir kültürel kodun üzerinde yükselmektedir. Yargı, milletin yargısıdır. Devletin bütün fonksiyonları gibi yargının da temeli millettir.”

TAŞIN ALTINA ELİMİZİ KOYMALIYIZ

Bakan Gül, bilişim çağında yargı kararlarının sadece duruşma salonunda kalmadığını dile getirerek, “Artık Anadolu'nun bir köşesinde verilen herhangi bir karar, bütün Türkiye'ye mal olabilmektedir, tüm ülke sathına yayılabilmektedir. Bu durum yargı kararlarına milletin ve maşeri vicdanın hakemliğini getirmektedir. Bununla birlikte bazen dosya içeriğinden habersiz, negatif algı oluşturmaya dönük söylemlerin de dolaşıma sokulduğunu görmekteyiz. Algıyla olgu arasındaki farkı gidermek için hepimiz taşın altına elimizi koymalıyız. Yargı kararlarının polemik konusu yapılması tutumu karşısında yargı mensupları vakarını korumalıdır.” ifadesini kullandı. 

YARGI KARARLARI TARTIŞMALARI BİTİRMELİDİR

Yargı kararlarının tüm tartışmaları bitirmesi gerektiğini vurgulayan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yargı kararı, yargının lisanıdır, yegane dilidir. Yargı, tarafsızlık vasfını koruyarak ihtilafları çözebildiği ölçüde sosyal barışı sağlar. Yargı kararları tartışmaları bitirir, bitirmelidir. Yeni tartışmaları başlatan bir makam da olmamalıdır. Bunun yolu ve yöntemi de yargı kararlarının gerekçesidir. Gerekçe, vicdani kanaati peşin hükmü birbirinden ayıran, kararların denetimini sağlayan en önemli unsurdur. Bu özellikleriyle adil yargılama hakkının da tamamlayıcı parçasıdır. Gerekçe, sadece yargının nesnel işleyişinin garantisi değildir. Yargıya duyulan güven de yargı kararlarından memnuniyet de gerekçeden beslenir. Yargı, ikna gücünü ve saygınlığını böyle kazanır. Elbette bunun tersi de mümkündür. Yetersiz veya ilgisiz gerekçeler, sadece kararların ikna gücünü değil, yargının itibarını da saygınlığını da olumsuz etkiler.”

Bakan Gül, "Millet adına verdiğiniz kararların asıl sahibi millettir. Soruşturma, kamunun savcılara emaneti, kovuşturma da milletin hakimlere emanetidir. Bu emanetin emin ellerde olduğunu ancak düzgün, doğru, iyi gerekçelerle milletimize gösterebiliriz. Elbette bizim görevimiz yürütme olarak yargı politikalarının netleştirilmesi, doğru politikalarla kolaylaştırmaktır ama bu konuda asıl iş yargımıza düşmektedir. Yargının itibarına gölge düşürülmesine hep birlikte mani olacağız." diye konuştu. 

82 MİLYONUN HEPSİ BU ÜLKENİN ASLİ VATANDAŞIDIR

Adliyelerin milletin kapısı olduğunu, bu kapıdan içeri giren herkesin en saygın muameleye tabi tutulacağından ve adaletle karar verileceğinden şüphesi bulunmaması gerektiğini belirten Gül, şöyle devam etti:

“Bu ülkede kadınıyla erkeğiyle, Alevisiyle Sünnisiyle, 82 milyon hep birlikte Türkiye'yiz ve hepimizin evi Türkiye'dir. Hangi hanedeki kişilere bir hukuksuzluk yapılırsa o, 82 milyonun hepsine yapılmış gibi muamele görmelidir. Çünkü hepimiz, Türkiye Cumhuriyeti dediğimiz büyük bir hanenin içerisinde hane sahipleriyiz. Hiç kimsenin elinde imtiyazlı tapu yoktur, 82 milyonun hepsi bu ülkenin asli, birinci sınıf vatandaşıdır, hepsinin elinde bu ülkenin tapusu vardır. Dolayısıyla herkesin kılık kıyafetinden, yaşam tarzından, doğduğu yerden, inancından, etnik aidiyetinden dolayı hiçbir ayrımcılığa tabi tutulmacağına olan inancını hep birlikte korumak boynumuzun borcudur. Bunun bu şekilde olduğuna elbette inanıyoruz ama bu konuda hiçbir zaman istisnanın dahi olmaması millimizin temel beklentisidir. Bu ülkenin hepsinin bu anlamda bir ve beraberliğini muhafaza etmek hepimizin ortak sorumluluğudur.” Gül, istisnasız bütün vatandaşların hukukuna sahip çıkmaktan, farklılıkları bereketli bir zenginlik olarak görmekten asla vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

ADALET BAKANLIĞININ TAŞRA TEŞKİLATI OLAMAZ

Yargı mensuplarının adil olmaları ve adil kalmalarının asıl vazifeleri olduğuna işaret eden Gül, şöyle devam etti:

"Erzurum Adliyesi ve Bayburt Adliyesi, Adalet Bakanlığının il müdürlüğü değildir. Tarım Bakanlığının tarım il müdürlüğü olur, Sağlık Bakanlığının sağlık il müdürlüğü olur ama Adalet Bakanlığının taşra teşkilatı olamaz. Çünkü o adliyenin kapısından giren, o kürsüde oturan hakim ve savcı, cübbesini giyer giymez Anayasa'dan başka hiç kimseden talimat almayan bir yargı mensubudur. Dolasıyla bağımsızlık ve tarafsız şekilde Türk milleti adına karar verirken asla ama asla bir an bile olsun adaletten şaşmadan ve bu konuda mesleğin vakarını ve adaletin o terazisini en hassas şekilde tuttuğunuzu, vatandaşın da bu anlamda her zaman sizi izlediğini, takip ettiğini ona göre adalete olan inancının arttığını ya da azaldığını bir an bile olsun asla unutmayalım."

YARGI REFORMU STRATEJİ BELGESİ

Bakan Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Yargı Reformu Strateji Belgesi"nin Meclis'in takdir ve iradesiyle kanunlaştığını anımsatarak, "Yargıda bir milat olarak gördüğümüz bu sürecin henüz başındayız. Bakanlık olarak mevzuat gerektiren veya idari faaliyetle sonuçlanacak adımlar atmaya devam edeceğiz. Çok önemli bir adım olarak ilk paketin çıkmasının tüm hukuk aleminde ve vatandaşlarımızda da çok olumlu yansımalarının bulunması çok önemlidir. Bu paketin bile uygulamasının bazı kısımları olan seri ve basit yargılama 1 Ocak'tan itibaren yürürlüğü girecek. Öyle paket yürürlüğü girince tüm sorunlar çözülmüş değildir. Bu bir iradenin ortaya konulması anlamında önemli bir evredir." ifadesini kullandı. 

Bu konudaki her türlü çalışmayı yasama, yürütme ve yargının birlikte başarıya ulaştırabileceğini vurgulayan Gül, şunları kaydetti:

"Bu pakette ifade özgürlükleri genişletildi, özgürlük alanları daha da güçlendirildi. Soruşturma aşamasındaki tutukluluğa azami süre getirilerek bu konuda kişi hürriyeti getirildi, güçlendirildi. Ceza muhakemesini sadeleştiren, hızlandıran usuller getirildi. Yine suç mağdurlarının korunması, desteklenmesi için özel düzenlemeler yapıldı. Burada temel yaklaşım olarak da muhakemenin önemli bir evresi olan soruşturma aşamasında tüm delillerin toplanması, dosyanın müdellel olması, davaların sürüncemede kalmaması adına ilk düğmenin doğru iliklenmesi anlamında çok önemli adımlar atılmıştır. Elbette bu adımların atılması yine iyi bir uygulama ile gerçekleşecektir. İyi kanun iyi uygulama ile hayat bulur, bu gerçektir."

Gül, bu kapsamda "Yargıda hedef süre" uygulamasını da hayata geçirdiklerini, 1 Ocak 2019 itibarıyla yürürlüğe giren uygulama ile Erzurum'da hedef sürelere uyma oranının ceza mahkemelerinde yüzde 84, hukuk mahkemelerinde yüzde 82, idare mahkemelerinde yüzde 83, vergi mahkemelerinde yüzde 73, soruşturma aşamasında ise yüzde 71 olarak gerçekleştiğini aktardı.

Bölge adliye mahkemeleri yargı çevresinde yer alan Erzincan, Kars, Iğdır, Bayburt, Tunceli, Ardahan ve Ağrı'da yüz ağartan sonuçların ortaya çıktığına dikkati çeken Gül, "Çünkü makul sürede adil kararın verilmesi, milletimizin beklentilerinden biridir. Hızlı, çabuk yargılama demiyoruz, makul sürede adil kararın verilmesi diyoruz. Milletimizin de geç gelen adaletin adalet olmadığı anlayışını ve bu konuda, 'Karar geldi ama 5 sene sonra gelen kararı ne yapayım' şeklindeki yargıya güvensizliğine de asla izin vermemek çok önemli. Çünkü her dosya, evrak ve dava bir insan hayatına, bir insan hikayesine temas etmektedir. Her insan burada gözünüze bakıp adaletle davanın sonuçlanmasını takip etmektedir. " değerlendirmesinde bulundu.

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←