BAKAN BOZDAĞ, KIRŞEHİR'DE DÜZENLENEN PROGRAMDA GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI A+ A-
01.04.2017

Bakan Bozdağ’ın açıklamalarından bazı bölümler şu şekilde:

AKINCI İDDİANAMESİ DARBE TEŞEBBÜSÜNÜN VAHŞET BOYUTUNU GÖSTERİYOR

Akıncı soruşturma dosyasına ilişkin hazırlanan iddianame Ankara Cumhuriyet Başsavcısı tarafından tamamlandı ve ilgili mahkemeye gönderildi. Basına yansıyan kadarıyla baktığımızda Akıncı üssü iddianamesi esasında bu darbe teşebbüsünün vahşet boyutunu göstermesi bakımından ve darbe teşebbüsünün nasıl bir planlama içerisinde yapıldığını göstermesi bakımından son derece önemlidir. Yargılama sürecinde bütün boyutlarıyla bu gerçekleri Türk halkı görecek ve dünya kamuoyu da bunu yakından izleyecektir. 15 Temmuz darbe teşebbüsü hepinizin bildiği gibi Fetullahçı terör örgütü kurucusu ve yöneticisi Fetullah Gülen’in talimatıyla organizasyon süreci başlayan ve daha sonra organize aşamaları onun onayı ile ilerletilen ve en nihayetinde onun onayladığı plan çerçevesinde icraya konulan bir darbe teşebbüsüdür. Şu anda Türkiye’de yürüyen soruşturmalarda, açılan davalarda bu darbe teşebbüsü bütün boyutlarıyla ortaya konulmaktadır. Adil Öksüz’ün ve diğer FETÖ üyesi askerlerin bu darbe seyri içerisinde nasıl görev yaptıkları ve nasıl darbe teşebbüsünün başarısı için uğraştıkları çok net bir şekilde gösteriliyor. Akıncı iddianamesi bu açıdan son derece önemli bir iddianamedir.

MANŞETLERİ YALANLAR ÜZERİNE İNŞA EDİYOR

İddianameyle ilgili bir hususu özellikle ifade etmek isterim bugün bir gazete her zaman ki gibi yalan manşetlerinden bir tanesine daha imza attı. Gazeteyi siz çok iyi biliyorsunuz. Manşetleri yalanlar üzerine inşa ediyor. Adalet Bakanlığı soruşturma yapmaz, soruşturma yapanlara talimat vermez, iddianame hazırlamaz Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre soruşturma yapma yetkisi Cumhuriyet Başsavcılıklarına aittir ve iddianameyi savcılar hazırlar, ilgili mahkemeye onlar sunarlar. Tamamıyla asılsız bir konuyu manşetten vermek suretiyle Türk halkını yanlış bilgilendirmekte ve aslı olmayan bir şeyi gerçek gibi maalesef taktim etmektedirler. Bu yalan haberi bu vesileyle bir kez daha ifade etmiş olalım.

TÜRK YARGISI EN ETKİLİ MÜCADELE YAPIYOR

Yargılama ve soruşturma bağımsız ve tarafsız yargı görevlileri tarafından yerine getirilmektedir. Soruşturma sırasında savcıların tutuklama talebinde bulunduğu kişilerin tutuklanıp tutuklanmayacağına Sulh Ceza hakimleri karar vermektedir. İtiraz olursa da itiraz mercileri bunu karara bağlamaktadır. Yargılama aşamasında ise mahkemeler eğer dosyada tutuklu birisi varsa tutukluluğunun devamına veya kaldırılmasına, tutuksuzsa tutuklanmasına karar verme hak ve yetkisine sahiptir. Bu kararlar da itiraza tabidir. Hukuk içerisinde alınan kararlara ilişkin bir takım eksiklikler yanlışlıklar olduğuna insanlar kani ise o zaman itiraz mekanizması var. Bunu işletirler ve ona göre yeniden bu kararın gözden geçirilmesini isterler. Dünkü olaylarda da savcılıklar o itiraz haklarını kullanarak mahkemenin kararını yeniden incelenmesini verilen kararın gözden geçirilmesini talep ettiler. Zannedersem mahkeme de talebi kabul eden bir karar verdi. Bu bizim hukuk sistemimizin doğası gereği böyledir. Burada şunu vurgulamakta fayda görüyorum. Fetullahçı terör örgütü, diğer terör örgütleri ve darbecilerle ilgili devletin bir mücadele vazifesi var, görevi vardır. Devlet bunu yapacaktır. Güvenlik birimlerinin bir mücadele vazifesi var, görevi var onlar da bunu yapacaktır. Yargının da anayasa ve yasalar gereği teröristlerin, terör örgütlerinin işledikleri ve işlettirdikleri suçlarla ilgili soruşturma yapma yargılama yapma ve bu açıdan hak ettikleri cezayı almaları için görev yapmaları anayasa ve yasalarımız gereğidir. Herkes bu işini yasalar göre yapmak durumundadır. Türk yargısı vazifesini anayasaya, kanunlara, hukuka ve vicdani kanaatlerine bağlı olarak yapmaktadırlar. Fetullahçı terör örgütüyle en etkili mücadeleyi yapan Türk yargısıdır.

TÜRK YARGISI SORUMLULUKLARININ GEREĞİNİ YAPACAKTIR

15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında darbecilerin daha yeni işe başladığı vakitlerde darbenin başarılı olup olmayacağının kestirilemediği bir noktada darbe teşebbüsüne kalkışanlarla ilgili gözaltı, yakalama kararları çıkaran Türk yargısıdır. İlk defa darbecilere biat etmeyen, darbecilere hukukla karşı koyan Türk yargısıdır. O gece olup bitenleri herkes biliyor. Pek çok terör örgütü üyesi hakim ve savcıyla ilgili de gözaltı kararları veren yine Türk yargısı olmuştur. Fetullahçı terör örgütüyle en etkin şekilde mücadeleyi yürüten de Türk yargısıdır. Yargı bunu hukuk içinde hukuka uygun biçimde yapmaktadır. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu yaklaşık 4 bin civarında hakim ve savcıyı tarafsız ve bağımsız görev yapma vasfını yitirmiş olmaları ve FETÖ örgütüyle irtibat ve iltisakları nedeniyle görevden uzaklaştırma kararı aldı. Buda son derece önemli. Hakim ve savcı sayımızın 15 binlerde olduğu hesap edilirse bu rakam önemli bir rakamdır. FETÖ terör örgütüne ilişkin Türkiye’nin her yerinde bu örgütü milletimize, devletimize, hukukumuza verdiği ve vermek istediği zararlar nedeniyle yürüyen soruşturmalar var, adli süreçler var bunlar işlemektedir. Bundan sonra da bunlar işleyecektir. Türk yargısı Fetullahçı terör örgütü FETÖ, PDY, PKK, DHKP-C, DEAŞ dahil bilumum terör örgütlerine karşı anayasa ve yasalarımızın kendilerine yüklediği sorumluluğu gereğini yasalara uygun bir şekilde nasıl bugüne kadar yerine getirdiyse bundan sonra da öyle yerine getirecektir.

YARGIMIZI YIPRATMAMAMIZ LAZIM

Ancak Fetullahçı terör örgütü dünkü tahliyeler üzerinden bir algı operasyonuna da girmiştir. Dört bir yandan sosyal medya üzerinden sanki farklı bir şey oluyormuş gibi bir algıya da girmiştir. Bunu da buradan ifade etmek isterim. FETÖ terör örgütünün Türk yargısı içerisinde bundan sonra bir netice alabilecek, adım atabilecek, karar aldırabilecek bir gücü yoktur. Olması da mümkün değildir. Eğer terör örgütü üyelik, iltisak ve irtibatıyla anayasa ve yasaların kendine yüklediği sorumlulukları terör örgütünün talimatları doğrultusunda göz ardı eden birisi olduğu takdirde hukukumuz, yasalarımız gayet açıktır. Bunun gereğini de HSYK bugüne kadar yaptı. Bundan sonra da yasalar neyi emrediyorsa elbette onu yapmakta tereddüt etmeyecektir. Buradan bunu da ifade etmek isterim. Yargımızı yıpratmamamız lazım. Yanlış yapanlar olduğu zaman bunlara ilişkin HSYK yasaların kendine yüklediği sorumlukların gereğini elbette bugüne kadar nasıl yaptıysa bundan sonra da yapacaktır. Yargının FETÖ ve diğer terör örgütleriyle olan mücadelede anayasa ve yasaların kendilerine yüklediği sorumlulukları bundan sonra da aynı şekilde devam edecek. Yasalar tereddütsüz uygulandığı gibi tereddütsüz doğru bir şekilde uygulanacaktır.

BEN SÖYLEYENE DEĞİL DE SÖYLETENE BAKARIM

Sayın Kılıçdaroğlu istemese de doğruyu Allah kendisine söyletiyor. Onu görüyoruz. Ben hep bugüne kadar Sayın Kılıçdaroğlu’nun kafası karışık esasında kendi gizli bir ‘Evet’çi dedim ama şimdi bu son açıklamasından sonra değiştiriyorum. Harbiden adam ‘Evet’çi. ‘Evet’in ne kadar onurlu bir karar olduğunu ifade ediyor. Ben söyleyene değil de söyletene bakarım. Allah doğruları istediğinin ağzından yeri geldiğinde ifade ettiriyor. Ben öyle görüyorum. Umarım CHPliler de bu açıklamadan sonra bu değerlendirme gereği onurlu bir ‘Evet’i sandığa atarlar. 

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←