ADALET BAKANI GÜL AA EDİTÖR MASASINDA GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ A+ A-
25.03.2019

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası Programı’na katılarak gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

YARGILAMANIN NİTELİĞİ ARTACAK

Adalet Bakanı Gül, yargı mensuplarının tarafsızlığına uygun bir şekilde güvencelerle donatılmasının çok önemli olduğunu belirterek, Yargı Reformu Belgesi ile yargı hizmetlerinin kalitesinin artırılmasını hedeflediklerini kaydetti. Bakan Gül konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu çerçevede hakim savcıların uzmanlaşmasına çok önem veriyoruz. Hakim ya da savcı mesleğe başladı, emekli oluncaya kadar bazen hukuk hakimi, bazen ceza hakimi, bazen savcı, bazen ağır ceza. Bu tür değişiklikler ihtisaslaşmayı, uzmanlaşmayı ve yargılamanın kalitesini düşürüyor. Bu çalışmamızla inşallah önümüzdeki dönemdeki hedefimiz nasıl başlarsa, bu konudaki uzmanlaşmasıyla emekli oluncaya, mesleği tamamlayıncaya kadar hukuk hakimi, hukuk hakimi olarak kendisini daha fazla geliştirecek. Dünya ve Türkiye'deki içtihatları takip edecek. Ceza hakimiyse de ceza ihtisası olarak devam edecek. Bu konuda bir özenli bir çalışmamız olacak."

Atamalara ilişkin "coğrafi teminat" uygulamasının kapsamını da anlatan Gül, şu değerlendirmede bulundu:

"Tarafsızlık ilkesini son anayasa değişikliğiyle biz getirdik. Çünkü hakim bağımsız ve tarafsız olmak zorunda. Hiçbir şekilde anayasa, hukuk ve vicdanından başka hiçbir yerden talimat almamalı. Böyle 'Acaba tayinim çıkar mı? Şu olur mu' ya da 'Bir dosyayla uğraşırken şimdi tayinim çıkarsa dosya yarım kalır' şeklinde bir düşünceye son vermek için görev yaptığı yerde tayininin çıkmaması anlamında bir teminat öngörülüyor. Bunun üzerine çalışıyoruz. Hem davaların da hızlı, makul seviyede bitmesi anlamında hem de hakimlerimizin tarafsız bir şekilde daha güçlü bir güvenceye sahip olması için yer teminatı üzerine çalışıyoruz. Yargılamanın niteliğini artırıcı. Bir kıdem üzerinden çalışma yapılıyor. Birinci sınıf, bölgeler şeklinde. Bunun ayrıntılarını çalışıyoruz. Ama vatandaşımızın dosyasının daha hızlı bir şekilde, uzamasını engelleyecek şekilde tedbirlerimizi aldık hem de hakimlerimizin, savcılarımızın bu anlamda teminatını güçlendirici bir çalışmamız var."

GÜVEN VEREN VE ERİŞİLEBİLİR ADALET YAKLAŞIMI

Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin 5 yıllık bir süreyi kapsadığına anlatan Adalet Bakanı Gül, içeriğin yakın zamanda açıklanacağını söyledi. Belgede genel itibarıyla güven veren ve erişilebilir bir adalet yaklaşımı üzerinde çalıştıklarını belirten Gül, "Adliye, adaletin kapısıdır. O kapıdan giren herkes, adil bir şekilde yargılanmış ve adil bir şekilde sonuca ulaşmış olarak çıkmak zorunda. Bizim bütün çabamız da bu. Adliyeye yolu düşen, ya da düşmese bile 'benim yolum düştüğünde adil bir şekilde yargılanacağım' düşüncesini, inancını oluşturmak için çabalarımızı artırıyoruz. Çok önemli elbette çalışmalar yapıldı ama reformlar bisiklet üzerinde gitmek gibidir. Daha fazla yapacaksınız ki geriye gitmeyesiniz, adım atmanız lazım." diye konuştu. 

Bakan Gül, adil ve makul sürede yargılama konusuna değinerek, Türkiye'de hakim ve savcıların önünde geçen yıl itibarıyla 11 milyon dosyanın bulunduğuna işaret etti.

Adil ve makul sürede yargılamada arabuluculuğun önemine dikkati çeken Gül, ticari davalarda arabuluculuğa başladıklarını, milyonlarca liralık uyuşmazlıkların arabuluculukta birkaç hafta içerisinde çözülebildiğini aktardı.

Gül, arabuluculuk konusunda, "İş davalarında geçen yıl başlamıştık. Şimdi bunun seçim sonrasında Meclis açılması durumunda bunu Meclisimizle de paylaşacağız. Alanlarını genişletmek için önerilerimizi de sunacağız." bilgisini verdi.

AİLE UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUĞU TARTIŞIYORUZ

Arabuluculuk sistemini aile ve tüketici ihtilaflarında uygulamayı planladıklarını ifade eden Gül, herkes tüketici olduğundan bu konunun 81 milyonu ilgilendirdiğini vurguladı. Bakan Gül, "Tüketici ihtilafı ile alakalı mahkemeye gelip...Şimdi hakem heyetleri devam edecek zaten ama onların üstündekiler için de mahkemeye gidiyor. Zaten kendisi tükenmiş oluyor, dava bitene kadar. Ama bir arabulucuya bu kapıyı açacağız. Orada anlaşamazlarsa yine mahkemeye gelecekler. Çocukların ve tarafların örselenmemesi, kamu düzeni ile ilgili kısımlar ayrı olmak üzere mahkemenin uygun görmesi ile arabuluculuk sistemini yine aile uyuşmazlıklarında tartışıyoruz, çalışıyoruz. Bu anlamda genişlemesini planlıyoruz." diye konuştu.

TÜRK YARGI ETİĞİ BİLDİRGESİ BİR İLK

Bakan Gül, Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nden neler beklendiğine ilişkin bir soru üzerine, bunun Türk yargısında ilk olduğuna işaret etti.

"Bu, Türkiye'nin uzun süreden beri üzerinde tartıştığı bir konunun karara bağlanması olarak mı değerlendirilmeli." ifadelerine karşılık Gül, "Doğru. Her meslekte etik, ahlaki bir ilkeler olması lazım. Bunlar yazılı da olmayabilir ama 'mesleğe yakıştı mı' gibi de hep söyleriz. Bu ilk defa ete kemiğe büründürülmüş, yazılı hale getirilmiş oldu." dedi. 

Hakim ve savcıların da dahil olduğu katılımcı bir düzenleme yaptıklarını anlatan Gül, şöyle konuştu:

"Süpürge temiz olacak ki temizlerken bütün kirleri alsın. İşte yargı da öyledir. En temiz olması gereken, yani bütün sıkıntıları süpürürken siz hep temiz olacaksınız. Bu konuda en fazla hakim, savcılarımız çok hassas. Çünkü bir kişinin yaptığı bir hata, tüm yargıya mal olabiliyor. En fazla yargı mensuplarımız bu konuda etik ilkeler, ahlaki ilkelerle... Vatandaş, mesleğine yakışır şekilde hakim, savcı ilkelerini, davranışlarını görünce bu yargıya olan güveni de artıracak. Dolayısıyla bu konuda bağlayıcı olarak tüm hakim savcılarımızın uyacağı meslek kuralı olarak, vatandaş geldiğinde nezaketle davranmadan tutun da hukukun üstünde hiçbir güç olmadığını, bu konuyla ilgili sosyal davranışlardan tutun, meslektaşlar arasındaki hukuka varıncaya kadar bağımsız, tarafsızlığı vurgulayıcı da tüm ilkeler var. Bu da Türk yargısının standardını daha yükseğe çıkarma anlamında millete verdiği bir taahhüttür. Bu yargı mensuplarımızın bir sözüdür. Dolayısıyla elbette etik boyutu aşan, disiplin boyutuna gelenler de vardır. Burada açığa alma, ihraç gibi hususlar da var. Yani biz bunu kamuoyu ile paylaşmıyoruz ama Hakimler Savcılar Kurulunda bir kişi, disiplinle ilgili  bir boyuta geldiyse bu hususta açığa almalar oluyor, gerekli yargılamalar oluyor. Çünkü asla leke kaldırmayacak meslek, hakim, savcı mesleğidir."

YARGIDA HEDEF SÜRE, YARGIYA GÜVENİ ARTIRICI BİR ÇALIŞMA

Bakan Gül, yargıda hedef süre uygulamasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Sürecin 1 Ocak'tan itibaren başladığını hatırlatan Gül, dava açan vatandaşa, davasının ne zaman biteceğine ilişkin tahmini bir sürenin bulunduğu yazılı bir belge verildiğini dile getirdi. 

"Uygulamada, yalnızca süreyi bildirmiyorsunuz aynı zamanda dava süresini kısaltma ile ilgili de bir iddia var." değerlendirmesinin yapılması üzerine Gül, "Evet bir iddia var." diye konuştu. 

Bunun yargı makamlarını bağlayıcı bir süre olduğuna işaret eden Gül, yaklaşık 2 bin ihtilaf türüne göre, bu davaların bitme sürelerine ilişkin bilgilerin yer aldığını anlattı. Gül, "Hakimler Savcılar Kurulu üzerinden bir izleme değerlendirme kurulu oluşturuldu. Bu süre neden aşıldı? Biz vatandaşa 'senin davan 180 günde bitecek' dedik ya da savcılık makamı, 'davanı 120 günde açacağım' dedi. 220 gün oldu diyelim açılmadı. Sistem buradaki eksiklik nedir, ona bakarak takip edecek. 120 gün dedik ama 30 günde de açılabilir. Bu azami süre. Kısalması da değil adil, makul sürede olmasına yönelik belirlenen süre. Bu da yargıya güveni artırıcı bir çalışma." dedi.

"Dosya, vadedilen süre içerisinde bitirilmediğinde not mu kırıyorsunuz?" sorusu üzerine Adalet Bakanı Gül, şunları kaydetti:

"Hakimler Savcılar Kurulu Teftiş Kurulunda bu konuda düzenleme yapıldı. Terfide ve diğer hususlarda bu konuda bir uzama olduğunda, 'demek ki davaları çok uzatıyor, duruşmaları erteliyor, yan taraftaki mahkeme ortalaması şu kadarken diğeri bu kadar'... Ama personelden kaynaklı bir sorunu var, yani doğrudan hakim ve savcı ile ilgili olmayan bir konuysa, mevzuatta o konuyla ilgili bir sorun varsa onu laboratuvar gibi test etme imkanı da oluyor. Yani personel yok, tek başına çalışıyorsa onu görmüş oluyoruz. Bilirkişiler geciktirmişse, avukatlar, taraflar uzatmışsa, yani fotoğrafı röntgen gibi çekmiş olacağız." 

HİÇBİR DİNİN TERÖRÜ YOKTUR

Yeni Zelanda'daki terör saldırısını düzenleyen teröristin Türkiye ziyareti ve bağlantıları ile ilgili soru üzerine Gül, bu terör saldırısını kınadığını ve Batı'nın konuyla ilgili arzu edilen yüksek sesli tepkiyi ortaya koymadığını belirtti. Bakan Gül, bu tür yaklaşımın terör hadiselerini, yabancı ve Müslüman düşmanlığını artırdığına işaret ederek, "Batı'daki hakim olan siyaset ve medyadaki dil, yabancı düşmanlığı üzerine bina edilmiştir. Burada çok etkili bir şekilde yüksek sesle bir tepki ortaya konsaydı, bu tür hadiselerin belki önüne geçilmesi için bir fırsat olabilirdi ama Yeni Zelanda hükümeti, Başbakanı ve halkı bu konuda çok iyi bir tavır ortaya koymuşlardır." diye konuştu. Gül, sözlerine şöyle devam etti:

"Şunu söylemek lazım. Hiçbir dinin terörü yoktur. Terörün dini yoktur. Geçmişte bu tür saldırı eğer bir Müslüman tarafından olsaydı, 'İslami terör' diye hemen bütün Müslümanlara karşı şiddet, nefret doruk noktaya çıkardı. Ama bizce o zaman da eleştirdiğimiz gibi din ile terör yan yana gelemez. Bir terör eylemini yapan kişinin dinine göre 'Hristiyan terör', 'Yahudi terör, 'İslami terör' asla denemez. Bu konuda bütün dünyanın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu aklıselim ve bütün dünyaya yaptığı çağrı gibi düşmanlığı değil kardeşliği ve bu konudaki dinlere olan yaklaşımı gözden geçirmesi lazım. Bu söyleme ihtiyaç var. Bu ortaya konmamıştır."

 

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←