BAKAN GÜL: TAVİZ VERMEKSİZİN FETÖ İLE MÜCADELE SÜRÜYOR A+ A-
17.03.2018

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, FETÖ ile mücadelenin tüm hızıyla devam ettiğini belirterek, "Asla yargı organları, yargı makamları taviz vermeksizin bu mücadeleyi sürdürüyor. Buradaki temel referans da anayasa, hukuk, adalet" dedi.

CNN TÜRK'te Hakan Çelik'in canlı yayın konuğu olan Bakan Gül,  gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

ÇİFTLİK BANK YOLSUZLUĞU ÜZERİNE TİTİZLİKLE GİDİLİYOR

Yargının Çiftlik Bank yolsuzluğu, vakası üzerine titizlikle gittiğine belirten Bakan Gül, bu hususta vatandaşların daha duyarlı olması gerektiğini söyledi. Özellikle sanal ortamlardan çok ciddi anlamda dolandırıcılığa, haksız kazanca birtakım kişilerin tevessül ettiğini gördüklerini aktaran Gül, İstanbul Anadolu Başsavcılığı ile Çiftlik Bank'ın çiftliklerinin bulunduğu yerlerin de başsavcılıklarının konuyla ilgili yaptığı soruşturmaların bulunduğunu söyledi.

Gül, bu konunun ana merkezi, şirket merkezinin İstanbul olması nedeniyle İstanbul Anadolu Başsavcılığı'nın çok ciddi şekilde soruşturma yürüttüğünü dile getirerek, şöyle devam etti:

"Bu konuda mağdur olan kişilerin hukuki güvenceleri, haklarını nasıl elde edilmesi gerekiyorsa bunun için her türlü çalışma yapılıyor ama bizim çok uyanık, titiz olmamız lazım. Bu gibi böyle sanal ortamlar ya da bir anda böyle türeyip de vatandaşlarımızın gerçekten o iyi niyet duygularını istismar edenlere fırsat vermemek lazım. Yani kandırılmaya hazır olursanız kandıracak kişiler çıkabilir ama hukuken kayyum hususunda diğer tedbirler ilgili kişinin uluslararası hukuk boyutuyla neler yapılabilir, bu konuda yargı mensuplarımız her türlü yönüyle gayret ediyorlar. Şikayet gelir gelmez bu kişiyle ilgili yurt dışına çıkış yasağı konuldu ancak bu konular vatandaşlarımız memnun olunca yani paralar geliyor, şikayete konu olmamış herhalde iş, ya yurt dışına çıkınca ya da sorunlar çıkınca yargıya intikal etti. Bu hususta hemen yurt dışına çıkış yasağı konduğunda da anlaşıldı ki dışarıda ama bu konuda her türlü titizlikle yine vatandaşların mağduriyetinin giderilmesine yönelik çalışmalar hem ilgili bakanlıklarımız nezdinde de devam ediyor biz de onu takip etmeye çalışıyoruz." 

İMZA KİŞİNİN HER TÜRLÜ HUKUKİ KİMLİĞİDİR, AİDİYETİDİR

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, vatandaşların boş bir kağıda imza atmamaları gerektiğine dikkati çekerek, "İmza kişinin her türlü hukuki kimliğidir, aidiyetidir. İmzayı attığınızda üzerinin nasıl doldurulacağını, ne şekilde tanzim edileceğini bilemezsiniz. Hukuken o imzayı atıyorsanız bu konuda da ispatını farklı yönlerle ancak ortadan kaldırırsanız bu konudaki mükellefiyetten kurtulursunuz." dedi.

GÜNDEMİMİZDE AF BULUNMAMAKTADIR

Cezaevlerinin doluluğuyla ilgili değerlendirmesi sorulan Gül, AK Parti hükümetleri öncesi aflar ve infaz kanunundaki birtakım değişiklikler nedeniyle cezaevlerinde farklı uygulamaların olduğunu söyledi.

Cezaların yatış sürecine değinen Gül, "Diyelim ki daha önce yüzde 40'ını yatınca çıkabiliyordu şimdi yüzde 66'ya çıkartıldı birincisi bu. İkincisi cezalar çok artırıldı. Hırsızlık, uyuşturucu, suç örgütüyle ilgili daha önceki hükümler olsaydı belki daha önce tutuklu ve hükümlüler çıkacaktı. Bu konularda vatandaşımızın canına, malına, yaşam tarzına, hayat hakkına kim müdahale ediyorsa bu suçlara ilişkin cezaların artırılması, bundan kaynaklı da uyuşturucu, hırsızlık gibi mahallede vatandaşımızı hangi konu rahatsız ediyorsa bu konuda bir duyarlılık var." ifadelerini kullandı.  

KÜÇÜK YAŞTA EVLİLİĞİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL

Küçük yaşta evliliği kabul etmenin mümkün olmadığını, bunun çocuğa yönelik en ağır şiddetli saldırı olduğunu ifade eden Gül, bu konularda titizlikle hem idari hem hukuki olarak çalışmalar yapıldığını, bunun hiçbir şekilde tolerans gösterilecek husus olmadığını, en ağır şekilde üstüne gidileceğini kaydetti. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın sadece mağdurun yanında değil hükümet adına davalara da müdahil olduğunu dile getiren Gül, hükümet olarak mağdurun bir daha mağdur olmasını ortaya çıkaracak nedenleri ortadan kaldırmak için gayretlerinin devam ettiğini söyledi.

YARGI ORGANLARI TAVİZ VERMEKSİZİN MÜCADELEYİ SÜRDÜRÜYOR

Bakan Gül, FETÖ'nün silahlı terör örgütü olduğunun Yargıtay kararıyla sabitlendiğini anımsatarak, amacı anayasal düzeni değiştirmek olan FETÖ'nün yargı, asker, emniyet, bürokrasi gibi  birçok yerde nüfuz ederek güç elde ettiğinin kesinleştiğini anlattı.

Türkiye'de, hem 15 Temmuz darbe girişimini yapanlar hem de örgütün üyesi olanlar şeklinde iki ana başlıkta yargılamaların devam ettiğini belirten Gül, "Birincisi fiilen katılmış darbeciler, ikincisi bu örgütün yöneticileri, üyeleri, yardım edenleri. Bu konularda asla yargı organları, yargı makamları taviz vermeksizin bu mücadeleyi sürdürüyor. Buradaki temel referans da anayasa, hukuk, adalet." diye konuştu.

YARGILAMALAR TİTİZLİKLE VE HIZLI BİR ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR

"Neden böyle oluyor, bu yapmamıştı" gibi söylemlerin olduğunu ifade eden Gül, şöyle devam etti:

"Biz bunu bilemiyoruz ki. Ben dahi bilemem. Bunun kararını verecek olan ilgili savcılık ve ilgili mahkemedir. Çünkü dosya kendilerinde. Hangi deliller var biz bunu bilemeyiz. Baktığımızda mahkemeler beraat etmesi gerekenlere beraat kararı, mahkum olacaklara mahkumiyet kararı veriyor. Yanlış olduğunu düşünüyorsak, kamu adına, sizin adınıza, benim adıma savcılar itiraz ediyor. Bu yargılamalar Türkiye'de hukuk içerisinde yapılıyor. Yargılamalar bitinceye kadar herkes suçludur da diyemeyiz. Bu suçlardan yargılanan kişiler zamanında erlermiş. Gece orada bulunanlar alınmış. Öğrencilerden alınan var. Bakıyorsun hiçbir şekilde fiil yoksa beraat de ediyor. O mağduriyetler azaldı. Mahkemeler olaya karışmamışsa beraat kararı veriyor. Ama ister er, öğrenci olsun, hangi mevkide olursa olsun bir vatandaşımızın şehit olma fiiline karışmış, darbeye fiilen iştirak etmişse, hangi mevkide olursa olsun yine cezasını alıyor. Yapmamız gereken hukuka, yargıya güven. Bu konuda da olağanüstü darbe girişiminden geliyorsunuz, atipik bir terör örgütü, çok kripto, gizlilik kararı içerisinde çalışan bir örgüt. Yargı içerisinde Maocu bilinen hakimin daha sonrasında FETÖ'cü olduğu çıkıyor. Böyle bir örgütle yargı, güvenlik güçleri mücadele ediyor. Bunu titizlikle yapıyorlar. Yanlışlık, eksiklik olduğunda elbette bir üst mahkeme bunu değerlendiriyor. Şu an itibarıyla yaklaşık FETÖ'den 35 binin üzerinde tutuklu, hükümlü var. Yargılamalar ilk derecede de hızlı bir şekilde nihayete ermeye devam ediyor."

FETÖ ÇOK KRİPTO BİR YAPI

Adalet Bakanı Gül, Türkiye'nin en kritik yerlerinde bile hala FETÖ'cülerin gizlendiğine dair kaygı ve korku olduğuna ilişkin soru üzerine, şunları kaydetti:

"FETÖ örgütüyle mücadele konusunda her şey bitti, hepsini deşifre ettik, yargıda, askeride, güvenlik güçlerinde ya da bürokraside gibi bir rahatlık asla olmamalı. 'Bunlar deşifre edildi, FETÖ'yle mücadeleyi artık içeriye aldık, bunlarda yargılamalar yapılıyor, bitirdik' anlamında asla bir rehavete düşmemek lazım. 40 yıllık örgütten bahsediyoruz. 40 günlük, 2 yıllık bir mücadeleyle elbette sona erdirilemez. Çok kripto bir yapı. Dolayısıyla burada bir rehavete kapılmayacak ama hukuk çerçevesinde, hukuki güvence içerisinde de vatandaşına, tüm bürokrasisine de şüpheyle bakan ya da suçlayan tavır da değil. Hukuk çerçevesinde  mücadeleyi elbette ilgili organlarımız sürdürecektir. Hükümetimiz de her türlü imkanı, elbette gereken tüm tedbirleri alacaktır." 

GÜLEN'İN İADESİNDEN UMUTLUYUM

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in ABD'den iadesi konusunda yeni gelişme olup olmadığına ilişkin Gül, uluslararası hukuk, terörle mücadele kapsamında ilkeler dikkate alınacaksa Gülen'in iadesinden umutlu olduğunu söyledi.

Gül, bunların dikkate alınmasını da beklediğini ve ümit ettiğini vurgulayarak, "Ama gördüğümüz tablo, Afrin'deki tutum, Suriye'deki yaklaşım. Bu konularda iade hususundaki yaklaşıma bakıldığında meseleye hukuki değil de siyasi açıdan bakılıyor. Bu tavır devam ederse terör örgütünü koruma, işbirliği içerisinde olan bir devlet görüntüsü olacaktır. Bu bir devlet adına en düşülmek istenmeyen bir durumdur. Temaslar da devam ediyor."

Abdülhamit Gül, uluslararası iadelerde bir kişinin bir suçu kesinlikle işlediğine dair ispat gerektiği yönünde bir şey olmadığını vurgulayarak, iade edilecek kişiyi alıp yargıladıktan sonra kararın verileceğini söyledi.

HUKUK DIŞI TAVIR ASLA KABUL EDİLEMEZ

Taksi ve akıllı telefon uygulamasıyla hizmet veren ticari araçlar arasında yaşanan sorun ve Uber araçlarına yapılan saldırıyla ilgili bazı dernek temsilcilerince yapılan yapılan açıklamaların hukuk devletinde asla tasvip edilmeyeceğini aktaran Gül, bu konuda suç teşkil eden bir husus varsa savcıların gerekli çalışmayı yapacağını söyledi.

Gül, bu konunun ilgili bakanlıkların takibinde olduğunu, bununla ilgili ayrıca açılan bir davanın devam ettiğini söyledi.

Hukuk dışı tavırların asla kabul edilemeyeceğini belirten Gül, "Diyelim ki bir yanlışlık varsa bunu yapacak olan sivil değildir, vatandaş değildir. Bunu yapacak olan ilgili makamlardır. Makamlara şikayet yapılır, kimse kendiliğinden 'ben bir haksızlık gördüm elimle düzelteyim' şeklinde bir şeye giremez." diye konuştu.

BİR MAHKEMENİN KARARINI TARTACAK OLAN KAMUOYU VİCDANIDIR 

Çocuk istismarına yönelik yasal düzenleme çalışmalarına ilişkin yapılan çalışmaların sorulduğu Bakan Gül, bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bakanlar Kurulu'nda talimatıyla bir komisyon oluşturulduğunu söyledi.

Özellikle Adana'da yaşanan olay sonrasında bu menfur fiille ilgili daha caydırıcı önlemler alınması için çalışma yaptıklarını anlatan Gül, "Adana'daki o fiille ilgili sanığa 51 yıl ceza verildi mahkemece ve ilk celsede karar verildi. Yargı mensuplarımıza da bu konulardaki titizlikleri için teşekkür ediyorum. Çünkü geç gelen adalet adalet değil. Bir mahkemenin kararını tartacak olan kamuoyu vicdanıdır. Dolayısıyla oranın tatmin edilmesi lazım." dedi.

Söz konusu mahkemenin kararında "takdiri indirim" maddelerini uygulamadığına dikkati çeken Bakan Gül, şöyle devam etti:

"TCK 62. maddedeki bu indirimler, mahkemelerce de uygulamada aslında bazı istisnai yanlış uygulamalar var ama dünyanın her yerinde buna benzer hükümler var. Bu konularda elbette, istismar, kadına şiddet hususunda asla bir tolerans gösterilmemesini biz de bekliyoruz. Bu Türkiye'deki yüzlerce yıllık hukuk tarihinde olan ilkeler, bunları değiştirmek Yargıtay'daki milyonlarca dosyanın tekrar gelmesi ya da farklı şeylere sebebiyet verir ama bütün ilgili hukukçuların da teslim ettiği gibi kanunlarımızda değil de biraz uygulamada bazı eksiklikler olabiliyor. Bizim de yaklaşımımız asla bir tolerans göstermemek. Kadına şiddet ve istismar konularında takdiri indirim hususunun şu sebeple veya bu sebeple indirimlerin yapılması gerçekten kamuoyunda da vicdanı yaralayan olaylar olabiliyor. "

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Düzenlemelerde yoğun bir şekilde özellikle çocuğa istismarla ilgili hem cezaların ve infazın daha da arttırılması hem bu çocuğa istismar edenlerin aynı ortamlarda bulunmasını engelleyecek birtakım düzenlemeler yapılması, ayrıca bu kişilerin sabıka kaydında bu fiillerinin gözükmesine dair birtakım düzenlemeler, eğitime ve sağlık alanına yönelik.... Yani sadece ceza kanunlarını arttırmak değil. Aslolan bilinçli birey, bilinçli toplum. Hepimizde bu bilinç olduktan sonra çocuklarımızı o şekilde yetiştirdikten sonra bu meselede biraz daha duyarlılık oluşacaktır. Kamuoyunda o duyarlılık da var. Bu sorunları hep beraber aşacağımıza yönelik inancım tam. Siyasi irade anlamında en azından bir tolerans göstermeyeceğiz." 

Bakan Gül, cinsel suçlar ve istismarlarla ilgili hakim ve savcıların sürekli eğitildiklerini anlatarak, "Biraz daha farkındalık oluşturacak şekilde nasıl uygulanması gerekir, hem Yargıtay içtihatları hem akademide hakim ve savcıların adaylık döneminden itibaren daha yaygın bir eğitim hususunda çalışmalarımızı yapıyoruz." dedi.

ÇOCUK İSTİSMARININ ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN TÜM BAKANLIKLAR İŞ BAŞINDA

Bakan Gül, çocuk istismarının önlenmesinin en önem verilen konuların başında geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

"O nedenle ilgili tüm bakanlarımızla yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Çocuğun istismarını önleyecek Milli Eğitim Bakanlığı'ndan tutun Sağlık Bakanlığı'na, bunların mağdur olanların adliyeye getirilmeme, çocuk izlem merkezlerinde psikolojilerini de sıkıntıya sokmadan her türlü tedbirleri konuşuyoruz. Adana'daki o vakada da olduğu gibi çocuğa yönelik istismarda cezaları arttırmak. Müebbet, ağırlaştırılmış müebbete varıncaya kadar kanun düzenlemesi de masamızda. Bu konuda her türlü tavizi asla vermeden her türlü iyileştirme ardından önleyici tedbirleri değerlendiriyoruz. Kanunda da ne gibi artışlar yapılması lazım bunları da değerlendiriyoruz. Diğer kadına yönelik şiddetle ilgili konularda da Aile Bakanlığımızla irtibat halindeyiz. Hangi adımlar atılması gerekiyorsa onları da değerlendireceğiz."

Bakan Gül, kimyasal kastrasyon konusunun da gündemlerinde olduğunu dile getirerek, "Elbette bu konuda 'Kimyasal kastrasyon geldi, bu istismar sona erdi' gibi bir şey yok. Fakat bir kişinin bile eğer istismarını engelleyecekse bu husus mahkeme ve ilgili sağlık yetkilileri tarafından beraber değerlendirilir. İhtiyaç olursa gerekli görülürse böyle bir imkan da olsun diye masamızda ama bunu ilgili akademisyenlerle ve sağlık yetkilileriyle değerlendiriyoruz." dedi.

OLUMLU DÖNÜŞLER BEKLİYORUZ

Terör örgütü YPG/PKK eski eş başkanı Salih Müslüm'ün iadesine ilişkin soru üzerine Gül, Müslüm'ün ülkeler arasında gezdiğini ifade ederek, Çekya'da olduğu öğrenilince, mahkemenin daha önce Brüksel'deyken istediği iade ve tutuklama talebini ilettiklerini anlattı.

Çekya'da olduğunu öğrenince hemen Interpol'e bildirildiğini ifade eden Gül, orada da mahkemenin AB ülkeleri içerisinde gezmek koşulu gibi bir karar verdiğini anlattı.

Bakan Gül, "Güvenpark'ta canımızı yakan, sivillerin hayatını kaybettiği birçok olayın faili bu kişiyle ilgili. Biz uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz. Bizim mahkemelerimiz bağımsız. Bu mahkemeler huzurunda da hesap vermesini bekliyoruz. Hangi ülkede olursa olsun, nerede olursa olsun. Danimarka'ya yazıldı, Almanya'ya yazıldı nerede görüldüyse yazıldı ve Interpol'e de başvuruldu. Interpol'den de henüz olumlu bir şey gelmedi. En son Almanya'daydı. Almanya'dan da istedik mahkeme kararıyla. Danimarka'ya gitti, oraya yazıldı. O konuda takip yapılıyor. " ifadelerini kullandı.

Interpol'ün, arzu ettikleri, istedikleri düzeyde elbette olmadığını dile getiren Gül, "Olayı terör örgütü olmasına rağmen farklı şekilde değerlendiren bir yaklaşımı olabiliyor. Bu hususta arzu ettiğimiz noktada değiliz. Biz daha titiz bir şekilde olumlu dönüşler bekliyoruz. Bu konuda bakanlıklarımız gerekli teması sürdürüyor." dedi.

ANAYASA MAHKEMESİ'NİN ŞAHİN ALPAY KARARI 

Abdulhamit Gül, Anayasa Mahkemesi'nin gazeteci Şahin Alpay hakkındaki kararına ilişkin, hem Anayasa Mahkemesi hem ilk derece mahkemelerinin anayasa ve kanunlarca kurulduğunu, görev yetkileri belirlenen mahkemeler olduklarını söyledi.

Anayasa'nın 153. maddesinin gayet açık olduğunu dile getiren Gül, bu mahkemenin kararının bağlayıcılığı konusunda hiçbir tereddüt bulunmadığını anlattı.

Şahin Alpay kararında mahkemenin 2 noktayı tespit ettiğini belirten Gül, şöyle devam etti:

"Birincisi bir hak ihlali söz konusu olduğunda tutuklu birisi dahi olsa, ihlalin verilmesi hususunda tek yol, 'illa tahliye olacak, sadece tahliyeyle ihlal ortadan kalkar' diye bir yaklaşıma girmiyor. Ama burada tespit itibarıyla bakıldığında yerel mahkeme tutukluluğun devamına karar verdi ama ihlalin ortadan kalkmadığı yönünde bir karar verdi. Yani diyor ki 'Sen tahliye ederek bu ihlali ortadan kaldırırsın. 'Dolayısıyla da burada bu ihlalin ortadan kalkmasına yönelik mahkeme de bu karara uymuştur. Elbette Anayasa Mahkemesi bir nihai yargılama kararı vermiyor, tutukluluğa yönelik durum tespiti yapıyor. Ama bir kişinin suçlu olduğu suçsuz olduğuna ilişkin kararı şu an yargılama yapan mahkeme, istinaf ve yargıtay bunun kararını verecektir. Dolayısıyla bu konuda bir ihlali tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karara da mahkeme uymuştur. Türkiye'de hukuk sistemi işlemektedir. Bu nedenle mahkeme kararının gereğini yerine getirmiştir."

Türkiye'de bireysel başvuru hakkının aktif bir şekilde başvurulabilen bir yol olduğunu dile getiren Gül, Anayasa Mahkemesi'nin uluslararası hukuk çerçevesinde ve temel insan hakları çerçevesinde kararlar verdiğini, bu son kararda da ihlal tespit eden Anayasa Mahkemesi'nin bunun nasıl giderileceği hususunda tespitte bulunduğunu, yerel mahkemenin de buna uyduğunu anlattı.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ

Bakan Gül, Türkiye'de, eski parlamenter sisteme geri dönüş değil ileriye gidiş olduğunu, asla geri dönüş olmayacağını ifade ederek, Türkiye'nin 2023 hedeflerinin bulunduğunu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde daha emin adımlarla ilerleneceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ilgili çalışmaların devam ettiğini, olgunlaştıkça kamuoyuyla paylaşıldığını anlatan Gül, kuşatıcı, bir arada yaşamayı arttırıcı bir model olduğu için bugün ittifakların, bir araya gelişlerin konuşulduğunu, yüzde 50 artı biri almak için daha geniş olunması, toplumun farklı kesimlerinin ötekileştirmeden, ayırt etmeden kucaklanması gerektiğini, beraber ortak bir paydada bir araya gelinince ülkenin yönetilebileceğini kaydetti.

Gül, "Marjinal ve ötekileştirici bir dil değil. Türkiye'de artık hangi koşulda olursa olsun kuşatıcı, kucaklayıcı bir üslup ve siyaset tarzı kazanacak." dedi.

Türkiye'nin çıtasını yükseltmek adına, daha güçlü ve istikrarlı olunması için bu sistemin getirildiğini anlatan Gül, "Yoksa bizim Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde istikrar sorunumuz yok. Ama biz bu istikrarı kalıcı hale getirmek bir 20 sene sonra da Türkiye'de istikrarlı bir yönetim olsun diye bu değişiklikleri yaptık, milletimiz de bunu tasvip etti. Biz bunun heyecanı içerisindeyiz ülkemizin geleceği bugünden daha da aydınlık olacak bu hükümet sistemiyle. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde burada çok öncü bir rol üstlenmektedir." diye konuştu.

İŞÇİ VE İŞ VEREN DAVALARINDA ARABULUCULUK

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, işçi-işveren davalarında 1 Ocak'tan itibaren ara buluculuk uygulamasının zorunlu hale getirildiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Anlaşmak zorunlu değil elbette. Bir masaya oturun anlaşamıyorsanız mahkemeye gidersiniz. 14 bin 355 anlaşma 6 bin 690 anlaşamama gerçekleşmiş. Bu önemli bir rakam. Birçok mahkemede artık duruşmalar daha erken, davalar daha erken bitecek. Dava açmak herkesin hakkı. İlla anlaşsın, diye bir şey yok. İşçi ve işverenlere bu uygulamaya gösterdikleri destek, ara bulucularımıza uygulamadaki başarıları için çok teşekkür ediyorum. Ara buluculuk yolunun denenmesini de buradan herkese tavsiye ediyorum. Güzel bir sistem, iyi bir şekilde uygulanıyor."

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←