ADALET BAKANI GÜL, AA EDİTÖR MASASI CANLI YAYINDA GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ A+ A-
07.06.2018

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, muhalefetin parlamenter sisteme dönüş vaatlerine ilişkin, "Öyle iki genel başkan oturup 'Biz eski sisteme döneceğiz' deyince bu sisteme dönüş olmuyor. 'Milletin iradesi iki üç genel başkanın dudağı arasında' meselesi eskidendi. 24 Haziran'dan sonra zaten milletin dediğinden başka hiçbir şey olmayacak." dedi. 

Adalet Bakanı Gül, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

24 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekili Seçimi'nde Türk demokrasi tarihinde birçok ilkin yaşanacağını belirten Gül, daha önce vatandaşın oyunu kullandığını ama hükümetin kurulması için milletvekillerini yetkilendirdiğini ifade etti.

İlk defa çok partili hayata geçilen 1950'den beri milletin bu sürecin patronu ve belirleyicisi olduğunu vurgulayan Gül, vatandaşın seçim günü hükümeti kendisinin belirlediğini, aynı gün hükümetin çalışacağı, kanunların çıkarılacağı TBMM'yi de seçeceğini anlattı.

Vatandaşın seçimlerde iki oy kullanılacağını bildiren Gül, bir mührün hükümet için, cumhurbaşkanı adayı için, bir mührün de cumhurbaşkanının beraber çalışacağı TBMM için oy pusulasına basılacağını kaydetti.

Bakan Gül, 2 pusulanın, mühür basıldıktan sonra tek zarfa konulup, sandığa atılacağına değinerek, "Bu anlamda 24 Haziran'da bir ilk yaşanmış olacak. Seçim günü hükümetin millet tarafından belirlendiği bir seçim yaşayacağız." diye konuştu.

Türkiye'de en büyük kazanımın seçimlerin şaibesiz, çok şeffaf bir şekilde demokratik katılıma ve temsile uygun yapılması olduğunu vurgulayan Gül, şunları söyledi:

"Türkiye'de seçimler, çok partili hayattan itibaren bütün dönemlerde anayasaya uygun bir şekilde gerçekleşmiştir. Yurt dışında da seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimi, halk oylaması, iki de genel seçimde oy kullanıldı. Burada hiçbir şekilde SEÇSİS diye bir sistem var, mükerrer oy kullanımı söz konusu değil, partilerin orada temsilcileri var. Onların nezaretinde sayım döküm yapılıyor. Bütün bu oy kullanmalarda sadece 2 kişi mükerrer oy kullanmaya kalkışmış, ikisiyle ilgili de adli işlem başlatılmış, ama sistem bunu tespit ettiği için kullandırılmamış. Bugün gümrüklerde yurt dışında 60 ülkede oy kullanma başladı."

Seçimlerin vatandaşlar için hayırlı olması temennisinde bulunan ve Türkiye'nin geleceği için kader seçiminde vatandaşları ve yurt dışındaki seçmenleri de oy kullanmaya davet eden Gül, güçlü Türkiye için AK Parti'nin bu hizmetlerinin devamı için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinin devamı için destek istedi.

UYGULAMANIN DOĞRU OLDUĞUNA İNANIYORUZ

"Yurt dışında vatandaşlarımızın oy kullanmasını siz başlattınız. Bu aldığınız karardan memnun musunuz? Vatandaşın hiç yaşamadığı bir ülkede söz hakkı olmasına dair bazı eleştiriler oldu. Ne söylemek istersiniz? sorusuna Gül, "O eleştirilerin hiçbir tutarlılığı yok. Ay yıldızlı pasaportunu ve ay yıldız bayrağımızı taşıyan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan dünyanın neresinde olursa olsun Türkiye adına söz söylemeye sahiptir. Kimsenin bu sözü kısmaya, bu sesi kısmaya hakkı yoktur." yanıtını verdi.

Hükümet olarak getirdikleri bu uygulamanın doğru olduğuna inandıklarını aktaran Abdulhamit Gül, açıklamalarına şöyle devam etti:

"Vatandaşımız, ister yurt içinde ister yurt dışında tüm vatandaşlarımıza sonuna kadar güveniyoruz. Türkiye'nin büyümesi, gelişmesi, yurt dışındaki vatandaşlarımızın da doğal bir hakkıdır, isteğidir. Türkiye'deki tüm gelişmelere de elbetteki onların tercihleri yansıyacaktır. Sadece 60 kilometre, 100 kilometre ötede oy kullanmak için 500 kilometre öteye gidiyorlardı. Randevu sistemi oluyordu bir de. Bu seçme hakkını da kısıtlıyordu. Randevu sistemini kaldırdık. Birçok yerde elçiliğin dışında, spor salonları kiralandı, birtakım yerler tutuldu. Amaç, vatandaşımıza daha yakın yere sandık koymak. Bu konuda da yurt dışındaki vatandaşlarımızın bu seçime katılımın da çok daha fazla olacağına inanıyorum. Yurt dışındaki vatandaşlarımız da çok memnunlar. Vatandaşlarımız hükümetimizin yaptığı hizmetlerden de çok memnunlar."

ESKİ SİSTEME DÖNECEĞİZ' DEYİNCE BU SİSTEME DÖNÜŞ OLMUYOR

Bakan Gül, muhalefet partilerinin parlamenter sisteme dönüş vaatleriyle ilgili değerlendirmelerde de bulundu.

Gül, "Öyle iki genel başkan oturup 'Biz eski sisteme döneceğiz' deyince bu sisteme dönüş olmuyor. 'Milletin iradesi iki üç genel başkanın dudağı arasında' meselesi eskidendi. 24 Haziran'dan sonra zaten milletin dediğinden başka hiçbir şey olmayacak." dedi.

Milletin 16 Nisan'da bir karar verdiğini anlatan Gül, bu parlamenter sistemin aksayan bütün uygulamaları için "Beni ekonomik olarak istikrarsızlaştırıyor, Türkiye'yi geriye götürüyor." dediğini kaydetti.

Gül, hükümetlerin kurulup kurulamayacağı, kurulduysa kaç ay devam edeceğini öngöremediği bir ülkede yatırım ve istihdam olmayacağını belirterek, şunları söyledi:

"Ne yerli ne yabancı yatırımcı önünü göremez, vatandaş cebini göremez. 'Yarın fabrikam kapanır mı?' endişesiyle geleceğe ümitsiz bir şekilde bakıyor. Bu sistemin temel meselesi Türkiye'de hükümet kurma inisiyatifi genel başkanların dudakları arasında ya da cumhurbaşkanı seçiminde gördük, 27 Nisan'da Cumhurbaşkanı sayın Gül'ün adaylığında iki genel başkana birtakım tehditler ya da iddialarla milletvekilleri parlamenter sistem savunması yapanlar, odalara parlamenterleri kilitlediler gidip de oy kullanmasınlar diye. Genel kurula giremediler. Bütün bu tablolar artık geride kalır.

Bir defa millet 16 Nisan'da karar verdi. Milletin karar verdiği şeye, 'Bunlar göbeğini kaşıyan adamlar, bunlar anlamazlar, bunlar bilmezler cahiller. Bir çobanla benim oyun bir mi?' diyen anlayış, yüzde 52 oranında Anayasa değişikliğine 'Ben Cumhurbaşkanı Yönetme Sistemine geçiyorum. Evet' diyen vatandaşımız. 'Hayır bunlar anlamıyorlar, ben iki genel başkan oturacağım, yüzde 51'in üzerinde oy almış millet tercih etmiş, sen yanlış tercih etmişsin' diye milletin gözüne baka baka saygısızca bir tutum içerisine giriyorlar. Bir, bu millete saygısızlıktır. İki, milletimiz bu tartışmayı 16 Nisan'da bitirmiştir, yeni hükümet sistemine geçişi onaylamıştır. Üç, öyle iki tane genel başkan oturup, 'Geçiyoruz' demekle olmuyor. Teknik zorunluluğu var. Anayasa değişikliğiyle olur. 400 milletvekili bulursanız, CHP işte diğer parti, anayasa değişikliğiyle yapabilirsiniz. Ama millet de elbette hesabını sorar."

Bakan Gül, yeni sistemle parlamenter sistemdeki hantallığın, bürokraside yavaşlığın, ülkedeki çift başlılığın sona ereceğini ve daha hızlı bir karar alma mekanizmasının olacağını vurguladı.

İSTİKRARLI BİR ŞEKİLDE MÜCADELEYİ SÜRDÜRMEK LAZIM

FETÖ davalarına ilişkin bir soru üzerine Bakan Gül, FETÖ'nün devletin bütün hücrelerine 40 yıl boyunca sızan, bazen muhafazakar bazen de sosyal demokrat görünümde bir terör örgütü olduğunu söyledi. 

AK Parti'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın FETÖ ile mücadelesini kimsenin hafife almaya hakkı olmadığını vurgulayan Gül, "Cumhurbaşkanımız, 'şuralar dinleniyor' dediğinde yalnız bırakanlar bugün ne kadar doğru olduğunu görüyor. FETÖ ile mücadele bugün kararlı bir şekilde devam ediyor. 40 yıldır gizli ajanda ile 'Devleti ele geçirene kadar kendinizi gizleyin' mottosuyla yetişmiş bir örgüt için 'İki yılda bitirdik, artık mücadele sona erdi, başarıyla bitti' bunu kimse diyemez. Burada kararlı, teyakkuz içerisinde, istikrarlı bir şekilde mücadeleyi sürdürmek lazım." ifadesini kullandı. 

2 BİN 140 MAHKUMİYET KARARI VERİLDİ

Gül, 15 Temmuz darbe girişimi davalarının devam ettiğini hatırlatarak "Fiili darbe davalarının genel itibarıyla yüzde 70 oranında ilk derecede sonuçlandığını söyleyebiliriz. Darbe davalarında 287 dosyanın 171'inde karar verilmiştir, 116 dava devam etmektedir. 2 bin 140 mahkumiyet, bin 478 beraat kararı verilmiştir." dedi. 

FETÖ davalarında 622 sanığın ağırlaştırılmış müebbet cezası aldığını vurgulayan Gül, bu sanıklardan 31'i hakkında 4 kez, 4 sanık hakkında da 3'er kez ağırlaştırılmış müebbete hükmedildiğini bildirdi.

887 sanığın müebbet hapisle cezalandırıldığını, 631 sanığa 1 yıl 2 ay ile 20 yıl arasında değişen sürelerde hapis cezası ile bin 478 kişi hakkında da beraat kararı verildiğini aktaran Gül, şöyle devam etti:

"Yargı mensupları büyük bir titizlikle mücadeleyi sürdürüyor. Bugün zaten yargıya yönelik tehditlerin, FETÖ'cüler yargıdayken yargıya söz söylemeyenlerin, FETÖ'cüler yargıdan temizlendikçe yargıya söz söylemesinin temelinde de FETÖ ile etkin mücadeleyi zayıflatmak, yargı mensuplarının vermiş olduğu haklı yargılama mücadelelerini hafife almak ve bu konuda mücadeleyi zaafa uğratma çabası vardır."

ADİL ÖKSÜZ İÇİN ALMANYA'YA TALEPTE BULUNDUK

Bakan Gül, 15 Temmuz gecesi anayasayı ortadan kaldırmak isteyenlerin, bugün anayasa ve hukuk çerçevesinde yargılandığını belirtti. Gül, "Türk yargısı bağımsızdır, adil bir şekilde yargılamayı yapmaktadır. Bu konuda da hepimizin bu sürece saygılı olması ve bu sürecin de takipçisi olması lazım. 2018 sonunda bu yargılamaların Türkiye'nin yargı gündeminden düşeceğini, tamamlanacağını düşünüyorum." dedi. 

Türkiye'de darbe girişiminin artık cezasız kalmadığını vurgulayan Gül, seçilmiş Başbakan'ın idam edildiği Türkiye'den bugün darbecilerin yargılandığı bir Türkiye'ye gelindiğini aktardı. 

FETÖ davasının firari sanıklarından Adil Öksüz'ün Türkiye'ye iadesine ilişkin herhangi bir ülke nezdinde girişimde bulunup bulunulmadığının sorulması üzerine Gül, bu konudaki iade ve yakalama taleplerinin hazırlandığını, Dışişleri Bakanlığı nezdinde Almanya'dan bir talepte bulunulduğunu söyledi. 

Adil Öksüz'ün Almanya'da olup olmadığına ilişkin bir soruya karşılık Gül, "Bizim öyle bir tespit anlamında değil ama kamuoyuna yansıyan birtakım bilgiler ve haberler üzerine böyle bir mahkemenin talebi oldu. Henüz Bakanlığımıza iletilmiş herhangi bir dönüş olmadı. Süreci hep birlikte takip edeceğiz. Bu konuda gerekli girişimleri hukuk çerçevesinde sürdüreceğiz." dedi. 

SAYIN İNCE HANGİ AMERİKALI ARADI

CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce'nin FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen'in Amerika'dan iade talebiyle ilgili iddialarının hatırlatılması üzerine Bakan Gül, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Burada esas sorun kamuoyunun, milletin beklediği, 'Sayın İnce, hangi Amerikalı aramıştır. Amerika'dan Türk vatandaşı mı aramıştır, firarilerden birisi midir? Bu kişi ise ne söylemiştir, kim aramıştır. Bunu öncelikle tüm milletin bilmeye hakkı vardır. 

Burada gerçekten ciddiyetsizlik var. Ne oldu? 'Bir Amerikalı aradı.' Kim aradı, ne söyledi? Bunu milletle paylaşmak zorunda. Ama asıl hazin olan, siz Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanlığına talipsiniz, adaysınız, siz devletin ilgili kurumlarından gelen bilgilere değil de bir gelen telefona -acaba işlettiler mi, kim aradı, ne söylendi- buna itibar ediyorsunuz. Türk milleti, devleti asla gidip böyle bir yaklaşıma, tarza teslim etmez."

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, "7 Haziran'da gördük, HDP bölgeden en güçlü desteği aldı, ilk başta döndü silahı kendi bölge halkına çevirdi. İşte biz mücadelemizi bunlarla yapıyoruz. HDP bölgeden aldığı oyu, yine marjinal sol örgüt elemanlarına, sol kesime ciro ediyor." dedi.

Bakan Gül, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır mitinginde, 24 Haziran'ın Kürt vatandaşların değerleriyle kavgalı siyaset anlayışının mezara gömüleceği gün olacağını söyledi. Yeni dönemde AK Parti bunu nasıl sağlayacak? Toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak yeni bir siyaset anlayışı ayrıca uygulanacak mı?" sorusu üzerine, yeni dönemde en fazla önem verdikleri konunun bu olduğunu söyledi. 

"Yeni dönem, daha çok hukuk, daha çok demokrasi, daha çok insan haklarının görüleceği, yaşanacağı bir Türkiye olacak" diyen Gül, bu konuda çok mesafe alındığını ancak bunu yeterli görmediklerini belirtti. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır mitinginde ve kanaat önderleriyle yapılan iftarda kendisinin de bulunduğunu ifade eden Gül, Diyarbakır ve bölgeden birçok kanaat önderinin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ağzından yeni dönemle ilgili çok önemli sözler duyduklarını ifade etti. Bunun da kanaat önderlerince çok pozitif karşılandığını dile getiren Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sokakta da oradaki Kürt kardeşlerimizin de çok büyük desteğini aldığını gördüm. Şunu görüyor vatandaşlarımız, evinin önüne çukur kazan, çocuğunu dağa çıkartıp, okul çağındaki çocuğunu annesinin sıcak yuvasından ayıran terör örgütlerine karşı en kararlı mücadeleyi hükümetimizin yaptığını görüyor. Diyarbakır'da, Şırnak'ta, Mardin'de verilen bu mücadele, Kürtlerle değil terörle etkin mücadeledir. Tam da terör örgütünce çocuğunu dağa kaçırılan, evinin önüne çukur kazılan, evin içerisine girilerek, 'Bana yemek yap, bana çay hazırla.' diye kocasının yanında karısına talimat verilen benim Kürt kardeşimi özgürleştirmek, insan haklarını ve hukukunu daha da korumak adına verilen bir mücadeledir. İşte 'Beni temsil etsin' diye oy verdikten sonra, 7 Haziran'da gördük, 7 Haziran'da HDP bölgeden en güçlü desteği aldı, ilk başta döndü silahı kendi bölge halkına çevirdi. İşte biz mücadelemizi bunlarla yapıyoruz. Bölge halkına huzurun kalıcı şekilde gelmesi için bu mücadeleyi yapıyoruz, HDP bölgeden aldığı oyu, yine marjinal sol örgüt elemanlarına, sol kesime ciro ediyor. Hem gösterdiği adaylar hem seçim sonrası yaptığı bütün uygulamalar, siyaset, Kürt kardeşlerimize hiçbir şekilde faydası olmayan siyaset. Hemen sırtını bölgeye ilk dönen HDP olmuştur, yine öyle olacaktır. Ama bunun bu sefer bölgedeki vatandaşlarımız, kardeşlerimiz farkında. Çünkü AK Parti, ret, inkar ve asimilasyon politikaların sona erdirdi."

AK PARTİ BÖLGEYE HUZUR GETİRDİ

Adalet Bakanı Gül, bugün bölgede herkesin kendi diliyle propagandasını, konuşmasını yapabildiğini, yaşanan baskıların AK Parti tarafından kaldırıldığını belirtti. 

Karşı tarafa verilecek her oyun, bu kimliği, bu varlığı inkar eden anlayışın daha başarıya ulaşması anlamına geleceğini ifade eden Gül, "Jitem'ler, faili meçhuller, 90'lar kimin eseriydi. AK Parti karşısındaki diğer cephenin ya da diğer partilerin siyasetinin getirdiği bir sonuçtu,  köylerinden ayrılmak zorunda kalanlar... Ama AK Parti buna son verdi, OHAL'i gelir gelmez kaldırarak, bölgeye huzur getirdi ve terör örgütleriyle etkin mücadele yaptı. Bunu bütün milletimiz görüyor. Kürt kardeşlerimiz de Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgeye hem maddi kalkınma hem de hakların gerçekleştirilmesi anlamında neler verdiğini çok iyi farkında. Bu dönemde Kürt kardeşlerimizden en çok oy alan parti AK Parti olacaktır." diye konuştu.

AK Parti'nin en büyük özelliğinin ötekileştirmemek olduğunu söyleyen Bakan Gül, "Sayın İnce'nin kullandığı dil hepimizi ürkütüyor. Sayın İnce'nin kampanyada kullandığı, kendi seçmenini bile ötekileştiren, 'Apoleti sökeceğim, yargılatacağım, şuraya gireceğim, TRT'yi kapatacağım, onu yapacağım...' bu dil ötekileştiren, kamplaştıran bir dildir. Türkiye'de ister Alevi ister Sunni ister Kürt ister başka etnik yapıdan olsun herkesin özgürce yaşadığı, daha hukukun geliştiği bir Türkiye'yi vaat ediyoruz. Cemevlerine hukuki statü verilerek, bu konuda yıllardır beklenen bir sorunu da ortadan kaldıracağız. Ötekileştirmeden 80 milyonu beraber yöneteceğimiz bir sistemi vaat ediyoruz." dedi. 

MİLLET TEK PATRON OLACAK

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, muhalefet partilerinin parlamenter sisteme dönüş vaadinin hatırlatılması ve "Diyelim ki vatandaş böyle bir şey istemiyor, muhalefet neden böyle bir şey istesin. Sizin aklınıza ne geliyor, neden parlamenter sistem?" sorusuna şu yanıtı verdi: 

"Burada mesele, millet bu işin patronu oluyor, direksiyona millet geçiyor. Türkiye'de FETÖ 40 yıl nüfuz ettiyse, 10 yılda bir darbeler ile Türkiye 50 yıl geriye gittiyse bu parçalı, iki başlı, yönetilemez bir hükümet sisteminden kaynaklanıyor. Bürokrasi hantal işleyecek, millet devletiyle küs olacak, devlet milletiyle kavgalı olacak, ikide bir darbeciler, vesayetçilerin nüfuz alanı içinde, yönetilemez bir Türkiye'de, koalisyonlarla, istikrarsızlıkla yönetilemeyen bir Türkiye'de belli kesimlerin millet adına yönettiği bir Türkiye özlemi var. Biz diyoruz ki Türkiye yönetilebilir bir ülke olacak, istikrarlı hale gelecek, daha kalıcı bir istikrara ulaşacak, vesayetçilerden kurtulacak, millet tek patron olacak. Bundan rahatsız oluyorlar. Çünkü öbür türlü koalisyonla yüzde15 ile yüzde 20 ile bir şekilde kafasını oradan uzatıyor, millete rağmen sandıktan çıkmadığı halde bir şekilde ülkeyi yönetiyorlar. Ama şimdi yönetmek için yüzde 50 artı bir alacaksın, her kesimden oy alacaksın ve güçlü bir destekle ülkeyi yöneteceksin. Böyle bir düzenleme getirildi. Bunun vermiş olduğu rahatsızlık." 

Bakan Gül, "Önümüzdeki dönemde bu bizi Amerika gibi veya başkanlık sisteminin uygulandığı ülkeler gibi iki buçuk partili gibi bir düzene götürür mü?" sorusu üzerine de "Zaman içerisinde teamüller, gelenekler oluşacak. Bunu hep beraber göreceğiz. Seçim kanunları da bu çerçevede daha da olgunlaşmış olacak. Ama daha çok ikili bir yapıyla ama her kesimin de bir şekilde Mecliste temsil edildiği bir durum olacaktır." diye konuştu. 

Arabuluculuk uygulamasına ilişkin soru üzerine Gül, iş uyuşmazlıklarında ve iş davalarında çok önemli bir reform olan uygulamayı ocak ayında hayata geçirdiklerini hatırlattı.

Daha önce isteğe bağlı olan işçi, işveren uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurulmasının, zorunlu hale getirildiğini anlatan Gül, uygulamaya dair şu sonuçları paylaştı:

 "Geçen yıl, 1 Ocak-31 Mayıs 2017'de açılan dava sayısı 105 bin. Bu sene aynı dönemde açılan dava sayısı 24 bin 620. Dava açma oranı, yaklaşık yüzde 75-80 düşmüş. Bu artık mahkemelerin iş yükünün azalması demek. Bu çok önemli bir reform. Bazı mahkemeler 6 ay bir sene sonraya gün verirken dosyası azaldığı için belki 2 hafta, 2 ay sonraya gün verecek, davası erken bitecek. İşçi alın teri kurumadan parasını alacak." 

İşverene de olumlu yanması olan arabuluculuk sayesinde, faizlere bulaşmadan ödeme yapmak isteyen işverenin 2-3 yıl Yargıtay kararını da beklemek zorunda kalmayacağını belirtti.  

Arabuluculuğun çalışma barışını da sağlayacağına işaret eden Gül, bu davalara bakan nitelikli hakimlerin başka mahkemelerde görev yapacak olmasından dolayı diğer mahkemelerin hızlı, etkin, adil karar vereceğini vurguladı. 

İş uyuşmazlıklarının yanı sıra diğer alanlarda da uygulamayı genişleteceklerini aktaran Gül, buradan elde edilen verilere göre ticari konulardaki uyuşmazlıklar ve vatandaşın devletle uyuşmazlıklarını tartıştıklarını ifade etti.

 Bu konuda örnek veren Bakan Gül, "Karayolları, demiryollarıyla mahkemelik, gidip mahkemede vatandaşın önüne geçecek şekilde mahkemeyi meşgul ediyor. Önceden oturup anlaşma gibi birtakım şeyler çalışıyoruz. Bu kampanyamız da beyannamemiz de 'Güven veren adalet' dedik, vatandaşımızın herkesin güven içerisinde, adalete güven duyacağı bir sistemi hep beraber kuracağız. Bunlar, onların ön adımları, başarılı sonuçları." ifadelerini kullandı. 

Tüm işçi ve işverenlerin bu konudan istifade etmelerinden memnuniyet duyduğunu belirten Gül, işçi ve işverenlere uyuşmazlıklarda bu yola başvurmalarını tavsiye etti. 

YUNANİSTAN'I NİÇİN KINAMIYORSUNUZ

Adalet Bakanı Gül, Yunanistan'a kaçan darbeci askerlerin iade edilmemesi konusundaki bir soru üzerine, bazı ülkelerin iade meselesine hukuki değil, siyasi baktığını anlattı. 

İadenin tüm evrakları tamam olduğu halde çeşitli gerekçelerle başvurularının reddedildiğini aktaran Bakan Gül, bunun uluslararası hukuk çerçevesinde, hiçbir şekilde kabul edilebilir olmadığını kaydetti.

Bir ülkeye, demokrasisini, anayasasını ortadan kaldırmak için darbe girişiminde bulunan hiç kimsenin hiçbir gerekçeyle korunamacağını vurgulayan Gül, şöyle devam etti:

"Derhal, böyle bir talep bile olmadan 'Biz bunu iade ediyoruz' deyip vermek, demokrasinin bir gereğidir esasında. Şimdi ben CHP'ye, meydanlarda bağırıp, çağıran tüm o adaylara da söylüyorum. Yunanistan'ı niçin kınamıyorsunuz? Yani eksik şu bu diyorsunuz ya gidip Yunanistan'a, Amerika'ya diğer ülkelere, 'Türkiye sizden istemiş ben bu konuda ülkemizde 251 vatandaşımızı şehit eden bu alçakları, bu teröristleri niye iade etmiyorsunuz' diye hiçbir şey yok. Ama gelip devletin kurumuna hakarette, iftirada bulunuyorsunuz. Bunu da FETÖ daha önce yaptı, 'Evraklar eksiktir, İngilizce çevirisini yapmadı Adalet Bakanı' dedi. Bunun benzerini yine bu kişiler, iddiayı yapan CHP bir daha söyledi. Baktılar ki FETÖ de aynı şeyi söylemiş. Bunlar FETÖ'nün ağzıdır. Bu tür söylemleri de yapmak gerçekten ülkeye büyük bir haksızlık. Yunanistan meselesinde de diğer ülkelerde de biz mücadelemizi, talebimizi yapacağız ama bu konuda maalesef bu ve benzeri ülkeler, hukuki talebimizi siyasi mülahazalarla reddetmektedir. Bu da hukuk açısından büyük bir katliam, skandaldır."

HÜKÜMETİN DE MECLİSİN DE GÜÇLÜ OLMASI LAZIM

 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'ne ilişkin değerlendirmesi sorulan Bakan Gül, "Biz, cumhurbaşkanlığı seçiminde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk turda seçileceğine inanıyoruz. Veriler de saha da bunu gösteriyor, seçmen de bunu söylüyor." yanıtını verdi. 

Gül, milletvekili seçiminde de AK Parti'ye verilen desteğin her geçen gün arttığını, anketlerde ve seçmen nezdinde yapılan değerlendirmelerde bunu gördüklerini aktararak, "Bu sistemde başarıya ulaşabilmesi için hükümette kim varsa Meclis'te de aynı partinin çoğunlukta olması lazım." dedi.

Belediye başkanı seçerken aynı gün Meclisin de seçildiğini hatırlatan Gül, şu görüşlerini paylaştı:

"Burada da birbirine benziyor. İcracı ama Meclis'ten bütçesini geçiremezse hiçbir şey yapamaz. Eğer demokrasi anlamında vatandaşlarımız 5 sene sonra oy verdikleri kişiden hesap sormak istiyorlarsa, kime oy veriyorlarsa, partide de Meclis'te de yine aynı partiye oy vermesi lazım. Çünkü 5 sene sonra 'Bana oy verdiniz ama elimi kolumu bağladınız, Meclis'te istediğim kanun geçmedi' dediğinde vatandaşın 5 yılı heba olacak. O yüzden bu sistemin başarıya ulaşması için hükümetin de Meclis'in de güçlü olması lazım. 'Ben Tayyip Erdoğan'ı seviyorum orada oy vereyim ama burada başka bir partiye oy vereyim' dersen Tayyip Erdoğan'ı sevmiş olmuyorsun. Tayyip Erdoğan'ın başarılı olmasını, ülkemizin başarıya ulaşmasını sistemin aksamamasını, bir krize dönüşmemesini istiyorsak, Meclis'te de yeterince kanun çıkaracak çoğunluğun AK Parti'de olması lazım."

KARŞI TARAFTA BİR YIKIM İTTİFAKI VAR

Vatandaşların AK Parti'ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a oy vereceklerine inandığını aktaran Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü diğerleri hiçbir şekilde inşadan, yapmaktan bahsetmiyor, karşı tarafta bir yıkım ittifakı var. Milletimiz yıkım ittifakına değil, daha fazla koşan, büyüten, üreten, geliştiren, kalkındıran bir ittifaka, bir lidere, Tayyip Erdoğan'a oy verecektir. Şimdiden millete tepeden bakan, 'Onun apoletini sökerim, ona gelirim haddini bildiririm, orayı kapatırım' diyen bir dil Türkiye'nin yüzde 50+1'ini, Türkiye'nin 80 milyonunu kuşatamaz. Tayyip Erdoğan'ın yaptıkları ortada. Daha da yapacağımız çok önemli işler var. Demokrasi, hukuk, insan hakları bağlamında, ekonomik istikrar anlamında bunu da her beraber yapacağız. Milletimizden güçlü bir destek alacağımıza hiçbir şüphemiz yok. Çünkü biz hiç onları yanıltmadık, devlet millet bütünleşmesiyle güzel bir sonuç alacağımıza inanıyorum."

Seçime ilişkin Gaziantep'teki duruma yönelik soru üzerine Bakan Gül, kentte 1 Kasım'dan daha iyi olacak bir hava gördüğünü aktardı. 

"FETÖ yargılamalarında bin 478 kişi beraat etti. Bu yargılamalarda mağduriyetler var mı? Varsa mağduriyetlerin giderilmesi için ne gibi çalışmalar yapılıyor?" sorusu üzerine Gül, suçlu ile suçsuzun ayırt edilmesinin önemli olduğunu belirtti. Bunu yapacak mercinin mahkemeler olduğuna vurgu yapan Gül, hükümet olarak temel dayanaklarının da adaletin tecelli etmesi olduğunu söyledi. 

FETÖ yargılamalarında haksız yere ithamda bulunan, lekeleyen bir sektörün ve art niyetli insanların ortaya çıktığını dile getiren Gül, "Bu mücadelede en tehlikeli şey, FETÖ ile mücadelede herkesi FETÖ'cü diye bir şeyin içine koyarsan, herkes FETÖ'cü olursa asıl FETÖ'cüler arada kaynar. Mor beyin meselesinde de öyle oldu. Hükümet olarak, devlet olarak ilgili makamlar nezdinde suçlu ile suçsuzu ayırt etme anlamında gereken titizliği gösterdik." diye konuştu.

OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun bu konudaki çalışmalarına değinen Gül, kapalı olan mahkeme yolunun da açıldığını anlattı.

Mahkeme yolunu açmalarının temel sebebinin FETÖ ile mücadelede kuru ile yaşı ayırt etmek olduğuna işaret eden Gül, vatandaşın haksız yere ihraç edilememesi için lekelenmeme hakkını getirdiklerini kaydetti.

Adalet Bakanı Gül, "107 bin 175 kişi ihraç işlemine tabi tutulmuş. OHAL Komisyonuna 108 bin 905 başvuru var, 19 bin 500 dosyada karar verilmiş. 970 tüzel ya da gerçek kişinin iadesi kabul edilmiş." dedi.

Görevine dönenlerin olduğunu, 230 kişinin çalıştığını ifade eden Gül, burada çalışmaların daha da hızlandırılacağını söyledi. Gül, Komisyona başvuranların sonuçları internet üzerinden görebileceğini ifade etti.

34 BİN TUTUKLU VAR

 "FETÖ'cü" diye lekelenen, iftira atıldığı anlaşılanların şüpheli yapılamayacağını eylül ayında çıkarılan KHK ile getirdiklerini aktaran Gül, lekelenmeme hakkının getirildiğine dikkat çekerek, "Savcılıklar, şu an itibarıyla 15 bin 743 kişi hakkında soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verdi. Eğer bunu getirmeseydik 15 bin 743 kişinin yine kapısına polis gidecekti, şüpheli olacaktı." şeklinde konuştu.

Gerçek FETÖ'cüleri tespit etme anlamında bir mücadele içinde olduklarını vurgulayan Gül, bu kararı OHAL Komisyonu, ilgili birimler ile mahkemenin vereceğini belirtti.

Düzenlemelerle bu işin suistimal edilmemesini sağlayacak tedbirler aldıklarını dile getiren Gül, hak edenin hak ettiği cezayı almasına ilişkin mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti. Gül, "Şu anda cezaevinde FETÖ'den 34 bin tutuklu var." dedi.

BU ÇAĞRILARDA BULUNMASI KENDİ AÇISINDAN TUTARSIZLIK

"Muhalefet ve yurt dışından bazı çevreler, tutuklu olan HDP'nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın tahliyesine yönelik taleplerde bulunuyor. Demirtaş'ın yargılandığı kaç dava var ve bu davalarda hangi suçlamalar yöneltiliyor." sorusu üzerine Gül, Demirtaş'ın dokunulmazlığının Meclis'te yapılan oylamayla kalktığını hatırlattı.

Oylamada, AK Parti ve MHP'nin sayısını yetmediğini, CHP'nin oylarıyla dokunulmazlığının kalktığını hatırlatan Gül, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şimdi kalkıp CHP'nin Genel Başkanının ya da adayının Demirtaş ile ilgili bu çağrılarda bulunması kendi açısından tutarsızlık. Öyle bir oylamada yer olmasaydı yargılamanın önü açılmayacaktı. Tutuklamaya Türk yargısı karar verdi. Adaylık ve seçim meselesi ortada yokken tutuklu olan bir kişi. Bu kişinin aday gösterilmesi halinde de birtakım kısıtlamalara maruz kalabileceği, cezaevinde olduğu göz önünde bulundurularak herhalde aday gösteren parti de bunu çok iyi biliyordu. Buradan farklı bir durum ortaya çıkarmak, suistimal etmektir. Türk yargısının yetkisini yok saymaktır. Kararı veren hükümet değil mahkemelerdir. Şu an devam eden 14 dosya var. Suç işlemeye alenen tahrik, terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapma gibi suçlardan tutuklu. Yargılaması devam ediyor."

Sosyal Hesabında Paylaş
T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır. →WebPortal←